İki ölümcül duygumuz var
/Aşk ve /Korku
Butimar kuşu bu iki duyguyu yaşatır
Anadolu'nun dağlarında, yaylalarında her renkte çiçekler açıyor
Birileri çıkara satılmış çiçekler açmasın, toprak doğurmasın ve üzerinde yaşayanları besleyemesin diye Fırat nehrine ve topraklarımıza zehir saçıyor
Doğa yine uyandıracak bu toprağın çocuklarını,
Bu toprakların çocuğu olamayanlara karşı.
Keşke bu dünyada yaşayan ikiyüz elli milyon Türk'ün tümünü ilgilendiren bir konu en azından düşman kadar tam tersi yönde bir talebe dönüşmüş olsaydı bugün çoktan bir Türk tarafından yönetilir olurduk.
Her Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı kanun önünde Türk olup düşman yetmiş beş yıldır ulusumuzun bilincini ırkçılık, mezhepçilik, particilik ve ideoloji bataklığında bilinçaltı tahrip edilerek son yirmi yılda da atadan kalmış neyi var neyi yok hepsini satanları baş tacı edince kendi kendine ihanet eden bir toplum olmanın bedelini en ağır bir şekilde ödemek zorunda kaldık.
Mustafa Kemal Atatürk'ün kulaklara hitap etmemiş sözlerini ilk kez okuyacaksınız demiştim.
Sarı saçlı mavi gözlü bir dağa gel diye Atatürk'ü istemiyor muydunuz?
O bir sırla geldi
Gitmemişti aslında siz onu görmediniz, sahip çıkmadınız
Kimse kusursuz doğmadı
Hasarı büyüdükçe artırdık
Kimse kusurlu da doğmadı
Vicdanımızı temiz tutamadık
Kırdıkça, incelttiğimiz yerden kırıldık!
Yusuf Ağa Kars ili Çıldır ilçesi Suhara köyünde 93 harbi döneminde yaşamıştır.
O günkü yerel yönetim düzenine göre kendisi o bölgenin 'Gilavası'*olarak görev yapmıştır.
Kendisinden genetik olarak bizlere geçmiş bir ahlak anlayışı olarak yaşattığı bir merhamet hikayesi örneğini ilk kez paylaşmak istiyorum.
Bizans gömleği giyen sultanlar kibri suçluyor. Biri o sultana ayna tutsun kibri görür.
Kula kulluk edenler zulme karşı şükür namazı kılıp yaratan çok büyük diyorlar. Şirkin içinde boğuldularını başkaları fark ederek görür. Bunların ne halde olduğunu asla bağnaz zihniyetleri yüzünden anlatamazsınız.
Camilerde son çeyrek yüzyıl da tek rekat zülme şükür namazı ürettiler. Beykoz'da bizzat şahit oldum.
Yaşı ilerledikçe küçülür insan
Hırslarından silkinerek
Beklentilerini azaltarak
Büyüklüğün zirvesine arınarak varır insan
Büyümek
On yaşından sonra çocukluğumu büyütmedim.
O yaşa kadar olan masumiyeti, korku destekli travma ile kirlenmemiş bilinçaltını temiz bir şekilde koruyabilmek için ayrı bir özen göstererek büyükler gibi roller içinde o çocuk tinini bugüne kadar taşımak için gayret gösterdim.
On yaşında bir çocuğa kendi askeri yaklaşma vururum 12 Eylül 1980 askeri faşist darbede dedi ve bugün sadece rakamlar ile yaşım elli beş oldu.
Aldırmayın çocuklar
Büyüklenen büyüklerin kaygısına
Gömülmüşler bencil bir çukurun içine
Debelendikçe batacaklar, aldırmayın
Büyümeyin çocuklar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!