Originally bought as a property for Freddie Bartholomew in 1938... Production was so far under way (including Bartholomew posing with Indian elephants for newsreel cameras) , that the project was eventually abandoned to save costs...
Cemal Reşit Rey 'Çağrılış' adlı ilk senfonik şiirini 1949-51 yılları arasında bestelemiş ve eser ilk kez yönetiminde, Paris'teki Empire Tiyatrosu'nda 3 Nisan 1952 günü Orchestre National de Paris (Paris Ulusal Orkestrası) tarafından seslendirilmiştir... Bu konserde C.R. Rey'in eski bir Türk masalından esinlenerek bestelediği 'Çağrılış' ile Albert Roussel'in 'Baküs ve Ariana Süiti' ve Çaykovski'nin 5. Senfoni'si yer almış; eser çok beğenilmişti... Hem de tüm karamsar, ümitsiz havasına karşın lirik anları da yaratan eserde ölüm düşüncesi işlenir ve buna cesaretle cevap verilir...
8 Ocak 1977 günü besteci yönetiminde İDSO'nın Şan Sineması'ndaki konserinde çaldığı eserde bir sunucu da yer almış ve Tarık Gürcan masalı anlatmıştı: 'Yüreğindeki ölüm korkusu müthişti... Bütün benliğini sarmış olan bu sabit fikrin tesiri altında, kaçıyor, durmadan kaçıyor... Umudu: Yeryüzünde O'nun, ölümün bulunmadığı bir yere vasıl olmak... Boşuna umut! Çılgın adımları onu nerelere götürürse götürsün, mezarlıklar veya cenazeler ona O'nun orada bulunduğunu daima hatırlatıyor... Bir düğün şenliklerinde ve hattâ halk bayramlarında bile... Böylece yıllar geçti; O ise, hayatının bir tür sadık yoldaşı oldu... Günün birinde, O'nun izlerine hiç rastlanmayan, bilinmedik bir diyara varıyor... Kendisini karşılayan tatlı yüzlü, sakin edâlı insanlar cevap veriyor: Ölüm mü? Bunu bilmeyiz! Elbette bizde de çocuklar doğuyor... Daha kalabalık olmayışımıza mı şaşıyorsun? Bak dinle: Şu gördüğün karşıki dağın ardından, arada bir, bir ses yükselir, içimizden birinin ismini söyler... O zaman, o ismi taşıyan kimse dağın ardına gider ve bir daha geri gelmez... Orada kalmaya karar verir... Günün birinde, Ses onun ismini telaffuz eder... Bu kardeşce çağrılışa doğru gitmek üzere, ağır ağır yola çıkar...'
Ottorino Respighi - Gli uccelli - Antiche danze ed arie - Trittico Botticelliano... (Orpheus Chamber Orchestra)
Bedia Akartürk - Aşkınla Ben Divaneyim...
Jean-Gabriel Domergue (4.3.1889 - 1962)
'La Parisienne' - 1956
Evgeny Baratynsky (1800 - 1844) 'The Gipsy'
Ferruccio Busoni - (Between Mysticism And Occultism) - Giuseppe Mariotti
İlhan Mimaroğlu - 'Manyetik Band için 12 Prelüd' (1966 -67)
...
Originally bought as a property for Freddie Bartholomew in 1938... Production was so far under way (including Bartholomew posing with Indian elephants for newsreel cameras) , that the project was eventually abandoned to save costs...
...
'The Misfits' (1961)
John Huston
Hümeyra - Dilber...
...
Cemal Reşit Rey 'Çağrılış' adlı ilk senfonik şiirini 1949-51 yılları arasında bestelemiş ve eser ilk kez yönetiminde, Paris'teki Empire Tiyatrosu'nda 3 Nisan 1952 günü Orchestre National de Paris (Paris Ulusal Orkestrası) tarafından seslendirilmiştir... Bu konserde C.R. Rey'in eski bir Türk masalından esinlenerek bestelediği 'Çağrılış' ile Albert Roussel'in 'Baküs ve Ariana Süiti' ve Çaykovski'nin 5. Senfoni'si yer almış; eser çok beğenilmişti... Hem de tüm karamsar, ümitsiz havasına karşın lirik anları da yaratan eserde ölüm düşüncesi işlenir ve buna cesaretle cevap verilir...
8 Ocak 1977 günü besteci yönetiminde İDSO'nın Şan Sineması'ndaki konserinde çaldığı eserde bir sunucu da yer almış ve Tarık Gürcan masalı anlatmıştı: 'Yüreğindeki ölüm korkusu müthişti... Bütün benliğini sarmış olan bu sabit fikrin tesiri altında, kaçıyor, durmadan kaçıyor... Umudu: Yeryüzünde O'nun, ölümün bulunmadığı bir yere vasıl olmak... Boşuna umut! Çılgın adımları onu nerelere götürürse götürsün, mezarlıklar veya cenazeler ona O'nun orada bulunduğunu daima hatırlatıyor... Bir düğün şenliklerinde ve hattâ halk bayramlarında bile... Böylece yıllar geçti; O ise, hayatının bir tür sadık yoldaşı oldu... Günün birinde, O'nun izlerine hiç rastlanmayan, bilinmedik bir diyara varıyor... Kendisini karşılayan tatlı yüzlü, sakin edâlı insanlar cevap veriyor: Ölüm mü? Bunu bilmeyiz! Elbette bizde de çocuklar doğuyor... Daha kalabalık olmayışımıza mı şaşıyorsun? Bak dinle: Şu gördüğün karşıki dağın ardından, arada bir, bir ses yükselir, içimizden birinin ismini söyler... O zaman, o ismi taşıyan kimse dağın ardına gider ve bir daha geri gelmez... Orada kalmaya karar verir... Günün birinde, Ses onun ismini telaffuz eder... Bu kardeşce çağrılışa doğru gitmek üzere, ağır ağır yola çıkar...'
...