Bazen basit olmalı herşey
Canhavli ile düşünmeyi bırakmak gerek,
kaybolan mucizelere inanmalıyız belki,
geceyi yıldızlara emanet etmeliyiz ara sıra
O ruhu dinlemeliyiz biliyorum, hani içimiz de olanı
Sonbaharı duymalıyız
Soluğumu kesen nefesi arıyorum güneşin dolgun bakışlarına müspet bir tebessümle karışık solgunlukla…Kenardan doğuyor gün batımı diyorlar, galiba kıyamet senaryosu hazırlıyorum… Yağmur göz bebeklerimize vurdukça alçalıyor kısa huzmeli bulutlar. Seni orada gökkuşağında tanımlıyorum. Aşkı unutuyorum bir ara sadeliğin verdiği kıvamla… Yağ yüzüme doğru yağmur, istemsizce dokun damarlarıma. Denize kalsın sana son dokunuşum, işle bana yağmur, sonunda aşktan kalma dimdik çıkayım karşına…
Yağmuru yazıyorum.
Dalgalı denize düşüşlerini izliyorum.
Damlalarını içimde biriktiriyorum;
gözyaşlarım bazen oradan gelir benim.
Islak kumlara adımımı atar atmaz gömülüyorum.
Kalbim geliyor aklıma;
Yağmurum ben.
Bir damla suya
batırıyorum işaret parmağımı
ve hayat değişiyor.
Uzun süre bakamazsın aynaya,
suya baktığın gibi.
Yalnızlığın içinden konuşuyorum , kahrolmuş denizin dibinden yağmurları süzüyorum , ağzımdan çıkan belli belirsiz kırılganlıkların çıplak hali ile beraber kırık parkelere resmediyorum hecelerimi, ruhumuza işlenmiş satırlarda yaşıyorum o son dokunuşları. Yalnızlığın içinden konuşuyorum, artık daha sessiz.Sakın gelmeyin.
Gözlerim, karanlık kokulu bir ışık hüzmesinin gölgesine sığınmış. Ya gördüklerim, krem rengi delik bir çuvalın içinde asılı kalmış. Ya nefesim , uçurumun ucunda saklıyor içine çektiği acımsı kehribar dokulu çığlıkları…Ve ellerim…hiç tutmadığı bir anının soğuk izlerini taşıyor, parmak uçlarımda. Dilimde, yarım bırakılmış duaların pası, adını unuttuğum her harf, boğazıma düğümlenmiş bir sessizliğin asıl mısrası…Yağmur bile utanmışken yağmaya, gözlerim ışığın karanlığına gömülüyor , bu ne demek biliyor musun, naciz ruhumun bedenime olan özleminin son yankısı…
Sessizim , ince bir keman melodisi duyuyorum,
etrafımda solmuş ışıklar,
duygulanıyorum ara ara keman sesine,
günün ışıdığına seviniyorum,
bir damla yutkunuyorum,
umudumu aşkla harmanlıyorum.
Ve artık tarifsiz ruhlar çağırıyor var olan bedenlerimizi. Yorgun ateşlerin bedenleriyiz biz artık. Aşılması güç hatıralar, boynu bükük bir yüreğe tutunuyor sessizce. Ey aşk! Kol kola yürüyelim mi, geçmişin bıraktığı izlere inat? Yoğuralım kendimizi yeniden, bir tebessüm gibi…Masumca.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!