Türk Şair ve söz yazarıyım. Şiir ve söz benim için bir heves değil, içimde biriken sessizliğin kelimelere dönüşmüş halidir. Hayatın insanın içine bıraktığı izleri, eksilen şeyleri, yarım kalan duyguları yazıyorum.Uzun yıllardır çalışma hayatının içindeyim. Hayatın gerçek tarafını da, insanın kırılan tarafını da yakından tanıdım. Belki bu yüzden şiirlerimde çoğu zaman hüzün, özlem, yalnızlık ve içsel bir arayış vardır. Çünkü insan en çok sustuğu yerden şiire dönüşüyor. Şiiri süslü cümleler kurmak için değil, gerçekten hissedilen şeyi olduğu gibi ...
Acıtmayacağım demiştin,
acıdı.
Hayran olduğum son karanlığım,
küsmüş bir bahara uyandığım.
Tınım,
mavi duvarım harabe,
Geceyi tek bir cümle ile anlatın bana,
karanlıktan var olanı tanımlayın göz yaşlarınızla,
hıçkırıklarınıza yenilmeyin asla,
gündüzü olamayan geceyi seviyorum ben,
hani, üşüyüpte aşka sarılırsın ya,
sıcacık olur bedenin onun yüzünden,
Aslında çok aykırıyız, ama arada ruhumuza dinletebiliyoruz düşlerimizi. Beynimizi buna kapamışız yoksunlukla .Yoksa yazardım: “Akıl penceresinden sıkılmış ruhların çaresizliğiyle övünen bedenimize, ay ışığı vurana kadar ‘Aşığım!’ diye korkusuzca nida atan o şarapçının, göz bebeklerini hapsederdim.” Biz, susmanın bile yankılandığı bir geceye şarkı söyleyenleriz. Aklı susturup ruhu konuşturanlardanız ve belki bu yüzden, en kırık suskunluğumuzdan doğan sessizliği bile alkış sayarız
Deniz kokusunun o karanlığına sırtını verdin mi hiç,
Ben verdim bir zaman olsa
Kaş'ta diyelim, Orhaniyede...
Tebessüm ettiler hepsi bana
Yutkundular bilakis ama ,
Orhanın adını duyunca...
Çok sessiz olun şimdi…
Gözlerinizi kapayın
ve bir düş kurun.
Leylakların kokusunu hissediyorum ben şu an.
Deniz kenarında,
kumların üzerine oturmuşum.
Karanlığın ardı gerek bazen, serpilmiş kuru otlarla birlikte yeşeren çimlerin üzerine koyuvermeli batan güneşi. Hani boğazın düğüm düğüm olur ya, hain hain bakar gözlerin geçmişine, işte orada , tam orada, insanlığından çıkmışlığın aklına gelir, düzeltemezsin. Gururun, kibirin, art niyetin nasıl da tebessüm ediyor sana.. Karanlığın ardı gerek bazen, eğer yüreğin varsa, tüm yaşanmışlığa ve ömrüne adadıklarına elveda sözleri ile bak..Bak ki yeşersin içinde ki batan güneşin ışığında serpilmiş kuru çimler. Kendini hatırla.
Dokunuyorum,
hislerime,
gözlerimin değdiği yere,
dağıldım bir ara,
denizimi verin bana,
korkuyorum,
Canım yanıyor. Kör bir gün yüzüne savuruyorum geçmişimi. Denizlerin tuzunu çekiyorum içime, sisli ruhumu hapsediyorum dokunaklı filmlerin altyazılarına. Toprağa dokunduğum an, güz rengi kelebeklerin zehri çöküyor kanıma. Sonbahar çiğdemi sarmış gözlerimi ve ağlatmaya kıyamıyorlar beni. Ama ağlayamayan sadece gözlerim mi? Aşk…canım yanıyor.
Karanlığın içine hapsolmuş gece,
kumların arasından sıyrılmışım,
aydınlığın son demine yaklaşırken,
gözyaşlarım vurmuş yüreğime,
çocukluğumun mucizelerini özlüyorum bazen,
ölüye yol gösteren mezarları çekiyorum içime
Geçmişten kalma ruhumuza,
kalemi kırık bir bulut konuyor ,
deniz kokulu gece genzime yapışıyor mısraların kıvrımıyla.
bir kadının gülüşüyle şiire çıkıyor o masum berraklık. Hazırsan vakti geldi.
Haykıralım, kuralım artık kalbimizde ki satırlar dolusu en karanlık tebessümleri…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!