Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Tuna Kafkas
Tuna Kafkas

her uçurum; bir ovaya, sevdalıdır...

  • Altı kaval, üstü şeşhane (Şişhane)06.01.2024 - 01:08

    zaten nicedir sadece çile çektirip,
    çağrına mütereddit halimle,
    vicdanını işgal altında tutuyordum…,
    kafesinden salıverilmiş bir güvercinin
    hürriyeti kadar ellerinde artık
    sana tahmil ettiklerimden azadlığın,

    \ah, gidemedin bizden
    ve gidemedik senden bu sefer de,
    ki biz senin esirin sanırdık kendimizi,
    oysa asıl tutsak senmişsin bize…,
    uzun senelerin umuduyla vadeye bağlanmış
    ve bozulma sebebi ölüm dahi olmayan bir vaadle,
    sabâ makamında bir sabaha daha çıktık,
    çok şükür,
    ah;

    bir uçuk turunç güle benzer o yüzün,
    yakışır mı o gece gözlere hiç hüzün,
    eğme öyle başını yetimce ve küskün,
    bir nilüfer gibi açsın durgunluğuma gülüşün,
    ki sen bildiğim tek elbistan türküsüsün…,

    kalbe doğan ve yok saydığımız,
    yakındaki hasretliğin malumuyla,
    ve içimize akan göz yaşlarıyla geçiyorken
    zahiri zorlayan günlerimiz,
    ve göz pınarlarımızdan sızan
    kor olmuş tek tük nemlere rağmen,
    içimizde taşıdığımız bu gönül ferahlığı,
    vuslatmış meğer yarınlardan önce yarına;

    çiziyorum şimdi zihnimin anlayış bekleyen
    açıklamalarının altını ve tutmayan hesapların
    dört işlemini yapmayı deniyorken,
    ikaz lambaları yanıyor her adım başı
    ve oyuncakları hayatlarımızın,
    alt üst alt üst alt üst etmede hayatlarımızı,
    ah;

  • nadas06.01.2024 - 01:00

    ömrümden ömrün geçer ömrüme…,
    ve ah ben şimdi kederliyim,
    kendi kendine konuşan bir deliyim,
    ölüyorum senden savruluşumdan,
    ve şu halimle,
    mecburum kapına dayanmaya şiirim,
    yürek tımarhanesinden bir serseri belle beni,
    bir şair bozuntusu desen de olur,

    ey bütün rotalarımın
    sözleriyle istikamet bulduğu,
    sana attım demir
    ve varsın divânında boğulsun imlâsı kalemimin,
    ama sor bana neden,
    neden bir turuncu gülün suretiyle gelen,
    vuslat sabahının anısıyla böyle haşır neşirim…,

    ah sevgili içim söyle bana;
    bu kendimden habersizlik gafletinden,
    beni paklasın istemezken teneşir bile,
    kurulduğun keder tahtında,
    bu yakınmasız halin ve
    asude memnuniyetli tavrın,
    hangi mukaddes kabulden gelir,
    söyle…,

    ve zihnimde kandiller söndüğünde,
    kuytumdan bakınca insanlar,
    karınca misal,
    yüzümü cama yaslar izlerim onları,
    hayat;
    aynı filmi yüz milyon kez oynatır,
    herkes kendi yükünü taşır,
    sırtında aşını ve bir başınalığını kalbinde…,

    pencereden bakar hislenirim,
    ufacık tefecik karınca insan…,
    hey hayat;
    ölüyorum an be an,
    ama sor bana neden,
    neden;
    iri tesbihler gibi akıp çenemde toplanır yaşlar,
    sabah namazından dağılan cami cemaatinin
    en arkasında kalmışlığım neden…,

    gün ağarırken huzur esenin avlusunda,
    nicedir süren muhatapsız bir yaşama,
    sabır sebebinden yumuluyken çapaklı gözlerim;
    umur görmüş sesinden,
    nadaslı kalbime akan o kızıl ateş,
    ve işlerken içime gariplere has sesin,
    ah,
    ne vardı hiç doğmayaydı güneş…,

