… ALATURKALAMASINA FiiLIYATI FAULÜN 2 …. Yapilmis sustali, tüm diger ölüm zulüm silahlanmalari gibi bulanmis köpürmüs her kizginligin gözünü gönlünü kin ve katliam bürümüs tornalardan ciktiktan sonra, icatci ustasina dahi amennasi uyumu ve itaati olmayan, her an konuslandigi kilifindan siyrilarak saldirganliga hali hazir keskin bilemisligin icat oldugu icabini yerine getirmekten öte maksadi manasi tarifi islevi ve icerigi yoktur.
Ismini kanitlayip ispatladikca sevgi saygi onur hak adalet kanun nizam dil kültür özgürlük hosgörü yol akil bilgi yordam ulasim iletisim emek paylasim gibi bütün toplumsal degerliligi sosyal hayatin devre disinda birakarak trafigi islemeyen; ve dengesi düzeni cöküp cullanmis haydut harami soysuzlugunun yalanlarina talanlarina ve yanlislarina ÖZELLESTiRiLEREK, uyusturup sindirdigi güdümlü bagimli yaygin ve yerlesik ölümcül sessizlige imtihani hic bitmeyen sabrini korkusunu sefaletini cehaletini acziyetini karanligini sadaka muhtacligini ve zavallilik acziyetini dengeleyip dagitan ezici soyguncu sömürücü güruhun kendi cikari önceligine her sürüklenip giden felakete sürüklenmeyi zerrece umursamayip; dil yol mantik fikir kültür bellek bilinc söz sanat algi yetki irade hukuk hak egitim mimari insan toplum…. dengesi düzeni bozulan herseyi devlet millet iradesi yerine silah ve sustaliyi cekip saldirmaya her an hazir MAFYALASMIS bir haydut harami cevrim carkiyla , kazanilmis bütün ülke imkanlarini keyfi zevki kiyagina seferber edip, hicbir özgün tavir sergileme bagisikligini, itiraz cigligini, karsi koyma direncini, tepkisel hak idda etme duyarliligini görmez duymaz bilmezden gelme dümeni dalaveresi sinsiligiyle hep `kendini savunma ` MADURIYETi ahkamlari kesmek; Karadeniz Mafyasi, Kürt Mafyasi, Mülteci Mafyasi, Muhacir Mafyasi, Otopark Mafyasi, Uyusturucu Mafyasi, Organ Nakli Mafyasi, ve Ülkücü Mafyasi gibi gibi devletin olmadigi bosluklara yedeklenip yuvalandi.
Burada devletsizlestikce MAFYALASAN üretim, egitim, hak , hukuk, adalet, ilim, bilim, egitim, huzur, saglik, güven , ilgi, merak, koruma, kollama, tedarik, temina, sevgi, saygi yoksunluguyla hic bir saglam kisi karakter ve kurumsal yapinin sag diri dinc dayanikli düzenli isler calisir inanilir güvenilirlikte salim kalmasi haliyle ve asla mümkün olmayacagi gercegiyle; özgün ve özgür bireyliligin liyakatli onurlu ve itibarli yönetim ve denetimliliginden ihmal edilen her sorumlulugun yerini elbetteki rezillik kepazelik afyonlariyla avunup beslenip kanan toplumsal cürümüslügü ve yikimi besleyerek, karakterden bozuk kisiliksizliiklerinde bütün hayati degerlerin icini bosaltarak yozlastirmada had sinir tanimayan, dümen dalavere yolsuzluk sahtekarlik simsarlik talan tecavüzcülügün top yekün magazin furyasinin tarikatiyla tefecisiyle mütahidiyle medyasiyla borsasiyla siyasetiyle bankasiyla ortak cikar söhretlileri cullanip ceker cevirir.
Hersey ve hersey, yoksullugunu ve yoksunlugunu yolsuzluk yalan talan yikim yagma zorbaligiyla bastiran ve dirligini gecimini MAFYALASMIS basibozukluga alismis kaniksamis ve devretmis; her an her cesit ölüme odakli sayisiz listeler siralamasi korkutup sindirmeye yönelik agzi ve sicili bozuk silah küfür tehdit kahir kabus cinsinden sustali bilenmis keskinlesmis kin nefret öfke bozgun hiddet ayrisma didisme CINNET kilifinda cekismesi bogusmasi hazir, daha hayatinin yirmisini bile yasayip görmeden `biz ne acilar cileler dertler zikkimlar zindanlar gördük cektik ` aglayislarini ve agitlarini afyonlandigina alismis kanmis ve alistiginin disinda hic bir onurlu itibarliligi kavrayip kabullenemeyen kayipta yitikte tüm yozlasmis cürümüslük nafakasini sürükleyen ve süründüren PATRON TANRILARINA hem kul hem köle hayatin vazgecilmez serveti bilen cinnet cenderesinde; sonucu hangi kiyameti getirirse getirsin kapilmis ve saplantili bir inatlasmaya gün kovalar, zaman mekan öldürür toplumsal enkaz.
Cünkü böylesi bir sosyolojik siyasi kültürel ve ekonomik bozukluk, her yeri her hangisi tarafindan tutunca sökülüp delik desik olmaya her dogal döngüsü kacinilmaz sebep sonuc iliskisine bagladigi gibi, sonunu basindan tetikleyen cikarimiyla :
Ya icine atip biriktirdigi irin illet iltihaplariyla kendi kendini bitirip tüketen KÖPRÜ ALTI , park,tünel, ören, cöplük veya sokaklara düsen sahipsizlige nufusunu kaybedip yitirir.. Ya kabinda yahut kalibinda dayanip tasiyacak hcmi kapsami kapasitesi veya yeri kalmadigi sebebiyle tüm güvenip inandigi dogrulariyla birlikte yanlisa patlar püskürür yikilir devrilir.. Ya da ekseriyetle ve umumiyetlede oldugu gibi, ice sindirdigi TECAVÜZCÜSÜNE benzesmelerle herkes ve hersey, kendini mecburi uyumla mükellef kilan muhtac aciz zavalli sahipsiz kimsesiz yalniz yabanci kodlamalarindan korkutup sindirip hormonlayan; ve akli duygusu düsüncesi tavri takintisi fikri yüzü kisiligi kimligi birbirine benzesmeye BOTOKSLANMIS paraya güce gösterise siddete nefrrete herkesin inanip kandigi benzesmelerle yapay ZEKA caginin haydut haramiliginden PATRON TANRILARI nasil yapip yönetiyorsa eksiksiz noksansiz itaatle ROL , karakter, örnek, imrentilerini calarak kundaktan mezara yeniden- yeniden sinanip denenen -ölerek yasamayi tercih meselesinin ilk sirasina ÖRGÜTLÜ ve ORGANIZE bir sekilde birbirinden eger büker aktarir yorar ve yerlestirir.
Oysa Türklügün hic bir tarih kaydinda tek basina hic kimseye sorup danismadan kendi buyruk ve zevki yolunda hic kimsenin itirazini tepkisini derdini kaygisini ihtiyacini ve itibarini gözetmen TANRILARDAN daha üstün; kafasinin buyruguna saplantili sorumsuz kayitsiz ilgisiz fakat her toplumsal degeri kendi menfaatine yorup yagmalayan bencillik sultasi ve despotlugu olmadi, yasanmadi.
Bu baglamda hepimizin kimseye sormadan bize hak olan sevgi saygi özgürlük adalet yigitlik dürüstlk yurt sila toprak vatan INANC itibar ve KiMLiK degerlerimiz bizi tarihin huzurunda sonsuz sinirsiz hayat deneyimleri sonucunda hic bir BOP KIYTIRIGI YIKIM YAGMA projelerine sorgusuz sualsiz servis kizmeti sunmaya programli partilesmeye ve MAFYALASTIKCA kendini devlet yerine koyan; menfaat önceligini herseyden cok önemseyip kutsayan düzen ayarlara kurgulanmis liderlerine sonuna kadar bagli ve bagimli kalabaliklari pesinde sürükleyip kandiran cark ve cevrimdeki muhalefetin iktidarina ortak ortaga ( Mehepe, Akepe, Yeni Cehepe Vs.Vs. ) haciz ve tutsak talim alis veris tezgah cesidi olmayan; ATADAN -DEDEDEN köklü mirasimizdir.
Ulu ortaliklarda hak hukuk trafik egitim huzur güvenlik mutlulugun ezilip cignenerek kendine hergün daha da aciz yitik kayiplariyla kaniksadigi siddetli gecimsizlik kabulünü icine sindire sustura uzaklasip yalnizlasan ve yabancilasan toplumsal bozgunda „ kendini bana geberttirme, gelirsem aklini alirim lan…..! „ bagimliliginin her türlü güc gösteris fuhus furyalariyla cinnetten cinnete maske kalip kostüm mekan takvim degistirdigi hayat cevriminde ve yasam gercekliginde….yönettigi gerceklerden kopuk Patron Tanrilarin kendi zevki sefa alemlerini herkesin esitlendigi sefil yoksulluguyla otlaklanip beslendigi…
Bu miras ayni zamanda bugünlerin en yavsak emperyal güdümlerine dünyayi talan tarumar eden CIN HALK CEMAHIRESI`ni yeryüzünün Cenneti gösteren Dogu Perincek akli fikriyle zerre kadar ilgi alakasi yoktur.
Bop VOLTAJ ve IBRELI yikim yagmalarin bilanco mhasebesine sekreterlik etmekten baska hic bir islevi olmayan pozlasma fiyakasi satip, hasar ziyan zarar ve yikim anonsu seslendirmeye göründügü gibi kayblarak TOPLUMSAL SALAKLASMAYI ortak ortaga idare edici Ö zgür Özel durum tespit mikrofon sovalyeciligiyle de yoktur, Öztrakla hic yoktur.
Her isine icabina kim ve ne nasil geliyorsa kacak ve carpik betonarme yapilasmasi rantiyesi agirlikli tüketim piyasasinin yikim yagmalar kisir döngüsünde issiz -gücsüzler ordusu biriktiren ve biriktikce kalabalik yiginlarina dönüserek düsünerek sorgulayan toplumsal akli tavri hafizayi duyguyu deneyimi tutarliligi tüm kök damar ve kaynaklarindan koparip kokusmus cürümüslügün cehaleti ve karanligiyla bastirip dolgulayarak; siddeti ve sefleti yücelten „ kendini bana geberttirme, gelirsem aklini alirim lannn..! „ narkoz- pisikoz ezberinden ukalaligin zorba tarafina dayilanmaya birbirinden imrenmelik özenti uyandirir, doyumsuz istah kabartir, kiran kirana bozgun kovalamaya baslarsa Hayat; devleti ortadan söküp kaldirn bütün birim kurum organ ve üniteleresizip yerlesme girisimli gergin-kizgin basi bozuk catisma egilimleri kapsaminda denetimsiz kontrolsüz hukuksuzluga, yagmaya, talana, soyguna, vurguna, harama, sustaliya, tehdide, kamaya, kahira , küfüre alismis siradanlasmis -agiz aliskanlik huy sicil karakter ve kimlik bozarak – tikanmis saplantilarda vakit öldürmenin tedarik ve teminatini didisir bogusur toplumsal cöküs.
Liyakatli ilkelere kurallara yetkilere göre sorumlu yükümlü denetim ve yönetimse, hayatin duydugu her ihtiyac gereksinimini düsünüp danisarak akil fikir onur vicdan sorumluluguyla gecesini gündüzüne kattigi hic bir emek zahmetlerden erinip yüksünmeksizin devlet dünya toplum ve insanligin tüm kaygi endise kusku dert sorun acmaz cikmaz sevinc veya müjdelerinin geregini gideren ve emegi gecmeyen hic bir faydaya veya menfaate düskünlük zayiflik adilik yahut alcaklik göstermeyen; inanilir güvenilir kisilik sahibi karakterde olgun doygun bilgin saygin yetkili dirayetli ve onurlu otorite erkini Hakanlar ve Kaganlardan bin yillarca DEVLET BABALIGI kavramiyla beri gelen Türk Toplum Tarihi`nin medari iftari ve övünc sevinc kaynagiydi.
Ortak hayatin, toplumun, ülkenin kazanilmis tüm deger zenginlik birikim ve hassasiyetini yikim yagma sonuclarina faturalayarak ( ülke kaynak ve topraklarina bilinen tüm ihanet ve yanlislar yol yordamiyla kendi basina buyruk hirs ihtiras ganimet ve cikar ortaklari koalisyoncularinin sür saltanat dogrusu diye Bop siparis savaslari kodlamasinda mülteci depolama rampasi gibi mesela ) kendi zevki-keyfiyetinin kaderiyle eslestirip baglayan bütün yalan yanilgi ve iflaslara kendinden baska herkesi etkisiz tepkisiz yetkisiz yoksul aciz güdümlü hicligin kapisi disinda koyan; ve kendi buyurduguna muhtac kul köleligi sart kosan doyumsuzluk- rakipsizlik tamahiyla…
Ve onca Tarih; sürekli benzerini yasatan tekerrürden aklin fikrin sorumlu huzurlu onurlu güvenli saglikli bilgili vicdanli idrak ve iradesiyle kalkinmis gelismis kendine güvenen mutlu yarinlari imar mamur edip kuracaktiysa eger; ilgili toplumun cografyasi sicili kaydi ismi cismi kim yahut ne olursa olsun yasanmisliklarindan hic degilse bilginlesmis DERS CIKARIMLARI olmaliydi..
Olmaliydi ki…:
En cok da hayati pahasina kendi güdümlü-bagimli kalabaliklarini kandirip kazziklayarak; dert belacile kahir ecir zahmet endise keder kaygi karamsarlik bilinmezlik belirsizlik kronik salginlarini reva gören; türlü türlü sabirla sinanmis zarar zyan yikim kayip yitik hücrelerinde korkuyu karanligi sinip susarak zikkim zehirlere zindanlastiran satrlara kendilerini sonuna kadar itirazsiz tepkisiz kökten baglayanlarin yüklenip tasidigi acziyeti ve caresizligi sür sefa hükümranliginin kaynagi tükenmez servet ve sermayesi bilenlere alim- satim kuponculugubetmeyeydi toprak, toplum ve hayat..
Yilda sadece on üc milyon kitap basarak ve her basilan kitap olsa olsa iki -üc bini gecmeyen tirajiyla issiz gücsüz yiginlastikca nufusu büyüyen kalabaliklari mutluluk tanmlamasi her gün daha da azip kuduran siddetten nefretten kinden ayrismadan hisse payini aldigi , cehalette sefalette sürüncemeye koyarak esitlenmis hakkin hukukun ilimin bilimin aklin yolun yöntemin rafa kaltigi, ve damar damar haydutun hirsizin yolsuzun haraminin tarikatlarin mafyanin medyanin yagma yikim borsasinda saygin devletin bütün yetkilerine cöküp cullanarak sahsi cikar mefaatciligini özendirip özellestirmeye sorgu sual tanimadan her seye ve herkese el koydugu bozgun ve bogusmalarda, ne yazik ki tam tersine seyir ve güzergah izlemekte bu hassasiyette dair tarih ve takvim. BU arada ne demistik en son..? Ha evvvet öyle ya… Bop dükkaninin ileri solundaki asosyallik yedegindeyse , toplanip dagilan karartilar ,PEKAKA komasina girip de asla cikmamaya yeminli sözlü, ölüsünü diri tutmanin siyasi salakligini yorup gütmekte.
Bu arada, Mehepe`de de carsi dükkan, malumu bastan belli, esasli ve adamakilli karismis calkantilar arsivlemekte..
…. COK PARAGRAFLI ACIK SECIK PARANTEZ ….. Solon Yasalari ve Roma Hukuku, birbirini tamamlayan gelisim -dönüsüm sürecleri icerisinde kendi caginin en basta Felsefe`yi emekleyerek büyüyen coklu paragraglarin alt yazilarina ve üst basliklarina dinleyerek konusma gücünün acik ifadesini ortaya koyan tüm kavramsal derinlikleriyle sanati siyaseti dili yaziyi akli fikri kültürü bilgiyi ilgiyi meraki sorumlu kilan; ortaklasa toplu cikarimlarin matamatiksel dogrulama islemlerinden de gecirerek; DEMOS-KRATIOS cigligi insanlik hayatina parmak kaldirip söz ve yetki hakki istedi. Her ne kadar Perikles ve Sezar sapkinliklari bu sekliyle sadece hikmeti ve hükmü kendinden MENKUL; yani yabancilari, köleleri, esirleri, yolculari ve hatta yer yer sefil-yoksullari insan yerine bile koymayan; en ilkel haliyle mal mülk egitim otorite edinme dahil vatandaslik özgürlük esitlik hak ve yetkileriniyse sadece kendi soyundan ve hatta sadece soylular zümresinin imtiyazlisi olanina -SERFLER-TIRANLAR siniflandirma baglaminda – münasip ve reva gören; servet sahibi azinliklari sagda, yoksul kalabaliklari solda oturma düzenine göre yerlesmis TEMSiLCiLER MECLiSI bir salonunun tafraflari dengeleyen ortak birlesim yerinde devlet mührüne sahip -yine ilke usullerle secilmis – idare OTORITESI oturuyordu.
Yani yarim yamalak da olsa DEMO_KRATOS`da sonradan yüzyillarla ilerleyip bu günlerin düsünerek hayati yormayi tohumlayanFELSEFE topragindan görüsüp tartisip danisarak bilimselligin DENEYiM ve GÖZLEMLEME gücüne erisinceye kadarki AKILCILIGIN etkin yetkin oldugu sürecte, er iki taraf ortasini devletin ( KAMU HAKKI, AKLI , YETKISI ve VICDANINI temsilen ) DENGELEDiGi bir cesit `Gücler Ayriligi` yürürlükte ve devredeydi.
Perikles Pers SAvaslari bahanesiyle zaten zar zor olusmus Yunan Birligi`ni sadece ATINA Kent Devleti cikar ve menfaatine kalkinmis gelismisligi diger bütün yönetim yerlerinin hakkina hukukuna tecavüz ederek öncelikleyen ve tüm siyasi yetkileri temsilciler meclisini devre disi birakarak elinde tutmaya basladiktan sonra islem bitti, olay yikimdan yikima sürüklenmenin kiyametini baslatti. Cünküüü…
Cünkü düsünmek insanin en büyük serveti ve zenginligidiyse, düsünerek DANISIP kendisini herkesten evvel sorguya cekip yüzlesebilmenin cesareti olgunlugu ve yetkisiyle; her olan bitenlere dair ihmalsiz erinmesiz ihanetsiz günü saatiyle; hayati, toplumu, dünyayi, eksigi, fazlayi , ilgiyi, meraki düsünüp acik veren yerlerinin teminatina göre YORUMLAYAN cikarimlarin hissedari olmak; toplumu gelistirir, hayati dönüstürür, insani ihtiyac duydugu huzur güven ve istikrarin geregini yerine getiren emeklerle mutlulugun yapici-tasiyici öznesi kilar.
