Ayna gibiydi güven
Güveni kırdılar
Çizik gösteriyor şimdi
Bakanın üzerini çizmiş gibi
İki kız çocuğu gördüm
Biri diğerinin annesiydi
Vahşi bir zihniyeti
Gözümde küçülterek
Birlikte büyüyorlardı
Karanlık bir çağın sonrası bir gaflet perdesi daha yırtılıyor
Muasır medeniyet seviyesine ulaşacak Türkler
Salgın, para tehdidi tiyatrosu ile zamana oynuyor şer
Madde ve mana gücümüzü bize karşı insanlığı her hatırlattığımız çağda içimizden birilerini bize karşı kullanarak kötülük üretiyorlar.
Devrim sözü şimdi söz konusu oldu.
Başa çıkamıyorlar!
Feodal çalıntı birikim zihniyeti her çağda üretilen toplumsal eşitsizliğin rantlantısal olmayan niyetin sonucudur.
Barbarlık bukalemun gibi renk değiştirerek çalıntı birikimin düzenlerini kurmakta sinsi niyetler ile çalışır.
An çağda birikmiş çalıntı bilgi gücü ile bilgi çağı adı altında dijital varlıklar veya araçlar yapay zeka ile feodal çalıntı birikime yeni sayfa açmak istiyorlar.
Bir tarafta çocuk işçiler
Bir tarafta işsiz büyükler
Bir tarafta işsizlik yok diyen yüzsüzler
Çalışan çocuķlar
Alın teri çalınan büyükler
Bakın şu nasırlı ellerimize. Emeğin güçlü elleri olduğu için ne kadar güçlüler.
Bizim gücümüz olarak bizden aldığınız ve bizim yararımıza kullanmadığınız iktidarınızı, saraylarınızı, üretim ve hizmet araçlarını, sürdüğünüz sefaları sizden geri alacağız.
Toprak, emek ve ekmek bizim iken sayenizde ekmeğe muhtaç olduk.
Çalkantılar devrim ile durulacak. Eldeki soygun hesabı çarşıya uymadı.
Karşılıksız para ile insanlığın adı Türk ulusunu soyuyorlar.
Karşılığı olan ne kadar maddi değer varsa onlara da el koymuş bu sayede hem bizim sırtımızdan geçiniyorlar hem soyuyor hem de haklıyız diyerek bizi tehdit ederek ne dersek o olur diyorlar.
O Türk ilmi sır kozmik frekans düşünce enerji gücü ile olmaz dediği için zulüm kaybediyor.
Halifeliğin İstanbul'a getirilmesi başlangıç noktası oldu. Birinci ve ikinci meşrutiyet dönemleri Osmanlı imparatorluğunu yöneten padişahların çağı kaçırmış oldukları için batıya yaranma çabaları tefecilerin borç tuzağına düşmesi sonucu Anadolu'nun iki katı toprak kaybı ile sonuçlandı.
Cumhuriyet devrimleri barbar soyguncu ve yayılmacı batıya karşı yapıldı. 1938 sonrası yönetim batı mandası altına yeniden girince yeniden neo Osmanlıcılık Cumhuriyet devrimlerini din düşmanı ve batının işbirlikçisi olarak suçlayarak okumayan ve sorgulamayan Türk ulusunu dini siyasete ve ticarete alet ederek aldattılar.
✓ Ahmet Hamdi Tanpınar'ın 'çalmak ve servet yığmak onlara yetmezdi. Fakirin alkışı, duası ve gözyaşı da lazımdı.'
Bu tespitler işte bu sahtekar işbirlikçi soyguncu zihniyetin ikiyüzlü hallerini anlatıyor. Çalmak ve servet yığmak birinci aşamaydı. İkinci aşama kendilerine hayran bir kitle üretmek için savaş üretmek yoluyla sağlanabilirdi. Bu sebeple dost görünümlü düşmanlık ile dost olmaya onlara hizmet etmeye adeta and içerek aldatma oyunu oynayarak yeniden aldatmayı deniyorlar.
Bugün haçlı batının işbirlikçisi olduklarını yaşattıkları söylüyor. Gizlemeye güçleri yetmiyor..
Bir gün birisi, fakir neden fakirdir diye kendisine sordu. Sonra yanıtını da kendisi verdi.
Fakir çalmasını bilmediği için fakirdir dedi.
Sonra fakir olduğunu yüzünüzü göstererek ispat etti.
Toplumun yüreğinde yer etti temsil yetkisi aldı. Ve fakirliğini ortadan kaldıracak suçluyu toplumun tümü olarak gördü. Verdiği sözü unuttu. Güç yerinde durmuyordu.
Toplumun yüz yıllık birikimlerini çaldılar ve çaldırdılar.
Bugün toplumun büyük çoğunluğunu fakir bıraktılar. Küresel çete yerli işbirlikçi kodamanlar ile kol kola girerek Türk ulusunu soymaya devam ediyorlar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!