beynimizin bir uzantısı olan 1.kranial sinirimiz....bulbus olfaktorius un işlevi....koklamak... bu sinir bir süre sonra içinde bulunduğu kokuya karşı duyarsızlaşır...ve kişi iyi veya kötü bir kokuya bir süre sonra alışır.
gurur bazen herşeydir...bazen de hiçbirşey...bu insanın karşıkarşıya olduğu konuma göre değişiklikler arz eder... mesela bir erkek...evini geçindirmek için...gerekirse gururunu çiğneyip salatalık da satmalıdır mesela... mesela iki dargın akraba...bayram günü geldiğinde gururlarını hiçe sayıp birbirleriyle barışmalıdırlar....bu yaş ve sosyal statüyle de alakalı değildir...bazen büyük de olsan...sözde daha yüksek mertebede de olsan (büyük olan Allah'tır, 'gururlanma padişahım, senden büyük Allah vardır' misali) ...bazen konum gereği gururunu ayaklar altına bilerek alırsın...insaniyetlik adına... ha aşkta gurur var mıdır? ....aşkın olduğu yerde gurur, gururun olduğu yerde aşk varsa......o zaman aşk zaten aşk olmaz... bu da benim gözlüklerimle olan bakış açım...
gılgamış gözyaşıyla can bulduğu için, deniz (yani tuzlu su) onun sonunu hazırlar.... bir süre sonra o küçük çocuk kumsal da yürürken kıyıya vuran küçük bir cisme doğru elini uzatır... ve galgameth in eskisi gibi heykelciğe dönmüş olduğunu sevinerek görür..
üzerinde demir dövülen büyük bir metal parçası sanırım..emin değilim... ama emin olduğum şu ki orta kulağın anatomisinde... malleolus, incus, stapes..... yani... örs, çekiç, ve üzengi adında işitme fonksiyonuna yarayan üç adet kemikçik mevcuttur....
bir destan... sanırım bir ejderhayla ilgiliydi..ülkesi tehlikede olan bir çocuğun gözündeki bir damla yaş galgameth in küçük heykelciğinin üzerine düşer...ve efsane gerçekleşir...küçük ejderha heykeli gerçek ve büyük bir ejderhaya dönüşür ve küçük çocuğun ülkesini kötü kraldan kurtarır. yalnız gılgamış deniz suyuna dayanıksızdır...ve sonunda kendini çocuk için feda ederek denize girer ve acı çekerek erir yok olur...
beynimizin bir uzantısı olan 1.kranial sinirimiz....bulbus olfaktorius un işlevi....koklamak...
bu sinir bir süre sonra içinde bulunduğu kokuya karşı duyarsızlaşır...ve kişi iyi veya kötü bir kokuya bir süre sonra alışır.
gurur bazen herşeydir...bazen de hiçbirşey...bu insanın karşıkarşıya olduğu konuma göre değişiklikler arz eder...
mesela bir erkek...evini geçindirmek için...gerekirse gururunu çiğneyip salatalık da satmalıdır mesela...
mesela iki dargın akraba...bayram günü geldiğinde gururlarını hiçe sayıp birbirleriyle barışmalıdırlar....bu yaş ve sosyal statüyle de alakalı değildir...bazen büyük de olsan...sözde daha yüksek mertebede de olsan (büyük olan Allah'tır, 'gururlanma padişahım, senden büyük Allah vardır' misali) ...bazen konum gereği gururunu ayaklar altına bilerek alırsın...insaniyetlik adına...
ha aşkta gurur var mıdır? ....aşkın olduğu yerde gurur, gururun olduğu yerde aşk varsa......o zaman aşk zaten aşk olmaz...
bu da benim gözlüklerimle olan bakış açım...
fırında, az yağlı, kıyma veya kuşbaşıyla, güveç mantığıyla yapıldığında..harika oluyor...püf noktası isteyenler özele gelsin...yemek tariflerimle kimseyi sıkmak istemiyorum...:=)
yaşam....
gılgamış gözyaşıyla can bulduğu için, deniz (yani tuzlu su) onun sonunu hazırlar....
bir süre sonra o küçük çocuk kumsal da yürürken kıyıya vuran küçük bir cisme doğru elini uzatır...
ve galgameth in eskisi gibi heykelciğe dönmüş olduğunu sevinerek görür..
üzerinde demir dövülen büyük bir metal parçası sanırım..emin değilim... ama emin olduğum şu ki orta kulağın anatomisinde... malleolus, incus, stapes..... yani... örs, çekiç, ve üzengi adında işitme fonksiyonuna yarayan üç adet kemikçik mevcuttur....
bir insana kendi istemi dışında birşeyin dayatılması..bu ille de cinsi manada değildir..fikirlere bile tecavüz edilebilinir...
sevgi
adı yemendir
gülü çemendir
giden gelmiyor
acep nedendir...
bir destan...
sanırım bir ejderhayla ilgiliydi..ülkesi tehlikede olan bir çocuğun gözündeki bir damla yaş galgameth in küçük heykelciğinin üzerine düşer...ve efsane gerçekleşir...küçük ejderha heykeli gerçek ve büyük bir ejderhaya dönüşür ve küçük çocuğun ülkesini kötü kraldan kurtarır.
yalnız gılgamış deniz suyuna dayanıksızdır...ve sonunda kendini çocuk için feda ederek denize girer ve acı çekerek erir yok olur...