Yüreğimi bir mana ırmağına bağladım
Yaşananlara altı gün altı gece ağladım
Susuz bir denizde dünyayı yeniden yıkadım
Hakkın mührünü zulmün üzerine basıp zalimleri dünyadan kovaladım
Yardımımıma koşan büyük komutanlar vardı
Sonradan şarlatanlar yamultarak yazmasın diye kendim yaşatarak yazıyorum.
Sırrında bir sırrı var.
İnsan kalanın dünyasıdır o dünya. Başka bir yerde alem arama.
Taptığını arıyorsan cehennem dünyana hazır gelmişken orada ara.
Negatif nefis ve pozitif nefis arasında kalırsan insan olmakla şeytan olmak arasında kalırsın.
Bir ibret ile ilk kez canlı ve ölü kelimeleri yan yana canlı ölüler olarak kullanıldı.
Mana varlığı olduğumuzu unutmassak, o manadan biraz damıtır dünyadan öyle gideriz.
Çünkü aynı konudan her insan başka bir mana çıkarabilir.
Her mana her insana başka bir ufuk açabilir.
Madde amaç değil araçtır. Sömürge tüm beyinlerde maddeyi amaç haline getirdi. Mana ile doymayı unutan her beyin madde ile şişti. Sözde din adına eğitim ve öğretim işte bu noktada insanı manadan uzaklaştırıp madde ile bilimsel üretim ilişkisini keserek maddenin sahibi olma yarışı içine cehalet sayesinde insanı soktu. Oysa ahlak madde ile mana ilişkisini dengede tutmayı öğretir. Ahlaklı insan değil sömürüye hizmette kusur etmeyen ahlak yoksunu insan yetiştirmenin bedelini ödüyoruz köy enstitülerini kapatan zihniyet yüzünden.
Yaşamın süzgecinden elenerek yazılmış bir yazımı daha paylaşmak istiyorum.
Yaşama her aşırılık zarar verebilir. Çok fazla paylaşım yaptığım için çoğu insanın kendiniz ile çelişki içinde olduğumu düşüneceğini de düşünerek bu konu dahil bir kaç konuya daha derinlik kazandırmak istiyorum. İyilik adına yeryüzünde bir aşırı durum yok, kötülük adına bir aşırılık yaşamı zehirlendiği için bu süreç yaşanıyor.
Aşırı iyilik de kötülük üretir, yalnız aşırı kötülüğün her zaman iyilik sonuç üretmesini hemen beklemek biraz saflık olur. Bunun sebebi şudur; iyiliğin gücü madde güç olmadığı için madde güç ile örgütlü olan kötülüğü iyiliğe taşımak aynı şekilde sonuç vermez. Çünkü iyiliğin mana gücü görünmez bir güçtür ve görünmediği için mana bilmek ve bilgelik yolunda aydın bir bakış açısına sahip toplum ister. Gerisi zaten kötülüğün gücü olduğu için iyilik bu durumda gücü yokmuş gibi kötülük toplumların da yanlış bir algı üretir. Ayrıca kötülük iyiliğin gücünü kötüye kullandığı ve kendini iyi olarak görenlerin aslında kötülüğün destekçileri olduklarının ne kadar farkında olduklarını bilmediklerinden veya bilinçli bir tercih ile ilgili bir durumdur.
Bu yazının amacı negatif enerji ile olumsuz bir durum yaratmak adına değil tam tersine gerçekler ile yüzleşmek için bu tür bilgileri yaymaya olan ihtiyaç ve uyanışı zirveye taşımaktır.
Mankurt Tutsaklık Nedir?
Bu tarifi ilk kez Türk yazar Cengiz Aymatov Toprak Ana kitabında dile getirmiştir. Yaşamdan aldığı bir gözlemin sonucudur.
Hayatın en büyük yalanlarından biri
'YİNE DEMOKRASİ KAZANDI' yalanıdır
Halka sandıkla atılan kazığın üstü
Ancak böyle bir yalan ile kapatılabilir
Kazığı sandıkla atanlar
Susuz tufanda kimler yıkanamadan kirleri ile ortada kaldılar?
O dip dalga neydi?
Neden bu manzara kimsenin ilgisini çekmedi?
Manzara kötüydü değil mi?
Çırpınıp duruyorlar şimdi
Canlı ölüleri önünüze hangi güç serdi.
Derdin varsa anlatma insana
Bir dertte o olur sana
Doğaya git
Uğra duvar diplerinde biten otlara
Kaldır başını bak gökyüzüne
Bir kadının karnından gelir,
İkinci bir kadının da yüreğinde yer ararız.
Biri ana, biri yar.
İki kadının kalbinde ölmemeyi marifet sayarız.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!