Sezar da gün gelip ayni yolun yolcusu olunca kendinden sonra gelenlerin akibetinin nasil ve hem de en yakin güvendikleri eliyle delik desik edileceginin diktatörlesmis imparatorunu öldü gitti. Neron da… Napolyon da… Hitler de… Ve halen cukurunu kendi eliyle kaziyarak, her türlü toplumsal itiraza kulaginin üstüne yatan; dünya gercekliginden kopmus güc gösteris hirs ihtiras ZEHIRLENMESiNE kapilip tutulmus; firavunlardan daha cok tanricilik ve ilahlik taslayan nice giderayakci gitti gidecekler de… Sebep O `sebeptir ki..: Insanda özgün kisilige dair sayisiz niceleriyle beraber olup bulunmasi zorunlu Gurur`un abartili ve siddetli gözü dönmüslüge alistirilmis terbiye edilmis hastalikli ve sorunlu olumsuzluklara tutsak olmasi, hayatin hic bir evresinde özgür iradesine ve özgün kisiligine erisip ulasmak sansi olmayan; dogmus fakat ana rahminden bile kendini formatlayanlarin kusup köpürdügü bagimli güdümlülügün kundaklayip cekip cevirmeleriyle ölü bir kisiliksizligin intihar carmihini yüklenir tasir insan.
Kahir kibir gösteris üstenci asagilayici bakis ve yaklasimlari disinda en yakinlari dahi olsa kimin nasil hangi ortak yasamdan koparici hayati hassasiyetine yikip üzerek zarar verdiginin kendini kiskirtan hastalikli illetli kisilik bozukluguna iliskin üstesinden gelip bas adilmesi gereken ciddiyetini hic bir zaman algilayip önemseyip umursamayarak; odaklandigi saplantili ic güdülerini herseyin öncesinde ve öneminde tutarak azip kudurdugu kin siddet nefret öfke ayrisma kopma uzaklasma tahrip tarumar sarmalinda kendisiyle beraber iliskili oldugu yasam birlikteligindeki herkesi ve herseyi icinde hapsolup boguldugu cinnetin kulu kurbani eden bitis ve tükenise sebep engel öcü rakip veya hasim olarak bilip gördügü her neyse ve kimse; kiran kirana ve ölümüne sürüklenen kindarligin izini kovalar pesinden sürüklenir insan.
Aklinin fikrinin tavri niyeti tutumu duygusu düsüncesiyle beraber, gecesini gündüzünü bu hastalikli ve saplantili bogulmusluga harcayip tüketen intihar girisiminde hep kendi gerisinde biraktigi cirkin bozuk berbat cirkefligin kirli kusuklarini ve lekeli ip uclarini birakarak her hai hareketinde kendini istese bile saklayamayarak ele verirken, -ilgi sevgi baris özveri sorumluluk aidiyet bilgi hosgörü gibi insan deger itibar olgunluk ve erdemlikleri gerektiren- , baskalainin varligina kabul edip katlanamayarak kendi ic saplantisina engel öcü rakip bildigi mevcut kilitlenmenin özne ve nesnesini ortadan silip kaldirdiktan sonra , gösterisine kibirine mezar olmus yikim molozu altinda kaldigi hayalet yuvasi iliskili soguk silik viran hortlak hayat döngüsünde siradaki kurban edilecek kavga gürültüyü aranir davranir ve dadanir, davrandikca kendi hastalikli sorunlu güdümlerine bagli en yakinlarinin ve en nihayet cevresi etrafinda hic kimseyi bulamayinca bütün gösterisli ihtisamiyla birlikte artik muhtesem donanimli tabutluktan baska hicbir anlam ifade etmeyen-kendi kendini ortadan kaldirip yok ederek- zülümünü ölümünü saglayan toplu intihar.
Ibresi ve ibaresi hangi bant veya paragraf ayarinda durur yahut oynarsa oynasin, anons edip ayar edenlere göre kanalini yolunu ve damarini bulmaya dalgalanip teminati tedarigi pesin belirleyicilikle ses soluk vucut künye kapsam tedavül ve yasam tedariki yapiyorsa, kesinlikle herkesin radyosu kendine göre calmaz..
Zehirlenmeye alismis bozulmus pilastik cerrahi dogum ve ölümlü insan modeli, cilk iliskiler cevriminde baska secenegi olmadigi ve dogalligindan sapmis uzaklasmis her doyup beslenip kandigi soyut sahte yapayligi yasadigi hayatin gercek degeri olarak bilir beller ve algilayarak artik toplumu topragi tabiati emegi katilimi özgürlügü sevgisi saygisiyla isleyip iliskilenmeye algisi ilgisi sorumlulugu kalmamis yitik kayiplariyla taniyip hatirlayamadigi degisim dönüsümlerden geri dönüsü olmayan bellek bilinc ve duyum cikarimlari yapamayip, yadirgadigi dogalligi ve uyusup kaniksadigi kaliplarda sekilden sekile sokuldugu tüketim piyasasi bagimliliklariyla, her türlü zehir zikkim kusuntusuna bagisiklik kazanir..
Bir devrin etabin veya cagin bütün hassas ve nazik hayati durumlariyla iliskin dönümünü dolasimini en derin ve koyu kivamli BOSVERMiSLIKLe oyalayip afyonlamaya magazin hergeleligi ve kahpeligi ederek; sür piyasa pafyonculugunun koruyup kollayip besleyerek bütün soyguncu sömürücü hinlik hainlikler adina ve cikarina piyasaya sürdügü talan tarumar oyununun iskambil serileri gibi her türlü yikimlara kiralik katillik görevlendirilmisligiyle her sekil ve bicimde kendi degerlerine yabancilasmaya kopmus uzaklasmis kayitsiz ilgisiz tek tip insan modellemeye ve yasadigi dünyaya bütün duyarliligini yitirerek akildan bilincten bellekten sorgulamadan sorumluluktan aciz toplum avanaklamanin kaliba sokulup aksesuarlanmis akademisyenleri, sanatcilari sairleri yazarlari ve basn yayin mensuplariydi, sayelerinde devlet otoritesi denen sosyal siyasal ekonomik ve kültürel iradeyi topyekün ortadan kaldirarak kökünü kazidiklari.
Bosvermislikle sagiltilip yerlestirilen sosyal siyasal kültürel ekonomik ve siyasi intiharin, kendi yasama hakki hukuku ve insani varliginin etkisini yetkisini duyumunu özgürlügünü öz güvenini ve duyarliligini tümüyle ortadan kaldirarak, yerine yapilmis ve kurgulanmis uyumlu ahmakligin sorgusuz sualsiz her olumsuzlugu hic bir tepkisel irade tavri durusu ve bildirimi göstermeksizin yutkunup sindiren güdümlü kul köleligi tasiyip sürükleyen itaatkarlikle; egitim, ulasim, iletisim, güvenlik, saglik ,gida, enerji, imar, iskan, hak, hukuk gibi yasamin bütün hayati degerdeki basliklarina cöküp cullanan; ve devleti ortadan bütün birim ve kurumlariyla islevsiz hale getirip kendi cikar ortakliklarinin ihtiyac geregine göre ünite ünite ortadan kaldiran; ve kokusmus cürümüslüklerle algi yönetip gündem belirlemeye yasamindan sinmis sogumus korkuyu sefaleti cehaleti siddeti nefreti ayrismayi karanligi bozulmus olan dengesiz düzensizligin hastalikli sorunlu kiskirtip kamcilayici servet kaynagi olarak güncelleyen; bankaci borsaci holdingci tarikatci medyaci talanci rantiyeci ipotekci isbirlikci vurguncu soyguncu sömürücü yagma ve yikim ekipmanliginin – aklin bilginin vicdanin duyarli ve sorgulayici muhasebe yükümlülügüne ilgisiz alakasiz kalip, herseyi kendi cikarina özellestirenlerin gömdügü kökü kazinmis toplumsal mezarligina bosverenler sayesinde - MAFYA hükümranligi yerlesip kök saldi sanata siyasete topluma devlete ülkeye ve millete.
Sanayi tarim ticaret sanat teknoloji ilim bilim magazin dallari yollari boyunda ün sahibi olup saltanata güce gösterise sinirsiz boyutsuz serbestlikle erisenler, kendileri tüm otorite boslugunu doldurarak devleti devre disi birakarak herseyi sahsi cikarina özellestiren zorbaligi ve hükümranligi devralirlar : Yahut bir baska deyisle sorgusuz argisizligin ilahlasmis tanrisal buyrganligina kendilerini atayip tayin ederler. Bu da sesi durusu tepkisi ve muhalefeti olmayan MAFYALASMANIN derin tezgah ve tesisini toplumunun tüm bilgi beceri cesaret akil duyum özgürlük dayanisma paylasim gibi deger kiymet ve yetkilerini tapindigi kosulsuz sartsiz itaatliligin kulluk köleliginee devrettigi uyusmus kanmis ve kabullenmisligi dayatir.
Elon Mask, `sizi asla iflah olmayacak salakligin cöplügüne gömdük. Nereye gitseniz, nasil kimildasaniz, neyi isteyip talep etseniz; raflara dizdigimiz konserve kutulari kadardir hayat hikayeniz. Kendinizi hic bir özgürlügü özelligi özgüveni ve özgünlügü yok, kosullandirilmis tüketim piyasasi ve hatasiz kusursuz magazin mükemmeli formatinda begenilme carsisinin – en sapsal yerine koyan bagimli güdümlülügün mahrum muhtac aciz zavalli begeni butonlarinin- afyon sarmalinda kullanim vadesi biter bitmez cöpte vaziyet alacak numaralanmis siradanliga alim satim eglncesisiniz ` demeye getiren nanikleri yaparken, buradaki kopmus kiyamete en basta ilim bilim teknoloji olmak üzere her türlü yetkiyi gücü gösterisi serveti elinde tutarak; GLOBAL ölcekli derin devletlesme gerceginin tüccar tellal durumundadir.
Cephedeki askerlere moral konseri verirken Elvis`de öyleydi. Kiralice tarafindan kutsanip sovalye ilan edilen Beatlesler de öyleydi. Arnold Schwrdznegger de. Silverter Stolone de… Tercümansiz ve cihazsiz baglantisi saglanamayan Yapay Zeka Cagi hayatinin modada, müzikte, gidada, serviste, sunumda, iletisimde, ulasimda, tarimda , tüketimde, imalatta, dilde, kültürde, pazarlamada, sanatta, huzurda, güvende, bilimde , teknolojide,edebiyatta, egitimde, saglikta kisacasi insanligin sigamayacagi evrensel ve hayati büyüklükteki yasam alanini KRONiK SORUNLARLA cözümsüz kilmaya ÖZELLESTiRIRSE eger,her bir markalasmisligi DERIN DEVLET levhasiyla kendi basina buyruk temsilinde ismi cismi ne olursa olsun herseyi icinde sindirip yutarak sistem tikanir, yikimlar silsilesi devreye ve yürürlüge girer.
Bu yüzden kisi keyfiyeti hükümranligina dönük PANZEHiR; Türkiye Cumhuriyeti ilkelerinden günü kosullarina duyarli ilerici sorumlu tutarli cesurbilgin atilgan ve aydin Devrimciligi, tarihe kayitli kimligini YURTASLIK bilinci ve kisiliginde tasimanin Milliyetciligi ile dengeledigi gibi; Laiklik, Halkcilik, Cumhuriyetcilik ve DEVLETCiLIGi hic bir özellestirmenin kulu kölesi yapmayan Hukukun Üstünlügü`ne göre düsünüp yoran toplumsal zenginligi ve onursal degerleridir. „ Hayalleri satinalma söhretlilik serbestligine gücüne ve servetine erisince insanin ebeddiyyen ölümü basliyor „ diyen Julio Iglesias, ölümcül bir trafik kazasindan sonra sakatliginin tedavisi en zor cetin ve zahmetli yöntemlerden gectikten sonra `hep aglayip kendini acindiran `kadinimsi bir ses tonu ve fonu romantikligiyle boyayip bulayan MÜZIK hayatini, General Franko taraftari ve destekcisi olan aileden gelme imtiyaziyla her ünvan ve imkan basamagini kolayca ziplayip tirmanmaya her defasinda yüksek basarisinin sirrini kendi rekoruyla kiran; kirdikca depresif her hastaligi ruhunda tasiyan; kendi oglunun dahi söhretine rakip olmasina tahammül gösteremeyecek derecede zorbalikta sinir tanimayan kurulu düzenden payina düsügü kadar sahsina özel derin devletlesmenin vazgecilmez parcasi haline gelmis zamanla – tüm dünyada benzer örnekleri gibi- Juluio Iglasias.
Eger Firavunlarca kutsanmis kobra cinsi evcil oyuncagi yilana kendini emdirmeyip de yasaycak olsaydi, kapildigi Süt Banyolu güc zehirlenmesi sebebiyle caglar ötesi moda endüstrisine kaynaklik edecek sapkinligin giyim yiyim zevk sefa ve eglence gösterisliligi ugruna kaybettigi savaslari ve söhretini ülke yoksullugu pahasina ve FAHISELiK rüsvetiyle Sezar `dan sonra Antonius`u ölümün kundagina rehin verdigi gibi,ugruna kendini yedire yedire bütün gözü dönmüslügünü tatmin etme ihtirasiyla AGUSTUS da siradaydi kesin…. Oysa ki…Sezar`da, Antonius`da ayni akibetle cukurun dibini boylayacaklari yenmis Roma`yi yenilmis Misir`la birlestirmenin entrikasini cekip cevirerek durmadan körükleyip kiskirtan Kleopatra`ya hic mi hic olmadigi kadar FIRAVUN TANRICASI olarak akli fikri mantigi ve felsefeyi kenara koymus zehirlenip tapmisligin kurtulusu olmayan esirleriydi. Ve tapinilan TANRICA FIRAVUN Kleopatra, Büyük Iskender mirasina hazirdan konmus Misir kökenli bile degil, agirlikli olarak Romali`larin yakip yiktigi Iskenderiye Kütüphanesi`nde Yunan Filozoflari`nin kitaplarinin toplandigi, fakat iclerinden tek sayfasini bile okumayan günümüz Magazin katolok gözdesi durumundaki Antik Yunan nufusuna kayitliydi.. Bu yüzdendir toplumsal kalabaliklari varsil-yoksul ayirdimi yapmadan dengeleyen otoritenin ortasinda oturan Türkiye Cumhuriyeti DEVLETi `ne sahsi cikarciligin soygunu vurgunu talani medyasimafyasiyla özelleserek, yapici ve kurucu ilkelerinde bulunan basliklari gerek ihmal gerek ihanet her hangi sebeple olursa olsun ola ki degistirilmesi veya üstünde oynanip kurcalanmasi halinde kacinilmaz ve korkunc yikimlari tetikleyip sürükleyecek BOP süreclerini cagirip tetikleye cökmüs cöreklenmis ve kaynagi güvencesi itibari ve istikrariyla karsilikli birbirini düsünüp yoran sorgulayici ve sorumlu bütün degerler düzeyinde toplumsal iliskileri dengeleyen duyarliliklardan yön ve yüz cevip, ardi arkasi kesilmeyen ilgisiz bilgisiz uyusmus alismis cahil cühelada; siddete, gerilime, bunalima, yozlasmaya, caresizlige, tecavüze, hukuksuzluga, haksizliga, zavalliliga, bencilige, aciya, korkuya, karanliga, sefalete, sadakaya bagimli güdümlü ve hepsinin toplami mutsuzlugun müptela müterisi kesilir hayat.
…… TURDAN TURA FIRDÖNEN FANTASTiK FURYA ……. Tepeden tirnaga degerler yikimi ve yitimi üzerine INSANLIK ÖLÜMÜ`nü imar ederek; imal ettigi enkaz üzerine hatasiz kusursuz MÜKEMMELIYETCiLiGi cullandirip cökerten gerici, tutucu ve KARANLIK bilinc alti zihniyetliligi,`bakin ben meger nerelerdeymisim ` gösterisli pozlarin kulu kölesi ilerici aydinlardan hic farki olmayarak ayni yikim ve yagma düzeninin hem bas müsterisi hem de tasiyici VIRÜS unsurlari olarak, BOP ortakliginin cevrim carkinda kurulduklari ayar kasnak ve düzen ekseninde kendilerini asla erisilmez güc gösteris takdir begeni ve MAGAZIN furyaliginin seckin denekleri yerine koyup oturturlar.
Böylelikle adandiklari IC-GÜDÜSEL dürtülerin en hatasiz kusursuz mükkemmel olani olmaya ugrunda hic bir deger kaybini ödün vermekten ihtiyat edip cekinmeyecekleri GÖZÜ DÖNMÜSLÜGE kendilerini kul- kurban ederlerken; ve delik desik bogulduklari karanliklari dokunup bulastiklari herkese ve her yere süsleyip yaymaya can atarlarken, sürekli iyilik güzellik sevgi saygi din iman özgürlük ve kültür bulantili her kusuntudan ahkam kesmeyi hic kimseye birakmazlar.
Kisilikleri, barindiklari ve tedavüle konulduklari KISIR ve KURAK DÖNGÜLÜ hayatin aynisidir. Nereye giderlerse gitsinler sirf bu yüzden kendilerini dikizleyip röntgen eden kokusmus cürümüslügü balgam balgam tükürüp disa vuran evler, haller, dekorlar, iliskiler, tavirlar, tutumlar, niyetler anlamsizligi ve TEK TIPLiLiGIYLE, dolmus tasmisligin kisiliksiz ve kimliksizligini sacar savururlar.
Karibik Maribik, Toskana Granada Maldiv Kanarya `larda düses bilet bulamadiysa Casablanka yahut Cezayir fasilli Misir olsun bari gibisinden, Krallar ve Seyh`lerin kumbarasini gayet dolgun tutmaya dair baskalarinin bosalttigi yataklarda artik hic bir kimlik kisilik hayal tutku düsünce duygu ve davranis farki olmayan; sadece `meger ben neredeymisim hadi bilin bakalim ` dürtü bagimliligini doyurup kandirmak icin, sözde ilerici aydinlar en basta olmak `serbest dolasan katolog üzere, özgürlügün hakkini ve Yasamanin Tadini Cikarmak Lazim` cinsinden kuyruklu ahkamlar havalandirip, kafa yikayici bol köpüklü ve gerilmis bicak dogrultulari keskinliginde kurulu dünyanin dangalaklik sampiyonlugunu yarisip kovalasirlar.
