En çok ağlamayı seviyordum. gözlerim dolunca koşup, ağladığım limandı.
Bir de utangaçlığım vardı üzerimde, utanılacak bir hal olduğunda gölgesinde durduğum mahzendi.
Bir ömür ağlamak ve toplum içinde, utangaçlığım arasında gidip geldim.
Dengesizlere ayar verecek terazi değilim
Her şey ayan beyan orada
Kimin neyi istediğini
Neyi istemediğini bilsin şu insan oğlu.
Bir ayrılık türküsüydü zaten, çalıp duruverirdi yanı başımızda.
Sesimiz duyulurdu bütün kavgalarda
Bütün türküler bizim için çalınırdı radyolarda,
Gece olunca sesimiz dinerdi
Kimseler bilemezdi hangi suçun sanıklarıyız diye..
Uzakların sarıp koklayamadığı
Düşündükçe gülümseten, sımsıcak
Sevdalı yüreklerin delisi olmuştum.
Gecelerin uykusuz bıraktığı
O kadar çok savrulup, avutulan
Bilemedim Ki
Ne çok ta, eski yalnızlıklarıma benziyordun
Yıllar geçse de aradan, hiç doyamadığım
Şimdi.
Külünü ne tarafa döksem ki, şu yalnızlığımın.
Ne yapıp, ne edip,
Sen üzülme !
Dürüstlüğün de mayasında vardır ayrılık
Unutma
Ölümlü bir kalabalığım olmadıkça
Seni unutturmayacağım, şu gönlüme.
Ne çok sözler vardı dilimin ucunda, söyleyemediğim
Ne çok insanlar gördüm yalan dünyada,
Hiç mi hiç, anlayamadığım
Ne çok canlar tanıdım hayatta, kelli felli
Kaf dağından su içerlerdi.
Eskinin derlenen türküler
Baştan başa yaşanmış
Birer taş duvar yapıtlardı.
Bayım !
Bir bilet verirmisin
Siyah kalemle yazılmış olsun
Üstünde koltuk numarası da, yazmasın.
Dönüşü olmayan
Keşkelerim pek olmadı.
Sevdiysem ölümüne sevdim
Kirine sabununa bakmadım..
Sevgi denince hep gülden bahsederiz.
Sümbülün,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!