  • sittin sene06.01.2024 - 00:53

    ara ki bulasın artık,
    yılan dilli kısaltmalarda o yaşama sevincini,
    kulağına fısıldasam
    ve bak alınma ama istanbul,
    nefesin anason ve uluorta
    döl bereketi kokuyor sokakların,
    egenin kucağına akıyor bakteri kominleri,
    gözlerimin tirilyesi,
    zeytinin karası,
    kokuşmuş ölüüüüüüüü sardalya,
    ve ha sendeki ben,
    ha bendeki sen din kardeşim,
    al sendeki beni,
    vur bendeki sana,
    karma karışık artık bizim mahalle,
    kördüğüm,
    ortaya tepside şöyle karışık yaptırıyoruz malum…,

    ve çok kutuplu/kalp kaçağı,
    elektrik akımından cereyan alan ocaklarda,
    çingene sarmaşığı ve sırnaşık
    pişkin yüzsüzlükler…,
    yanık kozada erdemler
    ve mecalsiz kelebek olmaya,
    tırtıldan iyi niyetler…,

    kabahatler olmuş birer piç ki sorma desen,
    kim bana diyor, diyor güzel kardeşim…,
    ve kimse haliyle nüfusuna almıyor;
    sittin senedir bitmeyen bakla takla devranı,
    yere bat e mi…,

    örülmüş ağına düştük cümleten zehirli örümceğin,
    ki panzehir ne mi,
    ah ayol o da sorulur mu,
    aşk olsun; aşk elbet,

    kimimiz var kendimizden başka diyerek…,
    öfkelerimiz en çok kendimize olmalı,
    bunu bilseydik hiç değilse keşke,

    ah neredesin,
    korkuyla ümit arasında durmaya muktedir,
    muvazene/denge,
    neredesin irade ve
    karar kılmışlık
    ve kıyam mukavemeti,
    öz disiplin,
    ah;

  • Ayıkla pirincin taşını06.01.2024 - 00:50

    zamanelerin zıpçıktı kuşaklı
    yürek kapılarını kapayan dijital çığ,
    siber koru,
    karın örttüğü köz değil mi…,
    bu nasıl krizantemdir kardeşim;
    incinmişliğimi daha nereye kadar,
    kan kusarken kızılcık şurubu içmişliğe verebilirim,

    gel bakalım sen de ahmet telli;
    çocuksun sen öyle mi, peki
    her ayrılıkta bozulan imlanın alfabesi kaç harf,
    ve üç ayrı \h sessizlerine malik mi…,
    ah tabi elvedalar, hoş/çakal sevgilimler,
    ve her türlü tövbenin yüz karası…,
    sözünden dönenin önde gidenlerine râm,
    kahpelerin devranı,

    kibarlıkların bitlenmiş arap saçını
    ve ayıkla pirincin taşını şimdi hadi...,
    yüz hatlarımızda bekleyen tebessümler,
    gözlerimi mesken tutmuş…,
    vakitsiz ecel gibi buruşmuş,
    yalandan güz ve alaycı yüzler,
    mevsimsiz göçler,

    küfürü hüner sayanların emmisi,
    beri gel sen de,
    tek sevdiğin babanla beraber can yücel,
    sevdiğim kadar sevilirim öyle mi,
    salağın en salağı,
    buysa hayat, bu hayatın yedi sülalesi,
    istanbulun ta yedi tepesi,

    ki dibi tutmuş bir kere
    akdeniz kokusunun dahi…,
    çukulatadan beklene dursun seretonin,
    harman yerindeki yanık tenin
    yerini tutacak tarımsal/kırsal kalkınma,
    öyle mi…,
    tabi tabi bekleyelim,
    sirkecideki han hamallarının sırtındaki,
    küfe ip izlerinin helali olan,
    ayran aşı kadar,
    içimize aş olacak ha…,
    emekçilerin emekleri;