Kesinlikle hatasiz kusursuz ve mükemmelige sartlanmis kisilik ve karakter bozukluguyla, hic kimseyi kendilerine denk ve degerde saymayarak, asagilayici dislayici horlayici kücük görücü fitne fesat kibir takip ayiplamakla kendini tatmin etmeye yön tutup yol belleyip gün yorup ömür tüketerek, hangi yol ve yöntemle olursa olsun ihtiraslari ugruna herseyi yikip yok etme pahasina asla kaybetmeyen yüsek basariya tüm varligini adayan; HEP KAZANAN VE HIC KAYBETMEYEN ASOSYALLIGIN her türlü asalak bencil bunak bagnaz kin nefret sarmalinda mahluklasmis insanlik disi yaratikliligin, sevgiye saygiya hukuka adalete özgürlüge bilgiye beceriye emege paylasmaya hosgörüye …kisacasi insanlik degeriyle özdesmis hic birseye asla tahammül edip, riza kabul göstermezler.
Dahasini bilmek tanimak isteyen, en yakinindakine ilgiyle ve samimiyetle incelesin duysun dokunsun ilgilensin baksin görsün ve öylece kendinin kim oldugunu cikarsin anlasin.
… MUTLAK BASARIYA DÖNÜK MENFAATE DAYALI FAYDA ……. Liseyle Merkez Ekmek Firini arasinda dösenmis parke taslarin, Kadi Burhanettin Orta Okuluna dogru calgicilar sokaginda baslayip biten sehri hizla yikilip silüeti bozulan eski evlerle yine ayni hizla artip cogalan apartman dairelerine etirip götürürdü caddeler boyunda birbiri ardina sirasinin gelmesini bekleyen taksiler ve faytonlar. Oglu terzi kendi SINIHCI olan ihtiyar kadina kolu cikan ayagi burkulan kürek kemigi kirilan her hali müskül kör topal en cok BAHCEBASININ dar sokaklarindan kivrim büklüm kiliseye yakinlarda bir yerde vasita cagirip seyriseferin bas müsterisi olurdu. Bundan baska sinemaya lokantaya uzaktaki akraba ziyaretine dügüne toplu fotograf cektirmeye yahut magazalarda üst bas görmeye KiCi KAPIYA kadar evin ufakliklarindan birini yollar kapiya getirirdi taksi yahut faytonu.
Merkez bankasinndan sonrasiydi sürekli su alarak YENI YAPILASMAYA batip giden yarinki gelecek. Hemen orda kulaklari cinlasinlar; Fethi Celikbilek, Gudük Naci, Zeki Ceran, Sule Yilmaz, Halil Uslu, Muammer Caglar…gibi okul hayatimzin unutulmaz isimleri meger biz hic farkinda bile olmadan ne cok hayat bilgisi ve insanlik dersi verip ögretmislerdi.
Hani MUTLAK BASARIYA veya EN FAYDALI OLMAYA dönük degildi kimliginde ve kisiliginde INSAN degerliligi olmdikca ögretilen bilgi beceri. Cünkü `büyüyünce ne olmak istiyorsun `sorusunu her bir tuttugunu koparan KERPETEN olmak isterim demeyecegi gibi, her kavradigini basariyla sonuclandiran GREYDER yahut mutfak robotu olmak istiyorum da demeyecektir hayati bilip ögrenmekle mükellef her kisi.
Burdan bahisle evet, Messi ve Arjantin takim calismasinin mutlak basarisi, oglu ve kizina ne basari grafigi yüksek mükemmel ve kusursuz baba olduguna dair kazandigi -insanin kaval kemigine benzer bütün harplerden ölü degilse yarali cikan enkazdan bulma toplama altin ayarli kütügü oglu sevinsin diye mutlu ailcek poz keserek - milyar dolarlari hangi vergi kacakcisi cennete yatiracagina; ve dünyada her saniye yenisi kopan kiyametlere sus pus, kendi ülkesindeki aclar sefiller yoksullar iflasina ilgisiz duyarsizligin paraya para demeyen reklamciligini yapti..
Ogulcuklu Sinemasi`nin kasisi Foto Kenan, Foto Kenan`in an tarafi lokanta lokantanin hemen bitsigi – Bankalar Caddesiyle Yirmiyedi mayis addesini kesisen noktada – Semseddinin Meyhanesi vardi.
Ilerdeki kösesi dönünce bizim sinifin en caliskan ögrencisi icine kapai, kendine sinik ve sessiz yüzünde ciller kapli Savas`in da yatili kaldigi Mimar Sinan Yurdu vardi. Yurdun karsi tarafi her semte giden Belediye Otobüs Duragi ve yanindaysa Milli Piyango`dan kabugunda meyvesi kokan manavcilikla beraber her cesit gazete dergi kirtasiye basket ve voleybol toplari satan Tütüncü Bayisi vardi. Girgir, Topga, Tarkan, Karaoglan , Tommiks, Tombraks…Foto Roman dahil, resimli mecera serüveciliginin cizgi romanlariydi. Ülker`se yerel, iki sayfalik ve cogu zaman harflerini cözüp bulmakta zorlanilan sayisiz baski hatalariyla dolu, fotofraflar bulanik, Gazete ismi kirmizi fakat her iki sayfasi da siyah beyazdan ibaret ÜLKER gazetesi yok satardi.
…….. SANTiMETREKAREYE DÜSEN SiiR PARAMETRESi ….. Dert sorun kaygi bela acmaz cikmaz cözümsüzlüklere dolup yigilip biriken toplumsal gerginliklerin, toplandigi enerji yükünü depoladigi hücre ve kaliplarda tasiyamaz derecede yogunlainca aciga vuran her deprem catlakliklari gibi, buldugu her fay hattindan yahut fiskirip püsküren damarlardan cürümüs kokusmus yapiyi -yerine eskisinden farkliligi kurmanin - yikima ugratir toplumsal degisim ve dönüsüm devinimi.
Kazandirdigi deger ve kattigi anlam yükünün gönül dünyasini insanlik binasiyla yogurup yapmaya dair, esirgenmeyen emegin harci ve zahmeti kelimelerin icerdigi agirliklara ölcülüp tartilmasi gereken güzel sanatlar gözdesi EDEBIYAT ve edebiyatin gözdesi siir; yön egilimini ve aliskanlik pusulasini iCGÜDÜSEL dürtülere koyverip kaptirarak, söhretli isim yapmalar ugruna harcar tüketirse, dünden kopuk günsüz- yarinsiz takipsizlik kararinin ortaya biraktigi yoksunluk örgüsüyle zavallilik kutsayan tahribat enkazli ve ACI mirasini birbirinden devri daim olan kesintisiz yikim, yozlasma, ileri görüslü modern ve sosyetik gericilik avlar kovalar. Yasami iceren, insanligi kapsayan, dünya ve dünya ötesini arayip sorup kesfe cikan sözünyazinin ve dilin agirliginca maddesini manasini bütün tasiyici degerleriyle yapip donattigi halde soyut ve subjektif imla hatalarina, imaj süsüne yahut ima bicimlerine uyup uymamayi her seyin en enemlisi ve degerlisi olarak öncelikleyen duygu düsünce formatlanmasi, sartlandigi saplantili ve hastalikli boguntular icinde körlügün karanligin görebildigi kadar öznesiz yüklemsiz parlaklik ve karma karisikligin her türlü bilinmez belirsizligini sadece kendine acindiracak miktarda fonlayan kaliplarla; kör topal israri kendini imhaya kadar herseyi beraberinde söküp götüren cöküsü kacinilmaz cürükler yigar biriktirir dokunup ilistigi yapi bozuklugu cercevesinde veya cevrim carki ceperlerinde. Ki, bu hal -vaziyet, BAL kelime kavraminin cagristirdigi degeriyle; faydasi, icerigi, anlami, emegi, zahmeti,niyesi, nicini gibi gibileri hic bir ilgisine veya muhatabina almayarak; BAL yazisini mavi mi siyah mi yoksa yesil mi boyanir süslenir yapilir yazilirsa daha muntazam görünüslü kaliba oturacagina aklini fikrini bozup , dünyanin yolundan, kainatin ekseninden, hayantin dilinden ve insanligin karakterinden siddetle sapip uzaklasmayi örüp yoran tüketim piyasasi tezgahi ve kendi kabugunda rafa konmus etiket ünlüsünü parlatip söndüren ofis kirtasiyeciligidir.
Tarihsel gelisimi CARPIK YAPILASMA kent rantiyesinde herkesi ve herseyi yagma düzeneginin icinde eritip harcayan DEGERSiZLiKLER toplamiyla carpip bölüp cikarip veya artiran saplanmislikta sonlanan, tüm sosyal söylemlerin olumsuzlariyla yer degistirip takas edildigi ve en kücük yürek cirpintisinin dahi hilesi desisesi ve daleveresi bol tezgahta müsade vadesi yahut ölcüm ayari verilmeksizin her bir yazi söz sanat kendi icinde bogulmus kalmis ebedi suskunlugun diliyle kurgulanmis düzenin en uyumlu matragi ; ve en gözde maskarasi olmaktan baska imkani mümkünü olmaigi, gercek degerde ve iddada karsiligi olmayan PLATONiK ortamda fiyakasi fosforlu, dertte kederde hep kendini devamli kanayan ucsuz bucaksiz dügümlenmis , yikilmis, bozulmuslugun kin nefret ayrisma kavga gürültü molozuyla ACILARINI herkesin kendisiyle ölümü sinarcasina tazeleyen gecimsiz mutsuzluga agit yalvar yakarmasi sikayet dilekcesi yahut acindirma dilenmesi yazar okur darmadaginik icerdeki kilitli karanlik.
Cemal Süreya ve Edip Cansever etkilesimlidir Ahmet Erhan. Acinin mürekkebinden divit boyadigi söz yazi siirini daha dumani dinmeden kavurup toplumun kapis kapis tüketimine sunar, ünlüsünü seckin tezgahta müzikten magazine aktarip tasiyan piyasa.
Nitekim..CELLAT siirinde AHMET ERHAN düne yarina, dogduguna dogacagina, siire söze yaziya sürekli ANNE kavramini aglatmaya yatkin sayisiz ve pek coklari gibi, siire yordugu dünya vakti halini yazik, yanlis, hatali, kusurlu görüp bildigi : „ Sanirim bitiyor artik Bu serüven, bu yasam Eski bir dost kiliginda Ve dönüp bakmadan
Dört yönden, ayni anda Vuruyor rüzgarlar Böyle ayakta durabiliyorum ancak Poyraz, lodos, karayel
Siirler okuyorum Yataginda uyuyan ogluma O bir su damlasi gibi Gülüyor katilircasina
Artik cok gec Yagmurun izini sürmek icin Gencligimin soldugu sokaklarda Agir agir ipi daraltiyor cellat Uyaniyorum Kendi elim boynumda „
Neredeyse ekonomik siyasi sosyal gibi gibi sayisiz tetikleyici sebeplere dayali ve iliskin dünya tarihiyle esit sürekli savaslarin yasandigi;icinde birikenleri daha fazla sürdürüp tasiyamadigindan dolayi tarihsel dönüsümlerinse yiginlasmis kalabaliklari ardinda sürükleyen sosyal patlamalarla neredeyse her otuz yilda bir tüm dünyaya etkileyici gücünü ve artci etkisini yayacak sekilde örnekleyerek bu gibi siddetli enerji gerilimini aciga cikardigi; ve bunun böyle olmamasi icin dünya capi büyüklügünde savaslarin, tetikleyicileri tarafindan toplumsal tepkileri bogup bogazlayarak biriken enerjiyi hem kendini hem de düsmanlastirildigi rakibini katledip kirandan gecirmeye dönük enerji bosaltmasiyla ugrunu önünü aldigi; simdilerdeyse lokal müdahaleli siparis noktalarina hususi ölmeye veya öldürmeye secilmis kiralik savaslarla -artik hic bir toplumsal tepki refleksi yahut duyarliligi kalmamis; hücre hücre esir bir yasam döngüsüne zorunlu tüketim bagimliligi baglamiyla konuslandirildigi dünyanin tasiyici kulu, süs servet gösteris budalaliginin dekorlanmis aksesuari ……olmaktan öte ve fazlasina iradesi ilgisi bilgisi özgürlügü akli fikri bellegi tutarliligi iradesi yetkisi dayanagi direnci bagisikligi olmayan – ekonomik sosyal siyasal icinde birikenleri disa vuramayan toplumsal yapi bozuklugu, depremlerle aciga vurmasi gereken negatif enerji yigilma ve gerilimlerine her bireyini boguldugu buhran bunalim ve siddetli mutsuzluk gecimsizlik cürümüs kokusmusluklariyla kendi icinde kanamasi durdurulamaz sessiz sinik toplu intihar cellatligi yasayip ölmekte.
Ayni toplumsal cözeltinin hic bir yasamsal degere ve hayati hassasiyete ilisip bulasmaksizin siirin hem Bohem hem de BICKIN sehir saloncusu ve bir baska ünlüsü Cemal Süreya `nin GÜL siirindeki „ Gülün tam ortasinda agliyorum Her aksam sokak ortasinda öldükce Önümü arkami bilmiyorum Azaldigini duyup duyup karanlikta Beni ayakta tutan gözlerinin „ … „ Gülü aliyorum yüzüme sürüyorum Her nasilsa sokaga düsmüs Kolunu kanadini kiriyorum Bir kann oluyor bir kiyamet calgi Ve zurnanin ucunda yepyeni bir cingene „
SiZiN HiC BABANIZ ÖLDÜ MÜ ? Siirinde :
„ Sizin hic babaniz öldü mü Benim bir kere öldö kör oldum Yikadilar aldilar götürdüler Babamdan ummazdim bunu kör oldum Siz hic hamama gittiniz mi Ben gittim lambanin biri söndü kör oldum Tepede bir gökyüzü vardi yuvarlak Söylemesine maviydi kör oldum Taslara gelince hamam taslarina Taslar paril paril ayna gibiydi Taslarda yüzümün yarisini gördüm Bir sey gibiydi bir sey gibi kötü Yüzümden ummazdim bunu kör oldum Siz hic sabunluyken agladiniz mi „
`Ikinci Yeni ` park ve pilakasinda ismi kayitli, kendi benzerleri gibi ruhsal uarilikla dünyevi maddecilik arasinda cogu siirleri Neciip Fazil kopyasidan türevli , disardan devsirme ilhamin MONA ROSA resmine bakarak yerlilik boyasiyla seyrettigi hayali siirlestiren SEZAi KARAKOC`sa YAGMUR DUASI siirinde „ Ben geldim geleli acmadi gökler Ya ben bulutlari anlamiyorum Ya bulutlar benden birseyler bekler Hayat bir ölümdür, ask bir ucurum Ben geldim geleli acmadi gökler
Bir yagmur bilirim bir de kaldirim Biri dala damla alnima düser Digerinde durur göge bakarim Bir agmur bilirim b, bir de kaldirim
Nedense aldanmis ilk gece annem Afsunlu bir gömlek giydirmis bana Iste vuramadi gökler bana gem Dinmedi icimden kopan firtina Nedense aldanmis ilk gecede annem
Biri cikmis gibi bos bir mezardan Ortalikta ölüm sessizligi var Bana ne geldiyse yukardan Bana ne yaptiysa yapti bulutlar Biri cikmis gibi bos bir mezardan ……..„ BEN KANDAN ELBiSELER GiYDiM siirinde : „ Kendinden bir seyler kattin Güzellestirdin ölümü de Ellerinin iciyle aydinlattin Ölüm ne demektir anladim
Yer degistiren ben degildim Farklilasan sendin Sendin bana gelen aynalrla Sendin bana gelen sendin
Artik ölebilirim Bütün istanbul sahidim Ben kandan elbiseler giydim Bundan senin haberin var mi „
„ El öpmekle dudak kirlenmez „ demisler ATA`lar. Bunu derken elbette ki hayatin bütün yasam dengi ve döngüsünde kendi varligiyla taniklik ettigi gözlem ,deneyim, bilgi, beceri, akil, fikir,bellek, bilinc,yol, mantik, tecrübe ve daha bir cok kazanim ve birikimlerine dayanip güvenerek; her sartta , herkese, her yerde, sebepli sebepsiz her önüne gelenin etegine sarilip elini öpmek asagiligina yahut düsüklügüne sersefil olmak degil ; yüceligi tartisma götürmez eder degerlere sayginligi olan cesareti hukuku hakki seviyi huzuru barisi sosyal dengeyi kültürel duyarliligi sorumlulugun insanligini üstüne alarak hic bir emegi esirgemeyen fedakarlikla, ortak yasamin özgür ve özgün kisilik ve karakterinden onurlu itibarli toplumsal aidiyet duygu ve düsüncesiyle davranmayi belirtip ve isaret eden sosyolojik ve cikarimsal zenginliktir..
