Kültür Sanat Edebiyat Şiir

oruç tutmak sizce ne demek, oruç tutmak size neyi çağrıştırıyor?

oruç tutmak terimi Ebru Çavaş tarafından 08.09.2007 tarihinde eklendi

  • Limonî Erz
    Limonî Erz03.09.2009 - 12:38

    Birçoğunun maalesef müslümanın görevi, kulun Allah'a borcu, sevap kazanma isteği, toplumsal baskı gibi kaygılarla yerine yetirdiği eylem...

  • Esra Gök
    Esra Gök25.08.2009 - 14:57

    Orucun Sartlari

    Bir insana orucun farz olmasi için onda üç sartin bulunmasi gerekir. Birincisi; Islâm'dir. Bilindigi gibi, bir ibadetin sahih olabilmesi için mükellefin ihlâsla tevhid akidesine baglanmasi sarttir. Ikincisi; akil'dir. Delilere ve ehliyet arizasi bulunan kimselere oruç farz degildir. Zira teklifin mahiyetini bilmesi gerekir. Üçüncüsü; bulûga ermis olmasi lazimdir (Fetavay-i Hindiyye, Beyrut 1400, I, 195) . Ibn-i Abidin 'Reddül Muhtar' isimli eserinde bu konu ile ilgili olarak sunlari zikreder: 'Niyet ederek gündüzün orucu bozan seylerden kendini tutmaktan ibaret olan oruç, Islâm diyarinda olsun, Darül harb'te olsun, ayni sekilde orucun farz oldugunu bilsin veya bilmesin, hayiz ve nifastan temiz olan müslümandan tahakkuk eder. Ancak akil ve bulûg; Ramazan orucunun farz olmasi için sarttir. Sahih olmasinin sarti degildir' (Ibn-i Abidin, IV, 231) . Dolayisiyle oruç; çocuklara bulûga ermedikleri süre içerisinde farz degildir. Ancak onlarin belirli bir yastan itibaren bu ibadete alistirilmalari ve tesvik olunmalari lâzimdir.

    Oruçun edâsinin farz olmasi için gerekli sartlar:

    Bir mükellefe orucun edâsinin farz olmasi için onda iki sartin bulunmasi gerekir. Birincisi: Sihhatli olmaktir. Ramazan ayina hasta olarak giren bir kimse, mümin ve mütehassis bir doktora müracaat ederek, orucun kendisine zarar verip vermeyecegini ögrenmelidir. Eger orucun edâsi mümkün olmazsa, sihhat buldugu zamanda kaza eder veya o hastalik sebebiyle ölürse, yakinlari durumu arastirirlar: Hastaliktan kurtulmus ve nefsine maglup olarak tutmamissa fidye vermeleri müstehaptir. Ikincisi: Mukim olmaktir, yani seferî halde bulunmamaktir. Hanefi fukahasi; 'Sefer halinde bulunan kimseye oruç zarar vermeyecekse, tutmasi menduptur. Çünkü Allahu Teâlâ (c.c) : 'Oruç tutmaniz sizin için daha hayirlidir' (el-Bakara, 2/184) buyurmustur. Resul-u Ekrem (s.a.s) 'in: 'Sefer halinde iken oruç tutmak bir (itaat ve iyilik) degildir' hadisi, 'güçlük durumuna hamledilir' hükmünde görüs birligindeler. Bilindigi gibi ruhsat; kullarin özürlerine binaen mesrû kilinmis hükümleri içine alir. Seferî halde bulunmak güçlükten uzak olmaz. Ancak Ramazan ayinda tutulan oruçla, diger zamanlarda tutulan oruç ayni degildir. Dolayisiyle 'Ruhsat-i Terfih'teki esas; azimetle amelin mesrûiyetini düsürmesidir. Islâm âlimlerinden bazilari; yukarida zikrettigimiz hadisin zahirini esas alarak 'Seferî halde iken oruç tutulmamasi gerektigini' ifade etmistir.

    Oruç'un edâsinin sahih olmasinin sartlari: Bu hususta da iki sartin bulunmasi gerekir. Birincisi, niyet etmek; ikincisi, kadinlar için hayizdan ve nifas'tan temizlenmektir. Bilindigi gibi niyet; kalbe ait olan kat'i bir azimdir. Mükellefin oruç tutacagini kalbi ile bilmesi ve azmetmesi niyet hükmündedir. Bunu dili ile söylemesi ise sünnettir. Nehrü'l Fâik'te de bu sekilde zikredilmistir (Fetevay-i Hindiyye, I, 195) . Ramazan-i Serif ayinda her günün orucu için ayri ayri niyet etmek esastir (Fethül-Kadir, II, 46) . Zira her günün orucu baslibasina bir ibadet hükmündedir.

    Oruç'un Vakti:

    Kur'an-i Kerim'de 'Oruç (günlerinin) gecesinde kadinlariniza yaklasmak size helâl kilindi. Onlar sizin için, siz de onlar için birer libbassiniz. Allah nefislerinize karsi zayif göstermekte oldugunuzu bildi de, tevbenizi kabul etti, sizi bagisladi. Artik (bundan sonra geceleri) onlara yaklasin ve Allah'dan hakkinizda yazdigini isteyin. (Bütün gece) fecr(i sadik) olarak ak iplik, kara iplikten seçilinceye kadar yeyin, için! . Sonra geceye kadar orucunuzu tamamlayin ' (el-Bakara, 2/187) hükmü beyan buyurulmustur. Imam-i Serahsî, bu ayet-i kerime'de zikredilen 'siyah ve beyaz iplik' kelimelerinin renk manasina kullanildigini, ufuktaki yaygin beyazligin zahir olmasi ile oruca baslamak gerektigini kaydetmektedir (Serahsî, el-Mebsut, III, 54) . Esasen Islâm bilginleri 'Orucun vaktinin fecr-i sadikla baslayacagi ve günes batincaya kadar devam edecegi' hususunda müttefiktirler. Sadece ikinci fecrin (fecr-i sadik'in) ilk dogdugu ana mi, yoksa beyazligin ufukta dagilmaya basladigi zamana mi itibar edilecegi hususunda farkli görüsler vardir. Semsü'leimme el-Hulvânî bu hususta 'Birinci görüse uymak yani ilk ana bakmak, ihtiyata daha uygundur. Ikinci görüs ise, oruç tutacaklar için daha genistir. Âlimlerin çogu da bu görüsü benimsemislerdir' demistir (el-Fetevay-i Hindiyye, I, 194) .