  • sessiz tanık06.01.2024 - 00:40

    koskoca tekrarsız ömürler geçiyor,
    kayıp nesiller jelatini açılmadan
    göçen nesillere ekleniyor,
    ah senin yüzün kuzeydoğuya,
    benim yüzümse güneybatıya dönük…,
    daha ne vakte dek bekleşelim, yeniden
    bir zaman dilimi daha verilir mi bize diye,
    umutlanan gözbebeklerimiz
    ve tükenen yüreklerimizle be hey dost…,

    kendi haline terk ettin nicedir sen cemiyeti de,
    tutmaz oldun ellerimizden,
    ve gülmüyorsun artık,
    bahtımızın yıldızı gibi yüzlerimize,
    oysa ruhlarımızın çektiği acılara tanıksın,
    kovulduk mu kapından yani söyle;
    merhameti, merhametlilerin
    en merhametlisinden,
    ilhamla almış aşk..,

  • habil ve kabil06.01.2024 - 00:21

    geçen kimi bir çift gün olur ki,
    kimse bilmez kaç seneye tekâ/bül eder derkene,
    heceyi /bul olacakken /bül yapmak,
    katil bir devriğin dil cinayetinin neticesidir,
    ve habil/ kardeşi değil maktulüdür kabilin,
    ki celladına aşıklar okur yazar olabilseydi hakikatte,
    içinde tekâ/bul geçen cümleleri,
    komik bulur muydu hiç,

    ve şimdi bu sorunun cevabını ise
    muhtemelen ikimizde biliyoruz aziz dostum,
    bir ömre,
    bir nesle bedel olur bazen; aşk…,

    demiyorum ki bu aşkın vicdan muhasebesinin,
    hesap hareketlerini analiz etmek,
    harcınız değildir sizin,
    aşkın mevzuatını fasıl fasıl sizden biriktirdim,
    biraz şımartılmıştım yalnızca tarafınızdan hocam,
    o kadar,
    ve biliniz ki kabahatim,
    başımı taştan taşa vurdukça,
    kalp ağrımı ne yapsam ne yapsam,
    dindirememek oldu,
    muallim; aşk…,

  • azar06.01.2024 - 00:11

    oysa yaşam,
    parmak izi bırakmadan
    eldivenlerini çıkarıyor
    maktulüne tepeden bakarak,
    ve zaman durdu al işte…;
    bıktık artık, usandı millet, tiksindi insanlık,
    bu altı ok\a hainlik eden kemalistlerden,
    ruhu sömürgecilerde rehin dincilerden ve
    genleri ipotekli devrimcilerden,
    tiyanşan kaçkınlarından,
    ve
    bilumum kurtarıcılık konforperestlerinden…,

    ki her sevda bir veda bilirsin,
    affet beni,
    yine yalnızlığa veda zamanı…,
    yazarken bu şiirimsi şeyleri,
    kelimelerim tek tek canıma batıyor,
    harflerim içimin kuyusunda ağlıyor,
    kalbimde bir serseri mayın patlıyor,
    içimin labirentinde yüzün beliriyor,
    ve beynimin kıvrımlarında,
    çapalı lisanının azarları dolanıyor…,
    ah;

  • inkârdan gelmek24.12.2023 - 00:57

  • sanatkârlık kudreti tanrıdan gelir22.12.2023 - 00:28

    https://youtube.com/clip/UgkxvNEdkCVLSJArI38qQHFjDGV0qNtP_FMN?si=Idu3yr3ULl48FYux

  • Rüzgarlı havanın kuytusu,yağmurlu havanın uykusu.22.12.2023 - 00:12

    https://youtube.com/clip/Ugkxu2T8mZM3nfs_OeB0KA3vFedlHqOiiXFB?si=5mmZNaZafG9JQ7YB