Siirin Cumhuriyet Tarihi yolculugunu izleme sirasinda dil tarih cografya baglaminda kazanilmis bütün sosyal siyasal ve kültürel yeni varolana altarnatiflik olsun diye köklü ayrismalarin fay hatti derinliginde ruhsal derinlik ve ruhi ulvilik kostümüyle , sartlari degismeyen ACIDAN ACIYI devsirip ölümle esastan iliskili carpanlari heceleyip aktaran CAHIT ZARIFOGLU`ysa ORASI NERESI BURASI BIR ADAM siirinden kesitlerle :
„ Korkuyu kapisir taslar Karanlik cekince perdeyi …. Böyle bir cicek vardi Rüyadaki gecit büyüyüp büyüyüp …. Saati yalvarir hizla Safagi cogaltir kann akan damar Adim zorlar kapiya cagrilan En korkulan gercegi Bir boyun egisle gerilen Böyle bir cicek vardi Kilcal kökleri Cagin sarsinti duvarlarindan Burasi bir adam Bir ask capinda Bir cesit hapisanede tutulan Akip giden su uyannca adam Suyu gecmek isteyen karinca ……… „
ISARET COCUKLARI siirinde : „ Yasin okunan tütsü tüten carsilardan Gecerdi babam Basinda yagmur halkalari Anam yesil hirkalar görürdü düsünde Daha ilk güzelliginde Alnini iki dagin arasina germis Bir devin gögsüne benzer Gögsünden dualar gecermis Carsilar ellerinde ekmek igneleri Cami avlularina acilan Havuz sularina kapilan cocuklar Görmeden günesin bütün renklerini Götürmezdi dükkandaki babalarina Ocaktan akan kaynar yemekleri …. Anam kanlari uyuyan Kavga ayiran bir kargi elinde Kara ocagin taslarina Isaret koydu cocuklarini Belinde gezdiren babamin Beyaz yazilarla kazandigi dlari …. Yün ören at güden kadinlar Ormanlar tepeden egilen toprak evlerde Kücük pencereli karanlik dar odalarda Uzaktan uzayip gelen kurt seslerinin Uzaga cekilip giden Ayazda donan gülmeleri icinde Ormanlarda süt emziren anne Unuttu gittikce uzayan cocugunu ….“
YANMA siirinde : „kanimdan gecilmiyor moraran agzim Kovalaniyorum Ikindi karnligi ic carsilar …. Ey kadin kokla beni Hayatim yasaksiniz … Hem sarkliyim ben gövdem yara dolu Sevdigim kolla beni Fakat artik dayanilmaz sarmasiklara Öpüsüyorlar Harbin bittigini söyle ayrilsinlar Cünkü gece zamanin katranidir Gelip gececek gibi degil omurgamdaki didisme Cantamda sevisme askerleri Harbin bittigini söyle Önce beni bogacaklar özgür ve sevecen olmam icin Bir biraksam Yakut bir kusun icinde duran ellerimi Sevdigim Önce kemir but tel örgüleri gövdemden Gec derinin altindaki tehlikeleri Yürek kizgin bir kuma devrilmeden Yokla beni Anliyorum kacmaya zaman yok Safak birden dogrulacak „
Bütün sosyal-siyasal akil bilinc bellek eylem söylem ve egilimleri eninde sonunda kurulu düzenin her sartta ortagi MUHALiF görünümlülügün alim satim tüccarlarinin tepe tepe kullanim hesabina yazilip ciro edilen; ve her alistik bilindik ACI deneyimden sonra yeni acilara gebe olmaya kendini kilitleyip kapatan bulvar ve kulvarlarda, etnik veya mezhepsel ayristirmalarin nitelikli malzeme tasiyicisi söz yazi külliyatinin prangasindan kendini kurtaramayan HASAN HÜSEYIN KORKMAZGiL `se ; SÜREKLi KAR siirinde siir yazdigina, karin yagisina kahir lanet isyan ederek : „ Hic kimseye yazmak istemiyorum Kar yagiyor, Sürekli kar Kitaplara yagiyor telefonlara Yan yana gitmelere göz göze gelmelere Bir kösede bir kadehcik icmelere Ölüleri anmalara dirileri sormalara Yapayalniz kalmalara Kar yagiyir Sürekli kar ….. Bu sinsi Bu sevimsiz Bu sürekli kar Hickimseye yazmak istemiyorum „ SUYA BIRAKILAN MEKTUP siirinde :
„…Mendiller sallaninca neden tikaniyorum Öyle acimasiz Öyle birden bire ki Az önceki cicekler nasil d diken diken Gitme, sonbahar oluyorum sonrasi hic O sularda cimdik, bitti; köprüleri gectik, bitti O elmanin tadi orda, o kus coktan öttü, bitti Artik cocuk degiliz susarak da bir seyler diyebiliriz Günler devlet alacagi, yillar bir kadehcik buzlu raki Oyunlar oyuncaksi, oyuncaklar eski bir sarki Kavaklara oklu yürek cizip duran o caki Nerde simdi, nerde simdi, nerde o kann sarhoslugu Gitme, sonbahar oluyorum, sonrasi hic „
KiRLiLERI YIKAMAK siirinde : „ …isiklarla oynamayin, cok ölürsünüz Cikarin ellerinizi karadan Cikarin günese yorgun yanlarinizi Vurun beni örnegin, kurtulun benden Yoksa Cok ölürsünüz …. Orda bir misir günesi durur cöllerde Getirir cölleri bir eski misirli günes … Ama cadirli kil beyligi, köpüren safaklarinda Yoksa biter bir gün, cok üzülürsünüz Bu azot bu oksijen bu yorgun develerlelik Yani calmak diyorum, herhalde anliyorsunuz Herhalde dola dola birgün bu bardak Ey düsedönük doyumsuzlugu yeryüzü serüveninin Eski zaman eski soselerden eski atlarla arabalarla Eski adamlar eski türkülerle eski soselerden ceki gider birgün …… Birseyler yapmak Yani uzatmak günü Yani unutmak bir öncekini Cicek acmak meyve vermek dogurmak yani Marslara bulvarlara sabahlara dogurmak Eli bayrakli dogurmak yani agziatesli Yeni sokaklar acmak yeni ayaklara yani Tutup bir ucundan cevirmek kentleri kentlere ve herseylere Yani herseyi yerliyerine koymak Öfkeyi yerliyerine Aski yerliyerine Yönleri yerliyerine Dirileri ciceklere denizlere ve gökyüzüne cogaltmak Yoksa cok ölürsünüz … Sosyalist köse baslarinda bizansli orospular Köstebek yuvalarinda jet gölgeleri Alfabelerde hizirpolis Yani cok ölürsünüz Yikayin kirlileri … Yani siz atsaniz viskiysniz saraysaniz körseniz yani Yani bu demek Bugün yenilgilerden söylemek istiyorum Bugün ayriliklardan söylemek istiyorum Kann göllerine bogulan yildizlardan Büyüyen durgunluklardan Bugün hep yarinlardan söylemek istiyorum Gülerken aglamaklardan ….. Hayir bir seyler yamaliyim Sulari öyle degil de böyle Kapilari öyle degil de böyle Ama mutlaka ve anliyorsunuz …. Yeni gözlerim yeni kulaklarim yeni seslerim Ey benim atesagizlilarim Asinbeni günese Kurtulun benden Yoksa Yoksa Cok üzülürsünüz „
Dili gönlü felsefesi anlayisi bilgisi niyeti maksadi cabasi ameli esgali tutumu davranisi ahlaki ilgisi ve aliskanligi HOS GÖRÜLÜ mayadan ve tabiattan olmayan; yetistirildigi karakterin kodlayan köklerinden kendini tutsak eden hücrelere formatlandigi sebeple, yapilan tüm güzellikleri kolayca yikmaya yatkin ve elverisli dogup büyümelerin barisi sevgiyi hukuku hakki huzuru mutluluk paydasiyla karsilikli deger bilirlilik iliskisinde ortak yasam toplumuna ve insani degerlere birbiriyle harmanlayip topraklayan hic bir emek, caba, gayret, sorumluluk, yükümlülük ve zahmetlere ilgisi alakasi yoktur. Bu bakimdan da tüm bu degerler baglamindaki „ el öpmekle dudak kirlenmez „ bilgeligini, kapris ve kibrin esaret kulu olan kendine asagilanmis kücülmüslügün lzumsuz gereksizi olarak bakar bilir ve yaklasir. Isin aslindaysa böylesi yaklasim, kiran kirana kopmus kapismis siddetine ve hiddetine hiz hacim alan meydan damar bahane firsat yol sürat yetismeyen nispetleserek ve nöbetleserek asla altta kalmama pahasina ucu yirtilmis azmis ve sapmis konrolsüz kavga nzahlari bogusup bogazlasan sonsuz kacisi ve sevgisiz güvensiz yalnizliga yabancilasan dostsuz dünyasisligin sürekli uzaklasmaya körükleyip kiyamet eder insan insani.
Antika aksesuarciligi yanisirasina dükkani baskasina birakip, kendi MASA siirindeki doldurup bosaltan düzlemin siir esnafi olan EDIP CANSEVER`se gün boyu tarayip didikledigi siir tüm harmanindan en cok ATiLLA ILHAN cevresinde ve etrafinda döner gezer dolanir. PHOENiX siirinde : „ Ben orda, aksamina orospular dadanan Camlarinda pis sinekler gezinen, ben orda Eskimis bir tutusla sarabini iciyor Kadinlarda oluyor kadinsiz bakislarla Basiyla öne düsmüs yüregiyle beraber Ya tanriya inanir ya da isyana Kimseye vermiyor ki acilardan artarsa Kuytular cikariyor sevismeler onlardan Bu nasil bakis ki dünyaya intiharla Ya da hep kar yagiyor ya da düsünmesi iyahtan Öyle ya kim sevisirdi acilari olmasa Kim bakardi uzaga köpekleri saymasan Orasi bir ölümdür sarabini doyuran Ölünen yüzler gibi bütündür adamlar Vaftizi gün isiginda bir garip protestan Tanrisiyla sevisir herkes bilir sevismeyi o kadar Kim ne derse desin ben bu günü yakiyorum Yeniden dogmak icin cikardigim yangindan „ INFiLAK siirindeyse : „ ….Bazan da bir yerde kuslar vardir Ne ucmak ne de görünmek icin Bir karanfil pencereyi deler Bir kapi kendiliginden kapanir Istesek sevisirdik ama olmadi Biz degil yasayan acilardir
Gitsem her yerde biraz vardir Hatirda zamansiz pilak Bir otel kapisi, biraz istasyon Vardir o seninle birlikte olmak Bulusur cok uzaktan ellerimiz Ve nasil göz gözeyiz ansizin infilak „
Tabi ki de daha evvel bilmeyenin veya kodlandigi dogmatik kökenlerden taniyip tarif edemeyenlerin gördügü tanidigindan kendini egitip ögrenebilecegi gelisim ve degisimlerle tuttugu degerle harcanmis bütün emeklerin karsiligini ve dengesini buldugu insanligini zenginlestirebilecegi gibi kisinin, deger bilmeyene sinirsiz sonsuz degildir lutuf da, ilgi de, iltifat da . Deger bilmeyene; veya bildigi halde hir gür nizah körlügünde kalmaya bile bile israr edene her türlü gösterilen ilgi alaka iyilik güzelligin nasip kismeti degil, bosa yorulacak olan emeklerin yazik ziyan olmasi demektir.
Maniler, fikralar, türküler, siirler, masallar, efsaneler, ata sözleri ve deyimler külliyatiyla kurttan kusa; börtüden böcege; insan , dünya , doga sevgisini birlikte duyumsayip deger zenginligi hic bir ön yargiya sartlanmis kosula veya pesin hükme takilip saplanmayan sinirsiz sonsuz hayat döngüsünün ve yasam iliskisinin özgün bireyi ve onurlu üyesi olarak arindigi güzelliklerle beslenip büyümek; özgün karaktere özgür iradesi yetkin ve yetiskin kisinin doyum dengesini mutluluk carpanlaryla esitleyen özgüvenin ve ihtiyac duyulan huzurlu istikrarliligin eristiren kaynagini ve ulastiran bilgi beceri yollarini saglar.
Cokca yazdigi ANNE siir serisinden birinde ( Bugün de Ölmedim Anne ) yine AHMETERHAN
„ Yüregimi bir kalkan bilip, sokaklara ciktim Kahvelerde oturdum, cocuklarla konustum Daraldim dertlendim, sevgilimle bulustum Bugün de ölmedim anne
Kapaliydi kapilar, perdeler örük Silah sesleri uzakta boguk boguk Bir yüzüm ayriliga bir yüzüm hayata Bugün de ölmedim anne
Üstüme silah dogruldu sandim Rüzgar beline dolandiginda bir dalin Korktum, güldüm, kendime kizdim Bugün de ölmedim anne
Bana böylesi garip duygular Bilmem niye gelir, nereye gider Döndüm iste ; aci, yüregimden beynime sizar Bu gün de ölmedim anne „
Cocukluktan itibaren sürekli dinledigi yetistirip büyütenler tarafindan telkin, tembih, tedbir, ihtiyat, akil, fikir, yol, yöntem gibilerinin ögretilenle uygulanan örnek davranislari ( rol modelleri ) arasindaki teori ile pratik saglamasini yapan uyum farki yahut denge düzeyi örtüsüp tutmuyorsa, zamanla bellek ve bilinc olgunlugu akil torbasina konulanla hayatin sinavinda kendini hangi gercekligin karsiligi olup olmadigina dair ispatlamak durumunda olan uyumsuzlugu ve sahtekarligi görüp bilip taniyip tarttigi FARKINDALIGIN mantik sorgulama tanikliginda, terbiye edenlerin bütün döküm kaliplarini ve birikinti yiginlarini oldugu gibi gersin geri kusar, kopardigi kokusmus küflenmis yapi bozuklugundan kabugunu kirarak kendi kisiliginin karakterini ören saygin karakter öznesi.
CUMHURiYET degisim dönüsüm gelisimiyle dengeli düzeyli ortak gönüllüleri de vardir siirin. MESELA BEHCET NECATiGiL ; PERiLi EV siirinde : „Bak, masa , iste Yerini bulmus simdi Biz yokken bu eve Besbelli biri girdi
Allahim, camasir Yikanmis ütülü Ben giderken bu kitap Yere düsmüstü
Ecemezdim suyundan Dibi yosundu, sahi ! Imkani yok inanamam Bu baska sürahi
Emektar cul kece Yeni gibi tertemiz Ocakta ates yaniyor Yaniyor lambamiz
Hemen yatasim geldi Bir hal olmus perice, tüyden hafif yatagima girince
gezmis esyada belli bir kadinin elleri „
RENKLi FENER siirinde : „ Kizi kadinli Beyoglu geceleri Gülüsleri bir tuhaf Yürüyüsleri garip Yollu olduklari belli
Yerleri : Pastaneler, duraklar, sinema önleri Allahin talihsiz kullari Onlar pazarlikta uyusulan Saglam eleyip ince dokumadan Alip ciktigimiz kadinlar Beyoglu`nda , geceleri
Zevkettiklerimiz önce Tiksindiklerimiz ayrilinca El agiz sildiklerimiz Sellere kapilinca Gene de gittiklerimiz „
NiLIFER siirinde de : „ Ben oraya koymustum, almislar Arasina yelyepelek saatlerin Cikarir bakardimkimseler yokken; Beni bana gösterecek aynamdi, almislar
Kisken ilkyaz, sularimda acardi Buzlu daglar gerisine kaciracak ne vardi Eski defterlerde sararmis yaprak Beni bana gösterecek anlamdi, almislar …..“
Mesela NEYZEN TEVFIK ; ANLADIN MI siiriyle : „ Yüzbin leyla dogar alede hergün Senin aradigin zevk, sefa, dügün Tutacagin isi öncedendüsün Daha ilk adimda nedamet etme
Iyi bak kabina olmasin delik Bosuna tasirsin gider gündelik Aninda ölmeli ettigin iyilik Alem duysun diye gel inat etme ….“ Mesela CAHiT KÜLEBi ; YESEREN OTLAR siirinde : „ Bir melek su tasidi Biri serinlik tasidi uzaktan Biri yesillik getirdi Yyildirimlar gibi, ama sessiz Cimenler sökün etti kara topraktan
Sonra sen geldin dünya güzelim Yürüdün salina salina Bastigin yerde güller acti Sarildi ayaklarina
Ask da yeseren otlara benzer Günü saati bilinmez Bakarim bugün hepsi solmus Dünya gzelim gider gitmez „
Hep daha büyük numaralara ve kimsenin ulasip erismesi mümkün olmayan cok daha büyük gösterisli ihtisamli fiyakali cakalar satip ahkamlar kesme modeline kendini saplayip baglayarak, etrafinda yikilip bozulan bütün toplumsal deger ve dokulara kapildigi hirs ihtiras kibir ve kaprisleri disinda hic bir onur itibar ilgi ve haysiyet duyarliligi göstermeden; her hareketi gözü dönmüslügün kilitlendigi saldirganlik hamleleriyle örülü suc ve sabika müessesesinin barindirip besleyen hammaddesini, cevrim carkini ve dönüm dolasim düzenegini saglayan ve hic bir dayanismasi yahut ortak iletisin degeri olmayan talana, yalana, yolsuza, harama, siddete, nefrete, bozguna, yikima, sehvete evrilip kivrilan bencillik sultasiyla etrafini kiyamete yükleyip bosaltan; ve ivedilikle tedaviye muhtac CINNET PiSiKOLOJiSi tasiyicisi son kertedekendini carmiha örüp geren felaket ve faciaya sürüklenir gider kör inat ve israrina yenik insan.
Benzerlerinin bir digeri OTOBiYOGRAFi baslikli siirindey de AHMET ERHAN :
„ Sana artik Ahmet Erha diyorlar Yalnizlik , ölümün üvey kardesi Eve hep gec saatlerde gelen babalarin ayak izlerinden yükselen Bir yapragin dalina dokunmadigi yerde büyüyen bosluk Ayisiginda kaldirimlari süpüren bir kadininikide bir durup Burnunu önlügünün koluna silmesi Gibi boguk, gibi, cildirtici, gibi silik …. Sana artik Ahmet Erhan diyorlar Tökezlemis söz, suskun türkü, rendelenmis umut kirintisi Siir…alkolik bir babadan artakalmissarisin göz boguntusu Cikilmaz artik buradan diyor bir ses, hic degilse kapilari iyce örtün Soguk yalnizliga özenip girmesin iceri Gibi sinsi, gibi alayci, gibi bungun …. Sana artik Ahmet Erhan diyorlar Parmak damgasinin mülkiyete yettigi cagda Yüregini kagitlara basmanin bedeli Damarlara dolan toprak kokusunun hep ölümü cagristirdigi Yasamin konusulan en eski lehcesi Gibi okunmayan, gibi tozlu, gibi gülünc …. Evet diyorlar ve ekliyorlar Önüne geleni öpme istegiyle dolu bir insancillik Sonunda götürse götürse cicek götürür kendi mezarina Gibi deli, gibi meczup, gibi seyda ….“
Olumlu olumsuz gelgitlerinde demlemeye herseyi bekletip birakarak, hergün ölüp her gün yeniden kendini ve dünyayi kapilip saplandigi kokusmus cürümüslügün herkesi hice sayan, herseyi buyurgan savruk keyfiyetinin maliyeti düsük aksesuar molozu bilip sayan; hayattan kopusun, insanliktan cikisin ve toplumdan uzaklasmanin eksen kaymasini, kisilik sapmasini, evren kurulumunu ve monotonluk kurgulanmasini yapmaktan kendini temize cekip cikarmadikca, hergün AGITLARLA öldügü, ACILARLA beslenip büyüyüp tazelendigi eskiden fosil kirintisi kalanlar artigina yeni yetmelerini türetip tezgaha koyacagi kesin ve nettir; duygu düsüncesi MAGAZin ve POPÜLER kültürün ürün cesdi halini almis ve algisini aklini sevgisiz saygisiz rezil kepazeliklerin tüccarligina tasiyici unsur ve kullanisli malzeme haline - kökünü kaynagini ören viran etmis - cikar önceliginin ünlü etiketi altinda ezik sinik ebedi suskunlugu mal mülk edinmis kültür sanat ve edebiyat .
…
ALATURKALAMASINA FiiLIYATI FAULÜN 2
….
Yapilmis sustali, tüm diger ölüm zulüm silahlanmalari gibi bulanmis köpürmüs her kizginligin gözünü gönlünü kin ve katliam bürümüs tornalardan ciktiktan sonra, icatci ustasina dahi amennasi uyumu ve itaati olmayan, her an konuslandigi kilifindan siyrilarak saldirganliga hali hazir keskin bilemisligin icat oldugu icabini yerine getirmekten öte maksadi manasi tarifi islevi ve icerigi yoktur.
