Evimin salonundaki sehpanın üzerinde
televizyon sehpasının altındaki rafta
çalışma odamdaki o ihmal edilmiş köşedeki çantada
bir sürü film cd’si birikti.
Doğru dürüst bir düzeni de yok...
Herkes bizde öyle meraklı ki müdürlüğe,
ille birilerini yönetmeye
hükmetmeye,
liderlik üzerinden beslerken egosunu
lüpletmeye ve o biçim götürmeye;
kişi başına 2 müdür düşer olmuş!
Eline kalemi alıyorsan
mutlaka cesaretli olacaksın.
yoksa hiç boşuna taşıma zahmetine girme!
Taşlı-topraklı
su baskınlı, fırtınalı
Adamın başının üstüne 40 yılda bir kuş sıçıyor;
koşa koşa bilet alıyor
yüzünde bir coşku...
Lan bizim başımızın tepe noktasına hergün
gelen-giden,
Sosyallikmiş
networkmüş
kucak kucağaymış insanlar,
pek sevişirlermiş,
kültürlenirlermiş,
giyinirlermiş-soyunurlarmış birlikte...
Sokaklarınızdan bunaldığımda
güneşinizden boğulduğumda
içecekleriniz bana zevk vermediğinde
ve beslenmek için 'kesmem' gerekmediğinde
hep 'gerçek yerim' geliverir aklıma.
henüz geri dönemediğim o yer...
Tıpkı çeşitli epostalar açıp, kullanmayı takıntılıca sevenlerin,
yan şube atadığı kardeş bir epostayı,
çalışma sistem farkından dolayı ana epostaya yönlendiremeseler bile
sevmeye, kabullenmeye, kullanmaya devam etmeleri gibi;
çok kapsamlı iletişim ve arkadaş zinciri olan insanların
Konular kendi hallerinde gezinirken
“şiir” olmadan önce
nasıl da sadedirler
beklentisiz
ifadesi, gücü yettiğince
edebilikten de uzak çoğu zaman…
Öyle bakmaz jestine mimiğine,
dudaklarına dalıp gitmez,
dakikalarca öpüşeceğim diye
alev alev tutuşmaz...
Göğüsleri nasıl dik ve büyük diye
'virüs' olmayı bilmeliyiz gönüllere
hızla yayılmalıyız
çünkü yayılabilecek başka yapı kalmayacak
gönül'den başka
bedenler eridiğinde, kül olduğunda...




-
Zafer Zengin
Tüm YorumlarBen şairim demeyi şiirleriyle gösteriyor..Okuyucunun önüne serdikleri 'evrensel gerçekleri [miz]..okudukça
unuttuğumuz isyanları yeniden hatırlıyoruz..Gerçeği
sofraya koyup yüzleşme gücün varsa al ne kadar lazımsa diyor. Sesi ilginç metalik bir ses gibi geliyor kulağa..Doğal desek sahte to ...