Ismini kanitlayip ispatladikca sevgi saygi onur hak adalet kanun nizam dil kültür özgürlük hosgörü yol akil bilgi yordam ulasim iletisim emek paylasim gibi bütün toplumsal degerliligi sosyal hayatin devre disinda birakarak trafigi islemeyen; ve dengesi düzeni cöküp cullanmis haydut harami soysuzlugunun yalanlarina talanlarina ve yanlislarina ÖZELLESTiRiLEREK, uyusturup sindirdigi güdümlü bagimli yaygin ve yerlesik ölümcül sessizlige imtihani hic bitmeyen sabrini korkusunu sefaletini cehaletini acziyetini karanligini sadaka muhtacligini ve zavallilik acziyetini dengeleyip dagitan ezici soyguncu sömürücü güruhun kendi cikari önceligine her sürüklenip giden felakete sürüklenmeyi zerrece umursamayip; dil yol mantik fikir kültür bellek bilinc söz sanat algi yetki irade hukuk hak egitim mimari insan toplum…. dengesi düzeni bozulan herseyi devlet millet iradesi yerine silah ve sustaliyi cekip saldirmaya her an hazir MAFYALASMIS bir haydut harami cevrim carkiyla , kazanilmis bütün ülke imkanlarini keyfi zevki kiyagina seferber edip, hicbir özgün tavir sergileme bagisikligini, itiraz cigligini, karsi koyma direncini, tepkisel hak idda etme duyarliligini görmez duymaz bilmezden gelme dümeni dalaveresi sinsiligiyle hep `kendini savunma ` MADURIYETi ahkamlari kesmek; Karadeniz Mafyasi, Kürt Mafyasi, Mülteci Mafyasi, Muhacir Mafyasi, Otopark Mafyasi, Uyusturucu Mafyasi, Organ Nakli Mafyasi, ve Ülkücü Mafyasi gibi gibi devletin olmadigi bosluklara yedeklenip yuvalandi.
Burada devletsizlestikce MAFYALASAN üretim, egitim, hak , hukuk, adalet, ilim, bilim, egitim, huzur, saglik, güven , ilgi, merak, koruma, kollama, tedarik, temina, sevgi, saygi yoksunluguyla hic bir saglam kisi karakter ve kurumsal yapinin sag diri dinc dayanikli düzenli isler calisir inanilir güvenilirlikte salim kalmasi haliyle ve asla mümkün olmayacagi gercegiyle; özgün ve özgür bireyliligin liyakatli onurlu ve itibarli yönetim ve denetimliliginden ihmal edilen her sorumlulugun yerini elbetteki rezillik kepazelik afyonlariyla avunup beslenip kanan toplumsal cürümüslügü ve yikimi besleyerek, karakterden bozuk kisiliksizliiklerinde bütün hayati degerlerin icini bosaltarak yozlastirmada had sinir tanimayan, dümen dalavere yolsuzluk sahtekarlik simsarlik talan tecavüzcülügün top yekün magazin furyasinin tarikatiyla tefecisiyle mütahidiyle medyasiyla borsasiyla siyasetiyle bankasiyla ortak cikar söhretlileri cullanip ceker cevirir.
Hersey ve hersey, yoksullugunu ve yoksunlugunu yolsuzluk yalan talan yikim yagma zorbaligiyla bastiran ve dirligini gecimini MAFYALASMIS basibozukluga alismis kaniksamis ve devretmis; her an her cesit ölüme odakli sayisiz listeler siralamasi korkutup sindirmeye yönelik agzi ve sicili bozuk silah küfür tehdit kahir kabus cinsinden sustali bilenmis keskinlesmis kin nefret öfke bozgun hiddet ayrisma didisme CINNET kilifinda cekismesi bogusmasi hazir, daha hayatinin yirmisini bile yasayip görmeden `biz ne acilar cileler dertler zikkimlar zindanlar gördük cektik ` aglayislarini ve agitlarini afyonlandigina alismis kanmis ve alistiginin disinda hic bir onurlu itibarliligi kavrayip kabullenemeyen kayipta yitikte tüm yozlasmis cürümüslük nafakasini sürükleyen ve süründüren PATRON TANRILARINA hem kul hem köle hayatin vazgecilmez serveti bilen cinnet cenderesinde; sonucu hangi kiyameti getirirse getirsin kapilmis ve saplantili bir inatlasmaya gün kovalar, zaman mekan öldürür toplumsal enkaz.
Cünkü böylesi bir sosyolojik siyasi kültürel ve ekonomik bozukluk, her yeri her hangisi tarafindan tutunca sökülüp delik desik olmaya her dogal döngüsü kacinilmaz sebep sonuc iliskisine bagladigi gibi, sonunu basindan tetikleyen cikarimiyla :
Ya icine atip biriktirdigi irin illet iltihaplariyla kendi kendini bitirip tüketen KÖPRÜ ALTI , park,tünel, ören, cöplük veya sokaklara düsen sahipsizlige nufusunu kaybedip yitirir..
Ya kabinda yahut kalibinda dayanip tasiyacak hcmi kapsami kapasitesi veya yeri kalmadigi sebebiyle tüm güvenip inandigi dogrulariyla birlikte yanlisa patlar püskürür yikilir devrilir..
Ya da ekseriyetle ve umumiyetlede oldugu gibi, ice sindirdigi TECAVÜZCÜSÜNE benzesmelerle herkes ve hersey, kendini mecburi uyumla mükellef kilan muhtac aciz zavalli sahipsiz kimsesiz yalniz yabanci kodlamalarindan korkutup sindirip hormonlayan; ve akli duygusu düsüncesi tavri takintisi fikri yüzü kisiligi kimligi birbirine benzesmeye BOTOKSLANMIS paraya güce gösterise siddete nefrrete herkesin inanip kandigi benzesmelerle yapay ZEKA caginin haydut haramiliginden PATRON TANRILARI nasil yapip yönetiyorsa eksiksiz noksansiz itaatle ROL , karakter, örnek, imrentilerini calarak kundaktan mezara yeniden- yeniden sinanip denenen -ölerek yasamayi tercih meselesinin ilk sirasina ÖRGÜTLÜ ve ORGANIZE bir sekilde birbirinden eger büker aktarir yorar ve yerlestirir.
Oysa Türklügün hic bir tarih kaydinda tek basina hic kimseye sorup danismadan kendi buyruk ve zevki yolunda hic kimsenin itirazini tepkisini derdini kaygisini ihtiyacini ve itibarini gözetmen TANRILARDAN daha üstün; kafasinin buyruguna saplantili sorumsuz kayitsiz ilgisiz fakat her toplumsal degeri kendi menfaatine yorup yagmalayan bencillik sultasi ve despotlugu olmadi, yasanmadi.
Kurul vardi, KURULTAY VARDI; IHTIYAR HEYETi vardi, DIVAN VARDI…vardi da vardi…Bilmeyen yahut isine gelmeyip bilmez numarasina yatarak anlamamazliktan gelen; SEYH EDIBALI`nin OSMAN BEY`e tembihleri´ne baksin okusun..
Bu baglamda hepimizin kimseye sormadan bize hak olan sevgi saygi özgürlük adalet yigitlik dürüstlk yurt sila toprak vatan INANC itibar ve KiMLiK degerlerimiz bizi tarihin huzurunda sonsuz sinirsiz hayat deneyimleri sonucunda hic bir BOP KIYTIRIGI YIKIM YAGMA projelerine sorgusuz sualsiz servis kizmeti sunmaya programli partilesmeye ve MAFYALASTIKCA kendini devlet yerine koyan; menfaat önceligini herseyden cok önemseyip kutsayan düzen ayarlara kurgulanmis liderlerine sonuna kadar bagli ve bagimli kalabaliklari pesinde sürükleyip kandiran cark ve cevrimdeki muhalefetin iktidarina ortak ortaga ( Mehepe, Akepe, Yeni Cehepe Vs.Vs. ) haciz ve tutsak talim alis veris tezgah cesidi olmayan; ATADAN -DEDEDEN köklü mirasimizdir.
Ulu ortaliklarda hak hukuk trafik egitim huzur güvenlik mutlulugun ezilip cignenerek kendine hergün daha da aciz yitik kayiplariyla kaniksadigi siddetli gecimsizlik kabulünü icine sindire sustura uzaklasip yalnizlasan ve yabancilasan toplumsal bozgunda „ kendini bana geberttirme, gelirsem aklini alirim lan…..! „ bagimliliginin her türlü güc gösteris fuhus furyalariyla cinnetten cinnete maske kalip kostüm mekan takvim degistirdigi hayat cevriminde ve yasam gercekliginde….yönettigi gerceklerden kopuk Patron Tanrilarin kendi zevki sefa alemlerini herkesin esitlendigi sefil yoksulluguyla otlaklanip beslendigi…
Bu miras ayni zamanda bugünlerin en yavsak emperyal güdümlerine dünyayi talan tarumar eden CIN HALK CEMAHIRESI`ni yeryüzünün Cenneti gösteren Dogu Perincek akli fikriyle zerre kadar ilgi alakasi yoktur.
Bop VOLTAJ ve IBRELI yikim yagmalarin bilanco mhasebesine sekreterlik etmekten baska hic bir islevi olmayan pozlasma fiyakasi satip, hasar ziyan zarar ve yikim anonsu seslendirmeye göründügü gibi kayblarak TOPLUMSAL SALAKLASMAYI ortak ortaga idare edici Ö zgür Özel durum tespit mikrofon sovalyeciligiyle de yoktur, Öztrakla hic yoktur.
Her isine icabina kim ve ne nasil geliyorsa kacak ve carpik betonarme yapilasmasi rantiyesi agirlikli tüketim piyasasinin yikim yagmalar kisir döngüsünde issiz -gücsüzler ordusu biriktiren ve biriktikce kalabalik yiginlarina dönüserek düsünerek sorgulayan toplumsal akli tavri hafizayi duyguyu deneyimi tutarliligi tüm kök damar ve kaynaklarindan koparip kokusmus cürümüslügün cehaleti ve karanligiyla bastirip dolgulayarak; siddeti ve sefleti yücelten „ kendini bana geberttirme, gelirsem aklini alirim lannn..! „ narkoz- pisikoz ezberinden ukalaligin zorba tarafina dayilanmaya birbirinden imrenmelik özenti uyandirir, doyumsuz istah kabartir, kiran kirana bozgun kovalamaya baslarsa Hayat; devleti ortadan söküp kaldirn bütün birim kurum organ ve üniteleresizip yerlesme girisimli gergin-kizgin basi bozuk catisma egilimleri kapsaminda denetimsiz kontrolsüz hukuksuzluga, yagmaya, talana, soyguna, vurguna, harama, sustaliya, tehdide, kamaya, kahira , küfüre alismis siradanlasmis -agiz aliskanlik huy sicil karakter ve kimlik bozarak – tikanmis saplantilarda vakit öldürmenin tedarik ve teminatini didisir bogusur toplumsal cöküs.
Liyakatli ilkelere kurallara yetkilere göre sorumlu yükümlü denetim ve yönetimse, hayatin duydugu her ihtiyac gereksinimini düsünüp danisarak akil fikir onur vicdan sorumluluguyla gecesini gündüzüne kattigi hic bir emek zahmetlerden erinip yüksünmeksizin devlet dünya toplum ve insanligin tüm kaygi endise kusku dert sorun acmaz cikmaz sevinc veya müjdelerinin geregini gideren ve emegi gecmeyen hic bir faydaya veya menfaate düskünlük zayiflik adilik yahut alcaklik göstermeyen; inanilir güvenilir kisilik sahibi karakterde olgun doygun bilgin saygin yetkili dirayetli ve onurlu otorite erkini Hakanlar ve Kaganlardan bin yillarca DEVLET BABALIGI kavramiyla beri gelen Türk Toplum Tarihi`nin medari iftari ve övünc sevinc kaynagiydi.
Ortak hayatin, toplumun, ülkenin kazanilmis tüm deger zenginlik birikim ve hassasiyetini yikim yagma sonuclarina faturalayarak ( ülke kaynak ve topraklarina bilinen tüm ihanet ve yanlislar yol yordamiyla kendi basina buyruk hirs ihtiras ganimet ve cikar ortaklari koalisyoncularinin sür saltanat dogrusu diye Bop siparis savaslari kodlamasinda mülteci depolama rampasi gibi mesela ) kendi zevki-keyfiyetinin kaderiyle eslestirip baglayan bütün yalan yanilgi ve iflaslara kendinden baska herkesi etkisiz tepkisiz yetkisiz yoksul aciz güdümlü hicligin kapisi disinda koyan; ve kendi buyurduguna muhtac kul köleligi sart kosan doyumsuzluk- rakipsizlik tamahiyla…
Ve onca Tarih; sürekli benzerini yasatan tekerrürden aklin fikrin sorumlu huzurlu onurlu güvenli saglikli bilgili vicdanli idrak ve iradesiyle kalkinmis gelismis kendine güvenen mutlu yarinlari imar mamur edip kuracaktiysa eger; ilgili toplumun cografyasi sicili kaydi ismi cismi kim yahut ne olursa olsun yasanmisliklarindan hic degilse bilginlesmis DERS CIKARIMLARI olmaliydi..
Olmaliydi ki…:
En cok da hayati pahasina kendi güdümlü-bagimli kalabaliklarini kandirip kazziklayarak; dert belacile kahir ecir zahmet endise keder kaygi karamsarlik bilinmezlik belirsizlik kronik salginlarini reva gören; türlü türlü sabirla sinanmis zarar zyan yikim kayip yitik hücrelerinde korkuyu karanligi sinip susarak zikkim zehirlere zindanlastiran satrlara kendilerini sonuna kadar itirazsiz tepkisiz kökten baglayanlarin yüklenip tasidigi acziyeti ve caresizligi sür sefa hükümranliginin kaynagi tükenmez servet ve sermayesi bilenlere alim- satim kuponculugubetmeyeydi toprak, toplum ve hayat..
Yilda sadece on üc milyon kitap basarak ve her basilan kitap olsa olsa iki -üc bini gecmeyen tirajiyla issiz gücsüz yiginlastikca nufusu büyüyen kalabaliklari mutluluk tanmlamasi her gün daha da azip kuduran siddetten nefretten kinden ayrismadan hisse payini aldigi , cehalette sefalette sürüncemeye koyarak esitlenmis hakkin hukukun ilimin bilimin aklin yolun yöntemin rafa kaltigi, ve damar damar haydutun hirsizin yolsuzun haraminin tarikatlarin mafyanin medyanin yagma yikim borsasinda saygin devletin bütün yetkilerine cöküp cullanarak sahsi cikar mefaatciligini özendirip özellestirmeye sorgu sual tanimadan her seye ve herkese el koydugu bozgun ve bogusmalarda, ne yazik ki tam tersine seyir ve güzergah izlemekte bu hassasiyette dair tarih ve takvim.
BU arada ne demistik en son..? Ha evvvet öyle ya…
Bop dükkaninin ileri solundaki asosyallik yedegindeyse , toplanip dagilan karartilar ,PEKAKA komasina girip de asla cikmamaya yeminli sözlü, ölüsünü diri tutmanin siyasi salakligini yorup gütmekte.
Bu arada, Mehepe`de de carsi dükkan, malumu bastan belli, esasli ve adamakilli karismis calkantilar arsivlemekte..
Seyfi Karaca………Ocak / 22
….
COK PARAGRAFLI ACIK SECIK PARANTEZ
…..
Solon Yasalari ve Roma Hukuku, birbirini tamamlayan gelisim -dönüsüm sürecleri icerisinde kendi caginin en basta Felsefe`yi emekleyerek büyüyen coklu paragraglarin alt yazilarina ve üst basliklarina dinleyerek konusma gücünün acik ifadesini ortaya koyan tüm kavramsal derinlikleriyle sanati siyaseti dili yaziyi akli fikri kültürü bilgiyi ilgiyi meraki sorumlu kilan; ortaklasa toplu cikarimlarin matamatiksel dogrulama islemlerinden de gecirerek; DEMOS-KRATIOS cigligi insanlik hayatina parmak kaldirip söz ve yetki hakki istedi.
Her ne kadar Perikles ve Sezar sapkinliklari bu sekliyle sadece hikmeti ve hükmü kendinden MENKUL; yani yabancilari, köleleri, esirleri, yolculari ve hatta yer yer sefil-yoksullari insan yerine bile koymayan; en ilkel haliyle mal mülk egitim otorite edinme dahil vatandaslik özgürlük esitlik hak ve yetkileriniyse sadece kendi soyundan ve hatta sadece soylular zümresinin imtiyazlisi olanina -SERFLER-TIRANLAR siniflandirma baglaminda – münasip ve reva gören; servet sahibi azinliklari sagda, yoksul kalabaliklari solda oturma düzenine göre yerlesmis TEMSiLCiLER MECLiSI bir salonunun tafraflari dengeleyen ortak birlesim yerinde devlet mührüne sahip -yine ilke usullerle secilmis – idare OTORITESI oturuyordu.
Yani yarim yamalak da olsa DEMO_KRATOS`da sonradan yüzyillarla ilerleyip bu günlerin düsünerek hayati yormayi tohumlayanFELSEFE topragindan görüsüp tartisip danisarak bilimselligin DENEYiM ve GÖZLEMLEME gücüne erisinceye kadarki AKILCILIGIN etkin yetkin oldugu sürecte, er iki taraf ortasini devletin ( KAMU HAKKI, AKLI , YETKISI ve VICDANINI temsilen ) DENGELEDiGi bir cesit `Gücler Ayriligi` yürürlükte ve devredeydi.
Perikles Pers SAvaslari bahanesiyle zaten zar zor olusmus Yunan Birligi`ni sadece ATINA Kent Devleti cikar ve menfaatine kalkinmis gelismisligi diger bütün yönetim yerlerinin hakkina hukukuna tecavüz ederek öncelikleyen ve tüm siyasi yetkileri temsilciler meclisini devre disi birakarak elinde tutmaya basladiktan sonra islem bitti, olay yikimdan yikima sürüklenmenin kiyametini baslatti. Cünküüü…
Cünkü düsünmek insanin en büyük serveti ve zenginligidiyse, düsünerek DANISIP kendisini herkesten evvel sorguya cekip yüzlesebilmenin cesareti olgunlugu ve yetkisiyle; her olan bitenlere dair ihmalsiz erinmesiz ihanetsiz günü saatiyle; hayati, toplumu, dünyayi, eksigi, fazlayi , ilgiyi, meraki düsünüp acik veren yerlerinin teminatina göre YORUMLAYAN cikarimlarin hissedari olmak; toplumu gelistirir, hayati dönüstürür, insani ihtiyac duydugu huzur güven ve istikrarin geregini yerine getiren emeklerle mutlulugun yapici-tasiyici öznesi kilar.
Sezar da gün gelip ayni yolun yolcusu olunca kendinden sonra gelenlerin akibetinin nasil ve hem de en yakin güvendikleri eliyle delik desik edileceginin diktatörlesmis imparatorunu öldü gitti.
Neron da…
Napolyon da…
Hitler de…
Ve halen cukurunu kendi eliyle kaziyarak, her türlü toplumsal itiraza kulaginin üstüne yatan; dünya gercekliginden kopmus güc gösteris hirs ihtiras ZEHIRLENMESiNE kapilip tutulmus; firavunlardan daha cok tanricilik ve ilahlik taslayan nice giderayakci gitti gidecekler de…
Sebep O `sebeptir ki..:
Insanda özgün kisilige dair sayisiz niceleriyle beraber olup bulunmasi zorunlu Gurur`un abartili ve siddetli gözü dönmüslüge alistirilmis terbiye edilmis hastalikli ve sorunlu olumsuzluklara tutsak olmasi, hayatin hic bir evresinde özgür iradesine ve özgün kisiligine erisip ulasmak sansi olmayan; dogmus fakat ana rahminden bile kendini formatlayanlarin kusup köpürdügü bagimli güdümlülügün kundaklayip cekip cevirmeleriyle ölü bir kisiliksizligin intihar carmihini yüklenir tasir insan.
Kahir kibir gösteris üstenci asagilayici bakis ve yaklasimlari disinda en yakinlari dahi olsa kimin nasil hangi ortak yasamdan koparici hayati hassasiyetine yikip üzerek zarar verdiginin kendini kiskirtan hastalikli illetli kisilik bozukluguna iliskin üstesinden gelip bas adilmesi gereken ciddiyetini hic bir zaman algilayip önemseyip umursamayarak; odaklandigi saplantili ic güdülerini herseyin öncesinde ve öneminde tutarak azip kudurdugu kin siddet nefret öfke ayrisma kopma uzaklasma tahrip tarumar sarmalinda kendisiyle beraber iliskili oldugu yasam birlikteligindeki herkesi ve herseyi icinde hapsolup boguldugu cinnetin kulu kurbani eden bitis ve tükenise sebep engel öcü rakip veya hasim olarak bilip gördügü her neyse ve kimse; kiran kirana ve ölümüne sürüklenen kindarligin izini kovalar pesinden sürüklenir insan.
Aklinin fikrinin tavri niyeti tutumu duygusu düsüncesiyle beraber, gecesini gündüzünü bu hastalikli ve saplantili bogulmusluga harcayip tüketen intihar girisiminde hep kendi gerisinde biraktigi cirkin bozuk berbat cirkefligin kirli kusuklarini ve lekeli ip uclarini birakarak her hai hareketinde kendini istese bile saklayamayarak ele verirken, -ilgi sevgi baris özveri sorumluluk aidiyet bilgi hosgörü gibi insan deger itibar olgunluk ve erdemlikleri gerektiren- , baskalainin varligina kabul edip katlanamayarak kendi ic saplantisina engel öcü rakip bildigi mevcut kilitlenmenin özne ve nesnesini ortadan silip kaldirdiktan sonra , gösterisine kibirine mezar olmus yikim molozu altinda kaldigi hayalet yuvasi iliskili soguk silik viran hortlak hayat döngüsünde siradaki kurban edilecek kavga gürültüyü aranir davranir ve dadanir, davrandikca kendi hastalikli sorunlu güdümlerine bagli en yakinlarinin ve en nihayet cevresi etrafinda hic kimseyi bulamayinca bütün gösterisli ihtisamiyla birlikte artik muhtesem donanimli tabutluktan baska hicbir anlam ifade etmeyen-kendi kendini ortadan kaldirip yok ederek- zülümünü ölümünü saglayan toplu intihar.
Ibresi ve ibaresi hangi bant veya paragraf ayarinda durur yahut oynarsa oynasin, anons edip ayar edenlere göre kanalini yolunu ve damarini bulmaya dalgalanip teminati tedarigi pesin belirleyicilikle ses soluk vucut künye kapsam tedavül ve yasam tedariki yapiyorsa, kesinlikle herkesin radyosu kendine göre calmaz..
Zehirlenmeye alismis bozulmus pilastik cerrahi dogum ve ölümlü insan modeli, cilk iliskiler cevriminde baska secenegi olmadigi ve dogalligindan sapmis uzaklasmis her doyup beslenip kandigi soyut sahte yapayligi yasadigi hayatin gercek degeri olarak bilir beller ve algilayarak artik toplumu topragi tabiati emegi katilimi özgürlügü sevgisi saygisiyla isleyip iliskilenmeye algisi ilgisi sorumlulugu kalmamis yitik kayiplariyla taniyip hatirlayamadigi degisim dönüsümlerden geri dönüsü olmayan bellek bilinc ve duyum cikarimlari yapamayip, yadirgadigi dogalligi ve uyusup kaniksadigi kaliplarda sekilden sekile sokuldugu tüketim piyasasi bagimliliklariyla, her türlü zehir zikkim kusuntusuna bagisiklik kazanir..
Bir devrin etabin veya cagin bütün hassas ve nazik hayati durumlariyla iliskin dönümünü dolasimini en derin ve koyu kivamli BOSVERMiSLIKLe oyalayip afyonlamaya magazin hergeleligi ve kahpeligi ederek; sür piyasa pafyonculugunun koruyup kollayip besleyerek bütün soyguncu sömürücü hinlik hainlikler adina ve cikarina piyasaya sürdügü talan tarumar oyununun iskambil serileri gibi her türlü yikimlara kiralik katillik görevlendirilmisligiyle her sekil ve bicimde kendi degerlerine yabancilasmaya kopmus uzaklasmis kayitsiz ilgisiz tek tip insan modellemeye ve yasadigi dünyaya bütün duyarliligini yitirerek akildan bilincten bellekten sorgulamadan sorumluluktan aciz toplum avanaklamanin kaliba sokulup aksesuarlanmis akademisyenleri, sanatcilari sairleri yazarlari ve basn yayin mensuplariydi, sayelerinde devlet otoritesi denen sosyal siyasal ekonomik ve kültürel iradeyi topyekün ortadan kaldirarak kökünü kazidiklari.
Bosvermislikle sagiltilip yerlestirilen sosyal siyasal kültürel ekonomik ve siyasi intiharin, kendi yasama hakki hukuku ve insani varliginin etkisini yetkisini duyumunu özgürlügünü öz güvenini ve duyarliligini tümüyle ortadan kaldirarak, yerine yapilmis ve kurgulanmis uyumlu ahmakligin sorgusuz sualsiz her olumsuzlugu hic bir tepkisel irade tavri durusu ve bildirimi göstermeksizin yutkunup sindiren güdümlü kul köleligi tasiyip sürükleyen itaatkarlikle; egitim, ulasim, iletisim, güvenlik, saglik ,gida, enerji, imar, iskan, hak, hukuk gibi yasamin bütün hayati degerdeki basliklarina cöküp cullanan; ve devleti ortadan bütün birim ve kurumlariyla islevsiz hale getirip kendi cikar ortakliklarinin ihtiyac geregine göre ünite ünite ortadan kaldiran; ve kokusmus cürümüslüklerle algi yönetip gündem belirlemeye yasamindan sinmis sogumus korkuyu sefaleti cehaleti siddeti nefreti ayrismayi karanligi bozulmus olan dengesiz düzensizligin hastalikli sorunlu kiskirtip kamcilayici servet kaynagi olarak güncelleyen; bankaci borsaci holdingci tarikatci medyaci talanci rantiyeci ipotekci isbirlikci vurguncu soyguncu sömürücü yagma ve yikim ekipmanliginin – aklin bilginin vicdanin duyarli ve sorgulayici muhasebe yükümlülügüne ilgisiz alakasiz kalip, herseyi kendi cikarina özellestirenlerin gömdügü kökü kazinmis toplumsal mezarligina bosverenler sayesinde - MAFYA hükümranligi yerlesip kök saldi sanata siyasete topluma devlete ülkeye ve millete.
Sanayi tarim ticaret sanat teknoloji ilim bilim magazin dallari yollari boyunda ün sahibi olup saltanata güce gösterise sinirsiz boyutsuz serbestlikle erisenler, kendileri tüm otorite boslugunu doldurarak devleti devre disi birakarak herseyi sahsi cikarina özellestiren zorbaligi ve hükümranligi devralirlar : Yahut bir baska deyisle sorgusuz argisizligin ilahlasmis tanrisal buyrganligina kendilerini atayip tayin ederler. Bu da sesi durusu tepkisi ve muhalefeti olmayan MAFYALASMANIN derin tezgah ve tesisini toplumunun tüm bilgi beceri cesaret akil duyum özgürlük dayanisma paylasim gibi deger kiymet ve yetkilerini tapindigi kosulsuz sartsiz itaatliligin kulluk köleliginee devrettigi uyusmus kanmis ve kabullenmisligi dayatir.
Elon Mask, `sizi asla iflah olmayacak salakligin cöplügüne gömdük. Nereye gitseniz, nasil kimildasaniz, neyi isteyip talep etseniz; raflara dizdigimiz konserve kutulari kadardir hayat hikayeniz. Kendinizi hic bir özgürlügü özelligi özgüveni ve özgünlügü yok, kosullandirilmis tüketim piyasasi ve hatasiz kusursuz magazin mükemmeli formatinda begenilme carsisinin – en sapsal yerine koyan bagimli güdümlülügün mahrum muhtac aciz zavalli begeni butonlarinin- afyon sarmalinda kullanim vadesi biter bitmez cöpte vaziyet alacak numaralanmis siradanliga alim satim eglncesisiniz ` demeye getiren nanikleri yaparken, buradaki kopmus kiyamete en basta ilim bilim teknoloji olmak üzere her türlü yetkiyi gücü gösterisi serveti elinde tutarak; GLOBAL ölcekli derin devletlesme gerceginin tüccar tellal durumundadir.
Cephedeki askerlere moral konseri verirken Elvis`de öyleydi. Kiralice tarafindan kutsanip sovalye ilan edilen Beatlesler de öyleydi. Arnold Schwrdznegger de. Silverter Stolone de…
Tercümansiz ve cihazsiz baglantisi saglanamayan Yapay Zeka Cagi hayatinin modada, müzikte, gidada, serviste, sunumda, iletisimde, ulasimda, tarimda , tüketimde, imalatta, dilde, kültürde, pazarlamada, sanatta, huzurda, güvende, bilimde , teknolojide,edebiyatta, egitimde, saglikta kisacasi insanligin sigamayacagi evrensel ve hayati büyüklükteki yasam alanini KRONiK SORUNLARLA cözümsüz kilmaya ÖZELLESTiRIRSE eger,her bir markalasmisligi DERIN DEVLET levhasiyla kendi basina buyruk temsilinde ismi cismi ne olursa olsun herseyi icinde sindirip yutarak sistem tikanir, yikimlar silsilesi devreye ve yürürlüge girer.
Bu yüzden kisi keyfiyeti hükümranligina dönük PANZEHiR; Türkiye Cumhuriyeti ilkelerinden günü kosullarina duyarli ilerici sorumlu tutarli cesurbilgin atilgan ve aydin Devrimciligi, tarihe kayitli kimligini YURTASLIK bilinci ve kisiliginde tasimanin Milliyetciligi ile dengeledigi gibi; Laiklik, Halkcilik, Cumhuriyetcilik ve DEVLETCiLIGi hic bir özellestirmenin kulu kölesi yapmayan Hukukun Üstünlügü`ne göre düsünüp yoran toplumsal zenginligi ve onursal degerleridir.
„ Hayalleri satinalma söhretlilik serbestligine gücüne ve servetine erisince insanin ebeddiyyen ölümü basliyor „ diyen Julio Iglesias, ölümcül bir trafik kazasindan sonra sakatliginin tedavisi en zor cetin ve zahmetli yöntemlerden gectikten sonra `hep aglayip kendini acindiran `kadinimsi bir ses tonu ve fonu romantikligiyle boyayip bulayan MÜZIK hayatini, General Franko taraftari ve destekcisi olan aileden gelme imtiyaziyla her ünvan ve imkan basamagini kolayca ziplayip tirmanmaya her defasinda yüksek basarisinin sirrini kendi rekoruyla kiran; kirdikca depresif her hastaligi ruhunda tasiyan; kendi oglunun dahi söhretine rakip olmasina tahammül gösteremeyecek derecede zorbalikta sinir tanimayan kurulu düzenden payina düsügü kadar sahsina özel derin devletlesmenin vazgecilmez parcasi haline gelmis zamanla – tüm dünyada benzer örnekleri gibi- Juluio Iglasias.
Eger Firavunlarca kutsanmis kobra cinsi evcil oyuncagi yilana kendini emdirmeyip de yasaycak olsaydi, kapildigi Süt Banyolu güc zehirlenmesi sebebiyle caglar ötesi moda endüstrisine kaynaklik edecek sapkinligin giyim yiyim zevk sefa ve eglence gösterisliligi ugruna kaybettigi savaslari ve söhretini ülke yoksullugu pahasina ve FAHISELiK rüsvetiyle Sezar `dan sonra Antonius`u ölümün kundagina rehin verdigi gibi,ugruna kendini yedire yedire bütün gözü dönmüslügünü tatmin etme ihtirasiyla AGUSTUS da siradaydi kesin….
Oysa ki…Sezar`da, Antonius`da ayni akibetle cukurun dibini boylayacaklari yenmis Roma`yi yenilmis Misir`la birlestirmenin entrikasini cekip cevirerek durmadan körükleyip kiskirtan Kleopatra`ya hic mi hic olmadigi kadar FIRAVUN TANRICASI olarak akli fikri mantigi ve felsefeyi kenara koymus zehirlenip tapmisligin kurtulusu olmayan esirleriydi.
Ve tapinilan TANRICA FIRAVUN Kleopatra, Büyük Iskender mirasina hazirdan konmus Misir kökenli bile degil, agirlikli olarak Romali`larin yakip yiktigi Iskenderiye Kütüphanesi`nde Yunan Filozoflari`nin kitaplarinin toplandigi, fakat iclerinden tek sayfasini bile okumayan günümüz Magazin katolok gözdesi durumundaki Antik Yunan nufusuna kayitliydi..
Bu yüzdendir toplumsal kalabaliklari varsil-yoksul ayirdimi yapmadan dengeleyen otoritenin ortasinda oturan Türkiye Cumhuriyeti DEVLETi `ne sahsi cikarciligin soygunu vurgunu talani medyasimafyasiyla özelleserek, yapici ve kurucu ilkelerinde bulunan basliklari gerek ihmal gerek ihanet her hangi sebeple olursa olsun ola ki degistirilmesi veya üstünde oynanip kurcalanmasi halinde kacinilmaz ve korkunc yikimlari tetikleyip sürükleyecek BOP süreclerini cagirip tetikleye cökmüs cöreklenmis ve kaynagi güvencesi itibari ve istikrariyla karsilikli birbirini düsünüp yoran sorgulayici ve sorumlu bütün degerler düzeyinde toplumsal iliskileri dengeleyen duyarliliklardan yön ve yüz cevip, ardi arkasi kesilmeyen ilgisiz bilgisiz uyusmus alismis cahil cühelada; siddete, gerilime, bunalima, yozlasmaya, caresizlige, tecavüze, hukuksuzluga, haksizliga, zavalliliga, bencilige, aciya, korkuya, karanliga, sefalete, sadakaya bagimli güdümlü ve hepsinin toplami mutsuzlugun müptela müterisi kesilir hayat.
Seyfi Karaca……….Ocak / 23
……
TURDAN TURA FIRDÖNEN FANTASTiK FURYA
…….
Tepeden tirnaga degerler yikimi ve yitimi üzerine INSANLIK ÖLÜMÜ`nü imar ederek; imal ettigi enkaz üzerine hatasiz kusursuz MÜKEMMELIYETCiLiGi cullandirip cökerten gerici, tutucu ve KARANLIK bilinc alti zihniyetliligi,`bakin ben meger nerelerdeymisim ` gösterisli pozlarin kulu kölesi ilerici aydinlardan hic farki olmayarak ayni yikim ve yagma düzeninin hem bas müsterisi hem de tasiyici VIRÜS unsurlari olarak, BOP ortakliginin cevrim carkinda kurulduklari ayar kasnak ve düzen ekseninde kendilerini asla erisilmez güc gösteris takdir begeni ve MAGAZIN furyaliginin seckin denekleri yerine koyup oturturlar.
Böylelikle adandiklari IC-GÜDÜSEL dürtülerin en hatasiz kusursuz mükkemmel olani olmaya ugrunda hic bir deger kaybini ödün vermekten ihtiyat edip cekinmeyecekleri GÖZÜ DÖNMÜSLÜGE kendilerini kul- kurban ederlerken; ve delik desik bogulduklari karanliklari dokunup bulastiklari herkese ve her yere süsleyip yaymaya can atarlarken, sürekli iyilik güzellik sevgi saygi din iman özgürlük ve kültür bulantili her kusuntudan ahkam kesmeyi hic kimseye birakmazlar.
Kisilikleri, barindiklari ve tedavüle konulduklari KISIR ve KURAK DÖNGÜLÜ hayatin aynisidir. Nereye giderlerse gitsinler sirf bu yüzden kendilerini dikizleyip röntgen eden kokusmus cürümüslügü balgam balgam tükürüp disa vuran evler, haller, dekorlar, iliskiler, tavirlar, tutumlar, niyetler anlamsizligi ve TEK TIPLiLiGIYLE, dolmus tasmisligin kisiliksiz ve kimliksizligini sacar savururlar.
Karibik Maribik, Toskana Granada Maldiv Kanarya `larda düses bilet bulamadiysa Casablanka yahut Cezayir fasilli Misir olsun bari gibisinden, Krallar ve Seyh`lerin kumbarasini gayet dolgun tutmaya dair baskalarinin bosalttigi yataklarda artik hic bir kimlik kisilik hayal tutku düsünce duygu ve davranis farki olmayan; sadece `meger ben neredeymisim hadi bilin bakalim ` dürtü bagimliligini doyurup kandirmak icin, sözde ilerici aydinlar en basta olmak `serbest dolasan katolog üzere, özgürlügün hakkini ve Yasamanin Tadini Cikarmak Lazim` cinsinden kuyruklu ahkamlar havalandirip, kafa yikayici bol köpüklü ve gerilmis bicak dogrultulari keskinliginde kurulu dünyanin dangalaklik sampiyonlugunu yarisip kovalasirlar.
Kesinlikle hatasiz kusursuz ve mükemmelige sartlanmis kisilik ve karakter bozukluguyla, hic kimseyi kendilerine denk ve degerde saymayarak, asagilayici dislayici horlayici kücük görücü fitne fesat kibir takip ayiplamakla kendini tatmin etmeye yön tutup yol belleyip gün yorup ömür tüketerek, hangi yol ve yöntemle olursa olsun ihtiraslari ugruna herseyi yikip yok etme pahasina asla kaybetmeyen yüsek basariya tüm varligini adayan; HEP KAZANAN VE HIC KAYBETMEYEN ASOSYALLIGIN her türlü asalak bencil bunak bagnaz kin nefret sarmalinda mahluklasmis insanlik disi yaratikliligin, sevgiye saygiya hukuka adalete özgürlüge bilgiye beceriye emege paylasmaya hosgörüye …kisacasi insanlik degeriyle özdesmis hic birseye asla tahammül edip, riza kabul göstermezler.
Dahasini bilmek tanimak isteyen, en yakinindakine ilgiyle ve samimiyetle incelesin duysun dokunsun ilgilensin baksin görsün ve öylece kendinin kim oldugunu cikarsin anlasin.
Seyfi Karaca………Aralik / 22
…
MUTLAK BASARIYA DÖNÜK MENFAATE DAYALI FAYDA
…….
Liseyle Merkez Ekmek Firini arasinda dösenmis parke taslarin, Kadi Burhanettin Orta Okuluna dogru calgicilar sokaginda baslayip biten sehri hizla yikilip silüeti bozulan eski evlerle yine ayni hizla artip cogalan apartman dairelerine etirip götürürdü caddeler boyunda birbiri ardina sirasinin gelmesini bekleyen taksiler ve faytonlar.
Oglu terzi kendi SINIHCI olan ihtiyar kadina kolu cikan ayagi burkulan kürek kemigi kirilan her hali müskül kör topal en cok BAHCEBASININ dar sokaklarindan kivrim büklüm kiliseye yakinlarda bir yerde vasita cagirip seyriseferin bas müsterisi olurdu. Bundan baska sinemaya lokantaya uzaktaki akraba ziyaretine dügüne toplu fotograf cektirmeye yahut magazalarda üst bas görmeye KiCi KAPIYA kadar evin ufakliklarindan birini yollar kapiya getirirdi taksi yahut faytonu.
Merkez bankasinndan sonrasiydi sürekli su alarak YENI YAPILASMAYA batip giden yarinki gelecek. Hemen orda kulaklari cinlasinlar; Fethi Celikbilek, Gudük Naci, Zeki Ceran, Sule Yilmaz, Halil Uslu, Muammer Caglar…gibi okul hayatimzin unutulmaz isimleri meger biz hic farkinda bile olmadan ne cok hayat bilgisi ve insanlik dersi verip ögretmislerdi.
Hani MUTLAK BASARIYA veya EN FAYDALI OLMAYA dönük degildi kimliginde ve kisiliginde INSAN degerliligi olmdikca ögretilen bilgi beceri. Cünkü `büyüyünce ne olmak istiyorsun `sorusunu her bir tuttugunu koparan KERPETEN olmak isterim demeyecegi gibi, her kavradigini basariyla sonuclandiran GREYDER yahut mutfak robotu olmak istiyorum da demeyecektir hayati bilip ögrenmekle mükellef her kisi.
Burdan bahisle evet, Messi ve Arjantin takim calismasinin mutlak basarisi, oglu ve kizina ne basari grafigi yüksek mükemmel ve kusursuz baba olduguna dair kazandigi -insanin kaval kemigine benzer bütün harplerden ölü degilse yarali cikan enkazdan bulma toplama altin ayarli kütügü oglu sevinsin diye mutlu ailcek poz keserek - milyar dolarlari hangi vergi kacakcisi cennete yatiracagina; ve dünyada her saniye yenisi kopan kiyametlere sus pus, kendi ülkesindeki aclar sefiller yoksullar iflasina ilgisiz duyarsizligin paraya para demeyen reklamciligini yapti..
Hani sidigi kurusun derlerdi ya…! Hah iste mesele O´mesele. Kimin mi:? Parayla herseyi ölcüp deger bicenin ve paraya doymak kanmak nedir neresidir umursamadan tapanin…
Ogulcuklu Sinemasi`nin kasisi Foto Kenan, Foto Kenan`in an tarafi lokanta lokantanin hemen bitsigi – Bankalar Caddesiyle Yirmiyedi mayis addesini kesisen noktada – Semseddinin Meyhanesi vardi.
Ilerdeki kösesi dönünce bizim sinifin en caliskan ögrencisi icine kapai, kendine sinik ve sessiz yüzünde ciller kapli Savas`in da yatili kaldigi Mimar Sinan Yurdu vardi. Yurdun karsi tarafi her semte giden Belediye Otobüs Duragi ve yanindaysa Milli Piyango`dan kabugunda meyvesi kokan manavcilikla beraber her cesit gazete dergi kirtasiye basket ve voleybol toplari satan Tütüncü Bayisi vardi. Girgir, Topga, Tarkan, Karaoglan , Tommiks, Tombraks…Foto Roman dahil, resimli mecera serüveciliginin cizgi romanlariydi. Ülker`se yerel, iki sayfalik ve cogu zaman harflerini cözüp bulmakta zorlanilan sayisiz baski hatalariyla dolu, fotofraflar bulanik, Gazete ismi kirmizi fakat her iki sayfasi da siyah beyazdan ibaret ÜLKER gazetesi yok satardi.
Seyfi Karaca…….Aralik / 22
……..
SANTiMETREKAREYE DÜSEN SiiR PARAMETRESi
…..
Dert sorun kaygi bela acmaz cikmaz cözümsüzlüklere dolup yigilip biriken toplumsal gerginliklerin, toplandigi enerji yükünü depoladigi hücre ve kaliplarda tasiyamaz derecede yogunlainca aciga vuran her deprem catlakliklari gibi, buldugu her fay hattindan yahut fiskirip püsküren damarlardan cürümüs kokusmus yapiyi -yerine eskisinden farkliligi kurmanin - yikima ugratir toplumsal degisim ve dönüsüm devinimi.
Kazandirdigi deger ve kattigi anlam yükünün gönül dünyasini insanlik binasiyla yogurup yapmaya dair, esirgenmeyen emegin harci ve zahmeti kelimelerin icerdigi agirliklara ölcülüp tartilmasi gereken güzel sanatlar gözdesi EDEBIYAT ve edebiyatin gözdesi siir; yön egilimini ve aliskanlik pusulasini iCGÜDÜSEL dürtülere koyverip kaptirarak, söhretli isim yapmalar ugruna harcar tüketirse, dünden kopuk günsüz- yarinsiz takipsizlik kararinin ortaya biraktigi yoksunluk örgüsüyle zavallilik kutsayan tahribat enkazli ve ACI mirasini birbirinden devri daim olan kesintisiz yikim, yozlasma, ileri görüslü modern ve sosyetik gericilik avlar kovalar. Yasami iceren, insanligi kapsayan, dünya ve dünya ötesini arayip sorup kesfe cikan sözünyazinin ve dilin agirliginca maddesini manasini bütün tasiyici degerleriyle yapip donattigi halde soyut ve subjektif imla hatalarina, imaj süsüne yahut ima bicimlerine uyup uymamayi her seyin en enemlisi ve degerlisi olarak öncelikleyen duygu düsünce formatlanmasi, sartlandigi saplantili ve hastalikli boguntular icinde körlügün karanligin görebildigi kadar öznesiz yüklemsiz parlaklik ve karma karisikligin her türlü bilinmez belirsizligini sadece kendine acindiracak miktarda fonlayan kaliplarla; kör topal israri kendini imhaya kadar herseyi beraberinde söküp götüren cöküsü kacinilmaz cürükler yigar biriktirir dokunup ilistigi yapi bozuklugu cercevesinde veya cevrim carki ceperlerinde. Ki, bu hal -vaziyet, BAL kelime kavraminin cagristirdigi degeriyle; faydasi, icerigi, anlami, emegi, zahmeti,niyesi, nicini gibi gibileri hic bir ilgisine veya muhatabina almayarak; BAL yazisini mavi mi siyah mi yoksa yesil mi boyanir süslenir yapilir yazilirsa daha muntazam görünüslü kaliba oturacagina aklini fikrini bozup , dünyanin yolundan, kainatin ekseninden, hayantin dilinden ve insanligin karakterinden siddetle sapip uzaklasmayi örüp yoran tüketim piyasasi tezgahi ve kendi kabugunda rafa konmus etiket ünlüsünü parlatip söndüren ofis kirtasiyeciligidir.
Tarihsel gelisimi CARPIK YAPILASMA kent rantiyesinde herkesi ve herseyi yagma düzeneginin icinde eritip harcayan DEGERSiZLiKLER toplamiyla carpip bölüp cikarip veya artiran saplanmislikta sonlanan, tüm sosyal söylemlerin olumsuzlariyla yer degistirip takas edildigi ve en kücük yürek cirpintisinin dahi hilesi desisesi ve daleveresi bol tezgahta müsade vadesi yahut ölcüm ayari verilmeksizin her bir yazi söz sanat kendi icinde bogulmus kalmis ebedi suskunlugun diliyle kurgulanmis düzenin en uyumlu matragi ; ve en gözde maskarasi olmaktan baska imkani mümkünü olmaigi, gercek degerde ve iddada karsiligi olmayan PLATONiK ortamda fiyakasi fosforlu, dertte kederde hep kendini devamli kanayan ucsuz bucaksiz dügümlenmis , yikilmis, bozulmuslugun kin nefret ayrisma kavga gürültü molozuyla ACILARINI herkesin kendisiyle ölümü sinarcasina tazeleyen gecimsiz mutsuzluga agit yalvar yakarmasi sikayet dilekcesi yahut acindirma dilenmesi yazar okur darmadaginik icerdeki kilitli karanlik.
Cemal Süreya ve Edip Cansever etkilesimlidir Ahmet Erhan. Acinin mürekkebinden divit boyadigi söz yazi siirini daha dumani dinmeden kavurup toplumun kapis kapis tüketimine sunar, ünlüsünü seckin tezgahta müzikten magazine aktarip tasiyan piyasa.
Nitekim..CELLAT siirinde AHMET ERHAN düne yarina, dogduguna dogacagina, siire söze yaziya sürekli ANNE kavramini aglatmaya yatkin sayisiz ve pek coklari gibi, siire yordugu dünya vakti halini yazik, yanlis, hatali, kusurlu görüp bildigi :
„ Sanirim bitiyor artik
Bu serüven, bu yasam
Eski bir dost kiliginda
Ve dönüp bakmadan
Dört yönden, ayni anda
Vuruyor rüzgarlar
Böyle ayakta durabiliyorum ancak
Poyraz, lodos, karayel
Siirler okuyorum
Yataginda uyuyan ogluma
O bir su damlasi gibi
Gülüyor katilircasina
Artik cok gec
Yagmurun izini sürmek icin
Gencligimin soldugu sokaklarda
Agir agir ipi daraltiyor cellat
Uyaniyorum
Kendi elim boynumda „
Neredeyse ekonomik siyasi sosyal gibi gibi sayisiz tetikleyici sebeplere dayali ve iliskin dünya tarihiyle esit sürekli savaslarin yasandigi;icinde birikenleri daha fazla sürdürüp tasiyamadigindan dolayi tarihsel dönüsümlerinse yiginlasmis kalabaliklari ardinda sürükleyen sosyal patlamalarla neredeyse her otuz yilda bir tüm dünyaya etkileyici gücünü ve artci etkisini yayacak sekilde örnekleyerek bu gibi siddetli enerji gerilimini aciga cikardigi; ve bunun böyle olmamasi icin dünya capi büyüklügünde savaslarin, tetikleyicileri tarafindan toplumsal tepkileri bogup bogazlayarak biriken enerjiyi hem kendini hem de düsmanlastirildigi rakibini katledip kirandan gecirmeye dönük enerji bosaltmasiyla ugrunu önünü aldigi; simdilerdeyse lokal müdahaleli siparis noktalarina hususi ölmeye veya öldürmeye secilmis kiralik savaslarla -artik hic bir toplumsal tepki refleksi yahut duyarliligi kalmamis; hücre hücre esir bir yasam döngüsüne zorunlu tüketim bagimliligi baglamiyla konuslandirildigi dünyanin tasiyici kulu, süs servet gösteris budalaliginin dekorlanmis aksesuari ……olmaktan öte ve fazlasina iradesi ilgisi bilgisi özgürlügü akli fikri bellegi tutarliligi iradesi yetkisi dayanagi direnci bagisikligi olmayan – ekonomik sosyal siyasal icinde birikenleri disa vuramayan toplumsal yapi bozuklugu, depremlerle aciga vurmasi gereken negatif enerji yigilma ve gerilimlerine her bireyini boguldugu buhran bunalim ve siddetli mutsuzluk gecimsizlik cürümüs kokusmusluklariyla kendi icinde kanamasi durdurulamaz sessiz sinik toplu intihar cellatligi yasayip ölmekte.
Ayni toplumsal cözeltinin hic bir yasamsal degere ve hayati hassasiyete ilisip bulasmaksizin siirin hem Bohem hem de BICKIN sehir saloncusu ve bir baska ünlüsü Cemal Süreya `nin GÜL siirindeki
„ Gülün tam ortasinda agliyorum
Her aksam sokak ortasinda öldükce
Önümü arkami bilmiyorum
Azaldigini duyup duyup karanlikta
Beni ayakta tutan gözlerinin „
…
„ Gülü aliyorum yüzüme sürüyorum
Her nasilsa sokaga düsmüs
Kolunu kanadini kiriyorum
Bir kann oluyor bir kiyamet calgi
Ve zurnanin ucunda yepyeni bir cingene „
SiZiN HiC BABANIZ ÖLDÜ MÜ ? Siirinde :
„ Sizin hic babaniz öldü mü
Benim bir kere öldö kör oldum
Yikadilar aldilar götürdüler
Babamdan ummazdim bunu kör oldum
Siz hic hamama gittiniz mi
Ben gittim lambanin biri söndü kör oldum
Tepede bir gökyüzü vardi yuvarlak
Söylemesine maviydi kör oldum
Taslara gelince hamam taslarina
Taslar paril paril ayna gibiydi
Taslarda yüzümün yarisini gördüm
Bir sey gibiydi bir sey gibi kötü
Yüzümden ummazdim bunu kör oldum
Siz hic sabunluyken agladiniz mi „
`Ikinci Yeni ` park ve pilakasinda ismi kayitli, kendi benzerleri gibi ruhsal uarilikla dünyevi maddecilik arasinda cogu siirleri Neciip Fazil kopyasidan türevli , disardan devsirme ilhamin MONA ROSA resmine bakarak yerlilik boyasiyla seyrettigi hayali siirlestiren SEZAi KARAKOC`sa
YAGMUR DUASI siirinde
„ Ben geldim geleli acmadi gökler
Ya ben bulutlari anlamiyorum
Ya bulutlar benden birseyler bekler
Hayat bir ölümdür, ask bir ucurum
Ben geldim geleli acmadi gökler
Bir yagmur bilirim bir de kaldirim
Biri dala damla alnima düser
Digerinde durur göge bakarim
Bir agmur bilirim b, bir de kaldirim
Nedense aldanmis ilk gece annem
Afsunlu bir gömlek giydirmis bana
Iste vuramadi gökler bana gem
Dinmedi icimden kopan firtina
Nedense aldanmis ilk gecede annem
Biri cikmis gibi bos bir mezardan
Ortalikta ölüm sessizligi var
Bana ne geldiyse yukardan
Bana ne yaptiysa yapti bulutlar
Biri cikmis gibi bos bir mezardan
……..„
BEN KANDAN ELBiSELER GiYDiM siirinde :
„ Kendinden bir seyler kattin
Güzellestirdin ölümü de
Ellerinin iciyle aydinlattin
Ölüm ne demektir anladim
Yer degistiren ben degildim
Farklilasan sendin
Sendin bana gelen aynalrla
Sendin bana gelen sendin
Artik ölebilirim
Bütün istanbul sahidim
Ben kandan elbiseler giydim
Bundan senin haberin var mi „
„ El öpmekle dudak kirlenmez „ demisler ATA`lar. Bunu derken elbette ki hayatin bütün yasam dengi ve döngüsünde kendi varligiyla taniklik ettigi gözlem ,deneyim, bilgi, beceri, akil, fikir,bellek, bilinc,yol, mantik, tecrübe ve daha bir cok kazanim ve birikimlerine dayanip güvenerek; her sartta , herkese, her yerde, sebepli sebepsiz her önüne gelenin etegine sarilip elini öpmek asagiligina yahut düsüklügüne sersefil olmak degil ; yüceligi tartisma götürmez eder degerlere sayginligi olan cesareti hukuku hakki seviyi huzuru barisi sosyal dengeyi kültürel duyarliligi sorumlulugun insanligini üstüne alarak hic bir emegi esirgemeyen fedakarlikla, ortak yasamin özgür ve özgün kisilik ve karakterinden onurlu itibarli toplumsal aidiyet duygu ve düsüncesiyle davranmayi belirtip ve isaret eden sosyolojik ve cikarimsal zenginliktir..
Siirin Cumhuriyet Tarihi yolculugunu izleme sirasinda dil tarih cografya baglaminda kazanilmis bütün sosyal siyasal ve kültürel yeni varolana altarnatiflik olsun diye köklü ayrismalarin fay hatti derinliginde ruhsal derinlik ve ruhi ulvilik kostümüyle , sartlari degismeyen ACIDAN ACIYI devsirip ölümle esastan iliskili carpanlari heceleyip aktaran CAHIT ZARIFOGLU`ysa
ORASI NERESI BURASI BIR ADAM siirinden kesitlerle :
„ Korkuyu kapisir taslar
Karanlik cekince perdeyi
….
Böyle bir cicek vardi
Rüyadaki gecit büyüyüp büyüyüp
….
Saati yalvarir hizla
Safagi cogaltir kann akan damar
Adim zorlar kapiya cagrilan
En korkulan gercegi
Bir boyun egisle gerilen
Böyle bir cicek vardi
Kilcal kökleri
Cagin sarsinti duvarlarindan
Burasi bir adam
Bir ask capinda
Bir cesit hapisanede tutulan
Akip giden su uyannca adam
Suyu gecmek isteyen karinca
……… „
ISARET COCUKLARI siirinde :
„ Yasin okunan tütsü tüten carsilardan
Gecerdi babam
Basinda yagmur halkalari
Anam yesil hirkalar görürdü düsünde
Daha ilk güzelliginde
Alnini iki dagin arasina germis
Bir devin gögsüne benzer
Gögsünden dualar gecermis
Carsilar ellerinde ekmek igneleri
Cami avlularina acilan
Havuz sularina kapilan cocuklar
Görmeden günesin bütün renklerini
Götürmezdi dükkandaki babalarina
Ocaktan akan kaynar yemekleri
….
Anam kanlari uyuyan
Kavga ayiran bir kargi elinde
Kara ocagin taslarina
Isaret koydu cocuklarini
Belinde gezdiren babamin
Beyaz yazilarla kazandigi dlari
….
Yün ören at güden kadinlar
Ormanlar tepeden egilen toprak evlerde
Kücük pencereli karanlik dar odalarda
Uzaktan uzayip gelen kurt seslerinin
Uzaga cekilip giden
Ayazda donan gülmeleri icinde
Ormanlarda süt emziren anne
Unuttu gittikce uzayan cocugunu
….“
YANMA siirinde :
„kanimdan gecilmiyor moraran agzim
Kovalaniyorum
Ikindi karnligi ic carsilar
….
Ey kadin kokla beni
Hayatim yasaksiniz
…
Hem sarkliyim ben gövdem yara dolu
Sevdigim kolla beni
Fakat artik dayanilmaz sarmasiklara
Öpüsüyorlar
Harbin bittigini söyle ayrilsinlar
Cünkü gece zamanin katranidir
Gelip gececek gibi degil omurgamdaki didisme
Cantamda sevisme askerleri
Harbin bittigini söyle
Önce beni bogacaklar özgür ve sevecen olmam icin
Bir biraksam
Yakut bir kusun icinde duran ellerimi
Sevdigim
Önce kemir but tel örgüleri gövdemden
Gec derinin altindaki tehlikeleri
Yürek kizgin bir kuma devrilmeden
Yokla beni
Anliyorum kacmaya zaman yok
Safak birden dogrulacak „
Bütün sosyal-siyasal akil bilinc bellek eylem söylem ve egilimleri eninde sonunda kurulu düzenin her sartta ortagi MUHALiF görünümlülügün alim satim tüccarlarinin tepe tepe kullanim hesabina yazilip ciro edilen; ve her alistik bilindik ACI deneyimden sonra yeni acilara gebe olmaya kendini kilitleyip kapatan bulvar ve kulvarlarda, etnik veya mezhepsel ayristirmalarin nitelikli malzeme tasiyicisi söz yazi külliyatinin prangasindan kendini kurtaramayan HASAN HÜSEYIN KORKMAZGiL `se ;
SÜREKLi KAR siirinde siir yazdigina, karin yagisina kahir lanet isyan ederek :
„ Hic kimseye yazmak istemiyorum
Kar yagiyor,
Sürekli kar
Kitaplara yagiyor telefonlara
Yan yana gitmelere göz göze gelmelere
Bir kösede bir kadehcik icmelere
Ölüleri anmalara dirileri sormalara
Yapayalniz kalmalara
Kar yagiyir
Sürekli kar
…..
Bu sinsi
Bu sevimsiz
Bu sürekli kar
Hickimseye yazmak istemiyorum „
SUYA BIRAKILAN MEKTUP siirinde :
„…Mendiller sallaninca neden tikaniyorum
Öyle acimasiz
Öyle birden bire ki
Az önceki cicekler nasil d diken diken
Gitme, sonbahar oluyorum sonrasi hic
O sularda cimdik, bitti; köprüleri gectik, bitti
O elmanin tadi orda, o kus coktan öttü, bitti
Artik cocuk degiliz susarak da bir seyler diyebiliriz
Günler devlet alacagi, yillar bir kadehcik buzlu raki
Oyunlar oyuncaksi, oyuncaklar eski bir sarki
Kavaklara oklu yürek cizip duran o caki
Nerde simdi, nerde simdi, nerde o kann sarhoslugu
Gitme, sonbahar oluyorum,
sonrasi hic „
KiRLiLERI YIKAMAK siirinde :
„ …isiklarla oynamayin, cok ölürsünüz
Cikarin ellerinizi karadan
Cikarin günese yorgun yanlarinizi
Vurun beni örnegin, kurtulun benden
Yoksa
Cok ölürsünüz
….
Orda bir misir günesi durur cöllerde
Getirir cölleri bir eski misirli günes
…
Ama cadirli kil beyligi, köpüren safaklarinda
Yoksa biter bir gün, cok üzülürsünüz
Bu azot bu oksijen bu yorgun develerlelik
Yani calmak diyorum, herhalde anliyorsunuz
Herhalde dola dola birgün bu bardak
Ey düsedönük doyumsuzlugu yeryüzü serüveninin
Eski zaman eski soselerden eski atlarla arabalarla
Eski adamlar eski türkülerle eski soselerden ceki gider birgün
……
Birseyler yapmak
Yani uzatmak günü
Yani unutmak bir öncekini
Cicek acmak meyve vermek dogurmak yani
Marslara bulvarlara sabahlara dogurmak
Eli bayrakli dogurmak yani agziatesli
Yeni sokaklar acmak yeni ayaklara yani
Tutup bir ucundan cevirmek kentleri kentlere ve herseylere
Yani herseyi yerliyerine koymak
Öfkeyi yerliyerine
Aski yerliyerine
Yönleri yerliyerine
Dirileri ciceklere denizlere ve gökyüzüne cogaltmak
Yoksa cok ölürsünüz
…
Sosyalist köse baslarinda bizansli orospular
Köstebek yuvalarinda jet gölgeleri
Alfabelerde hizirpolis
Yani cok ölürsünüz
Yikayin kirlileri
…
Yani siz atsaniz viskiysniz saraysaniz körseniz yani
Yani bu demek
Bugün yenilgilerden söylemek istiyorum
Bugün ayriliklardan söylemek istiyorum
Kann göllerine bogulan yildizlardan
Büyüyen durgunluklardan
Bugün hep yarinlardan söylemek istiyorum
Gülerken aglamaklardan
…..
Hayir bir seyler yamaliyim
Sulari öyle degil de böyle
Kapilari öyle degil de böyle
Ama mutlaka ve anliyorsunuz
….
Yeni gözlerim yeni kulaklarim yeni seslerim
Ey benim atesagizlilarim
Asinbeni günese
Kurtulun benden
Yoksa
Yoksa
Cok üzülürsünüz „
Dili gönlü felsefesi anlayisi bilgisi niyeti maksadi cabasi ameli esgali tutumu davranisi ahlaki ilgisi ve aliskanligi HOS GÖRÜLÜ mayadan ve tabiattan olmayan; yetistirildigi karakterin kodlayan köklerinden kendini tutsak eden hücrelere formatlandigi sebeple, yapilan tüm güzellikleri kolayca yikmaya yatkin ve elverisli dogup büyümelerin barisi sevgiyi hukuku hakki huzuru mutluluk paydasiyla karsilikli deger bilirlilik iliskisinde ortak yasam toplumuna ve insani degerlere birbiriyle harmanlayip topraklayan hic bir emek, caba, gayret, sorumluluk, yükümlülük ve zahmetlere ilgisi alakasi yoktur. Bu bakimdan da tüm bu degerler baglamindaki „ el öpmekle dudak kirlenmez „ bilgeligini, kapris ve kibrin esaret kulu olan kendine asagilanmis kücülmüslügün lzumsuz gereksizi olarak bakar bilir ve yaklasir.
Isin aslindaysa böylesi yaklasim, kiran kirana kopmus kapismis siddetine ve hiddetine hiz hacim alan meydan damar bahane firsat yol sürat yetismeyen nispetleserek ve nöbetleserek asla altta kalmama pahasina ucu yirtilmis azmis ve sapmis konrolsüz kavga nzahlari bogusup bogazlasan sonsuz kacisi ve sevgisiz güvensiz yalnizliga yabancilasan dostsuz dünyasisligin sürekli uzaklasmaya körükleyip kiyamet eder insan insani.
Antika aksesuarciligi yanisirasina dükkani baskasina birakip, kendi MASA siirindeki doldurup bosaltan düzlemin siir esnafi olan EDIP CANSEVER`se gün boyu tarayip didikledigi siir tüm harmanindan en cok ATiLLA ILHAN cevresinde ve etrafinda döner gezer dolanir.
PHOENiX siirinde :
„ Ben orda, aksamina orospular dadanan
Camlarinda pis sinekler gezinen, ben orda
Eskimis bir tutusla sarabini iciyor
Kadinlarda oluyor kadinsiz bakislarla
Basiyla öne düsmüs yüregiyle beraber
Ya tanriya inanir ya da isyana
Kimseye vermiyor ki acilardan artarsa
Kuytular cikariyor sevismeler onlardan
Bu nasil bakis ki dünyaya intiharla
Ya da hep kar yagiyor ya da düsünmesi iyahtan
Öyle ya kim sevisirdi acilari olmasa
Kim bakardi uzaga köpekleri saymasan
Orasi bir ölümdür sarabini doyuran
Ölünen yüzler gibi bütündür adamlar
Vaftizi gün isiginda bir garip protestan
Tanrisiyla sevisir herkes bilir sevismeyi o kadar
Kim ne derse desin ben bu günü yakiyorum
Yeniden dogmak icin cikardigim yangindan „
INFiLAK siirindeyse :
„ ….Bazan da bir yerde kuslar vardir
Ne ucmak ne de görünmek icin
Bir karanfil pencereyi deler
Bir kapi kendiliginden kapanir
Istesek sevisirdik ama olmadi
Biz degil yasayan acilardir
Gitsem her yerde biraz vardir
Hatirda zamansiz pilak
Bir otel kapisi, biraz istasyon
Vardir o seninle birlikte olmak
Bulusur cok uzaktan ellerimiz
Ve nasil göz gözeyiz ansizin infilak „
Tabi ki de daha evvel bilmeyenin veya kodlandigi dogmatik kökenlerden taniyip tarif edemeyenlerin gördügü tanidigindan kendini egitip ögrenebilecegi gelisim ve degisimlerle tuttugu degerle harcanmis bütün emeklerin karsiligini ve dengesini buldugu insanligini zenginlestirebilecegi gibi kisinin, deger bilmeyene sinirsiz sonsuz degildir lutuf da, ilgi de, iltifat da . Deger bilmeyene; veya bildigi halde hir gür nizah körlügünde kalmaya bile bile israr edene her türlü gösterilen ilgi alaka iyilik güzelligin nasip kismeti degil, bosa yorulacak olan emeklerin yazik ziyan olmasi demektir.
Maniler, fikralar, türküler, siirler, masallar, efsaneler, ata sözleri ve deyimler külliyatiyla kurttan kusa; börtüden böcege; insan , dünya , doga sevgisini birlikte duyumsayip deger zenginligi hic bir ön yargiya sartlanmis kosula veya pesin hükme takilip saplanmayan sinirsiz sonsuz hayat döngüsünün ve yasam iliskisinin özgün bireyi ve onurlu üyesi olarak arindigi güzelliklerle beslenip büyümek; özgün karaktere özgür iradesi yetkin ve yetiskin kisinin doyum dengesini mutluluk carpanlaryla esitleyen özgüvenin ve ihtiyac duyulan huzurlu istikrarliligin eristiren kaynagini ve ulastiran bilgi beceri yollarini saglar.
Cokca yazdigi ANNE siir serisinden birinde ( Bugün de Ölmedim Anne ) yine AHMETERHAN
„ Yüregimi bir kalkan bilip, sokaklara ciktim
Kahvelerde oturdum, cocuklarla konustum
Daraldim dertlendim, sevgilimle bulustum
Bugün de ölmedim anne
Kapaliydi kapilar, perdeler örük
Silah sesleri uzakta boguk boguk
Bir yüzüm ayriliga bir yüzüm hayata
Bugün de ölmedim anne
Üstüme silah dogruldu sandim
Rüzgar beline dolandiginda bir dalin
Korktum, güldüm, kendime kizdim
Bugün de ölmedim anne
Bana böylesi garip duygular
Bilmem niye gelir, nereye gider
Döndüm iste ; aci, yüregimden beynime sizar
Bu gün de ölmedim anne „
Cocukluktan itibaren sürekli dinledigi yetistirip büyütenler tarafindan telkin, tembih, tedbir, ihtiyat, akil, fikir, yol, yöntem gibilerinin ögretilenle uygulanan örnek davranislari ( rol modelleri ) arasindaki teori ile pratik saglamasini yapan uyum farki yahut denge düzeyi örtüsüp tutmuyorsa, zamanla bellek ve bilinc olgunlugu akil torbasina konulanla hayatin sinavinda kendini hangi gercekligin karsiligi olup olmadigina dair ispatlamak durumunda olan uyumsuzlugu ve sahtekarligi görüp bilip taniyip tarttigi FARKINDALIGIN mantik sorgulama tanikliginda, terbiye edenlerin bütün döküm kaliplarini ve birikinti yiginlarini oldugu gibi gersin geri kusar, kopardigi kokusmus küflenmis yapi bozuklugundan kabugunu kirarak kendi kisiliginin karakterini ören saygin karakter öznesi.
CUMHURiYET degisim dönüsüm gelisimiyle dengeli düzeyli ortak gönüllüleri de vardir siirin. MESELA BEHCET NECATiGiL ;
PERiLi EV siirinde :
„Bak, masa , iste
Yerini bulmus simdi
Biz yokken bu eve
Besbelli biri girdi
Allahim, camasir
Yikanmis ütülü
Ben giderken bu kitap
Yere düsmüstü
Ecemezdim suyundan
Dibi yosundu, sahi !
Imkani yok inanamam
Bu baska sürahi
Emektar cul kece
Yeni gibi tertemiz
Ocakta ates yaniyor
Yaniyor lambamiz
Hemen yatasim geldi
Bir hal olmus perice,
tüyden hafif
yatagima girince
gezmis esyada belli
bir kadinin elleri „
RENKLi FENER siirinde :
„ Kizi kadinli Beyoglu geceleri
Gülüsleri bir tuhaf
Yürüyüsleri garip
Yollu olduklari belli
Yerleri :
Pastaneler, duraklar, sinema önleri
Allahin talihsiz kullari
Onlar pazarlikta uyusulan
Saglam eleyip ince dokumadan
Alip ciktigimiz kadinlar
Beyoglu`nda , geceleri
Zevkettiklerimiz önce
Tiksindiklerimiz ayrilinca
El agiz sildiklerimiz
Sellere kapilinca
Gene de gittiklerimiz „
NiLIFER siirinde de :
„ Ben oraya koymustum, almislar
Arasina yelyepelek saatlerin
Cikarir bakardimkimseler yokken;
Beni bana gösterecek aynamdi, almislar
Kisken ilkyaz, sularimda acardi
Buzlu daglar gerisine kaciracak ne vardi
Eski defterlerde sararmis yaprak
Beni bana gösterecek anlamdi, almislar
…..“
Mesela NEYZEN TEVFIK ;
ANLADIN MI siiriyle :
„ Yüzbin leyla dogar alede hergün
Senin aradigin zevk, sefa, dügün
Tutacagin isi öncedendüsün
Daha ilk adimda nedamet etme
Iyi bak kabina olmasin delik
Bosuna tasirsin gider gündelik
Aninda ölmeli ettigin iyilik
Alem duysun diye gel inat etme
….“
Mesela CAHiT KÜLEBi ;
YESEREN OTLAR siirinde :
„ Bir melek su tasidi
Biri serinlik tasidi uzaktan
Biri yesillik getirdi
Yyildirimlar gibi, ama sessiz
Cimenler sökün etti kara topraktan
Sonra sen geldin dünya güzelim
Yürüdün salina salina
Bastigin yerde güller acti
Sarildi ayaklarina
Ask da yeseren otlara benzer
Günü saati bilinmez
Bakarim bugün hepsi solmus
Dünya gzelim gider gitmez „
Hep daha büyük numaralara ve kimsenin ulasip erismesi mümkün olmayan cok daha büyük gösterisli ihtisamli fiyakali cakalar satip ahkamlar kesme modeline kendini saplayip baglayarak, etrafinda yikilip bozulan bütün toplumsal deger ve dokulara kapildigi hirs ihtiras kibir ve kaprisleri disinda hic bir onur itibar ilgi ve haysiyet duyarliligi göstermeden; her hareketi gözü dönmüslügün kilitlendigi saldirganlik hamleleriyle örülü suc ve sabika müessesesinin barindirip besleyen hammaddesini, cevrim carkini ve dönüm dolasim düzenegini saglayan ve hic bir dayanismasi yahut ortak iletisin degeri olmayan talana, yalana, yolsuza, harama, siddete, nefrete, bozguna, yikima, sehvete evrilip kivrilan bencillik sultasiyla etrafini kiyamete yükleyip bosaltan; ve ivedilikle tedaviye muhtac CINNET PiSiKOLOJiSi tasiyicisi son kertedekendini carmiha örüp geren felaket ve faciaya sürüklenir gider kör inat ve israrina yenik insan.
Benzerlerinin bir digeri OTOBiYOGRAFi baslikli siirindey de AHMET ERHAN :
„ Sana artik Ahmet Erha diyorlar
Yalnizlik , ölümün üvey kardesi
Eve hep gec saatlerde gelen babalarin ayak izlerinden yükselen
Bir yapragin dalina dokunmadigi yerde büyüyen bosluk
Ayisiginda kaldirimlari süpüren bir kadininikide bir durup
Burnunu önlügünün koluna silmesi
Gibi boguk, gibi, cildirtici, gibi silik
….
Sana artik Ahmet Erhan diyorlar
Tökezlemis söz, suskun türkü, rendelenmis umut kirintisi
Siir…alkolik bir babadan artakalmissarisin göz boguntusu
Cikilmaz artik buradan diyor bir ses, hic degilse kapilari iyce örtün
Soguk yalnizliga özenip girmesin iceri
Gibi sinsi, gibi alayci, gibi bungun
….
Sana artik Ahmet Erhan diyorlar
Parmak damgasinin mülkiyete yettigi cagda
Yüregini kagitlara basmanin bedeli
Damarlara dolan toprak kokusunun hep ölümü cagristirdigi
Yasamin konusulan en eski lehcesi
Gibi okunmayan, gibi tozlu, gibi gülünc
….
Evet diyorlar ve ekliyorlar
Önüne geleni öpme istegiyle dolu bir insancillik
Sonunda götürse götürse cicek götürür kendi mezarina
Gibi deli, gibi meczup, gibi seyda
….“
Olumlu olumsuz gelgitlerinde demlemeye herseyi bekletip birakarak, hergün ölüp her gün yeniden kendini ve dünyayi kapilip saplandigi kokusmus cürümüslügün herkesi hice sayan, herseyi buyurgan savruk keyfiyetinin maliyeti düsük aksesuar molozu bilip sayan; hayattan kopusun, insanliktan cikisin ve toplumdan uzaklasmanin eksen kaymasini, kisilik sapmasini, evren kurulumunu ve monotonluk kurgulanmasini yapmaktan kendini temize cekip cikarmadikca, hergün AGITLARLA öldügü, ACILARLA beslenip büyüyüp tazelendigi eskiden fosil kirintisi kalanlar artigina yeni yetmelerini türetip tezgaha koyacagi kesin ve nettir; duygu düsüncesi MAGAZin ve POPÜLER kültürün ürün cesdi halini almis ve algisini aklini sevgisiz saygisiz rezil kepazeliklerin tüccarligina tasiyici unsur ve kullanisli malzeme haline - kökünü kaynagini ören viran etmis - cikar önceliginin ünlü etiketi altinda ezik sinik ebedi suskunlugu mal mülk edinmis kültür sanat ve edebiyat .
Seyfi Karaca………Kasim / 22