Kültür Sanat Edebiyat Şiir

filibe sizce ne demek, filibe size neyi çağrıştırıyor?

filibe terimi Seu Kuyt tarafından tarihinde eklendi

  • Serap Kazdal
    Serap Kazdal

    Filibe Köftesi

  • Seu Kuyt
    Seu Kuyt

    Filibe yollarını arşınlamalı
    Muhsin Öztürk - m.ozturk@aksiyon.com.tr/sayi:445

    Balkan gezimizin son durağı olan Filibe, tipik Osmanlı evleri, antik Yunan'a uzanan tarihi, sıcak insanları ve Çingene Müslümanlarıyla bir hayli ilginç bir şehir. Filibe, Edirne’nin fethinden bir yıl sonra, İstanbul’un fethinden 90 yıl önce Lala Şahin Paşa tarafından Osmanlı topraklarına dahil edilmiş.

    Osmanlı’nın Balkanlar’daki yol güzergahının tam üstünde yer alır; en seçkin konut örnekleriyle pek çoğu yıkılsa da kalan ve ibadete açık camileriyle hâlâ eski günlerden hatıralar taşıyan bir yer Filibe. Bulgaristan mütekabiliyet esası istiyor; eğer cami restore edecekseniz biz de Türkiye’de bir kilise restore edeceğiz diyorlar. Dolayısıyla Bulgaristan sınırları içindeki pek çok cami bakımsız durumda. Tabii, Mimar Sinan tarafından Sofya’da 1566’da inşa edilen tarihi Molla Kadı Seyfullah Efendi Camii hariç; 2001 yılında yeraltı dünyasının ünlü ismi Sedat Peker tarafından restore edilen caminin duvarına asılı levhada kendisine teşekkür ediliyor.

    Hemen her Balkan şehrinin bir asır önceki silueti ile bugünkü silueti arasında önemli farklar var; Selanik’teki camileri göremezsiniz, Doğu Blokunda kalanlar ise devasa toprak renkli taş yapılarla donatılmıştır. Filibe de onlardan biri; Osmanlı’nın güçsüzleşmesiyle birlikte çehresi de değişmeye başlamış. Evliya Çelebi’nin “bir şehr—i azim” dediği ve 53 camii olduğunu söylediği şehirde 1826 Rus işgalinde bir gecede 20 cami yakılmış. Bugüne tipik Osmanlı evlerinin yanısıra üç cami, bir hamam ve bir türbe kalmış. Nelerin yok olduğu ise ancak uzun bir listede anlatılabilir. İmaret Camii ve Muradiye Camii halihazırda ibadet edilebilen fakat oldukça bakımsız hale düşmüş tarihi camiler.

    Emantur’la Yunanistan’dan başladığımız Balkan gezisinin son durağıydı Filibe; gezdiğimiz gördüğümüz onca şehrin özetini onda bulmak mümkündü. Osmanlı mimarisinin yerel nüanslarla zenginleştirilmiş örnekleri, neredeyse insanların sokaklarda yaşadıkları intibaını veren dışarı taşan kafelerin tıklım tıklım doluluğu... Bir de artık Filibe bu isimle değil Plovdiv olarak anılıyor.

    Filibe herşeye rağmen ümit kıran değil ümit aşılayan bir yer. Bir kere kasvetli değil, yani işinde gücünde insanların yaşadığı ve son yıllarda Türkiye ile ilişkileri oldukça gelişen, insani ilişkilerin sıcak olduğu bir yer. Dolayısıyla hem gezilip görülecek yerleri bakımından, hem de —son yıllardaki Türk iş adamlarının yatırımlarına bakılırsa— iş çerçevesinde oldukça cazip. Ayrıca rahatlıkla Türkçe konuşan bir kişiye rastlayacağınız için de yabancılık çekmeyeceksiniz. Balkanlar’ın özeti demiştik; Kavala’da Karaman’dan gidenlerin üçüncü kuşağından Türkçe konuşan genç bir Rumla tanışmıştık; burada da Türk tipi evlerin bulunduğu tepeye çıktığımızda Lamartin’in kaldığı ev olarak bilinen konağın bulunduğu sokakta Türkiye’den göç eden bir Ermeni teyzeyle tanıştık ve sohbet ettik.

    Filibe’de yaşayan Müslümanların bir kısmı Türk ama önemli bir kısmı da Çingene. Çingenelerin genel olarak ne yeri—yurdu ne de belli bir inanç etrafında kümelendiği bilinir. Burada ise namazında niyazında Çingenelerle karşılaştık. Bir itiraf; Cuma Camii olarak bilinen Muradiye Camii’nde kıldığımız cuma namazında elimizde fotoğraf makinası ve çantalarla hafif tedbirli davranmadık değil; tabii namaz sonrası bizi bekleyen şey itiraf edilemeyen bir “suçluluk” duygusuydu. Kalabalık genç topluluğunun bizim kafileden gözlerine kestirdikleri Avukat Mehmet Bey’e sordukları “A be siz Nurcu musunuz? ” muhabbetiyle başlıyor diyalog. Böyle bir şey beklemeyen Mehmet Bey de “ Risale—i Nur okudum vs ” gibi bir çift laf ediyor; diyaloğun nasıl gelişeceğinden habersiz olarak. “A be biz Nurcuyuz be! ” diyerek kendilerini tanıtan Çingene çocuklar akşamları yaptıkları ‘Risale’ sohbetlerinden dem vuruyorlar. Bediüzzaman’ın talebelerinden Mustafa Sungur’un etkisiyle Risalelerle tanışmışlar. Ve Balkan gezisinin bu son durağında “Nurcu Çingene” gençler uğurluyor bizi.

    Filibeli pek çok bestakâr ve yazar saymak mümkün. Hacı Arif Bey onlardan biri. Son not; eğer yolunuz düşer de Filibe’ye giderseniz Muradiye Camii’nin dibindeki börekçiye uğramadan etmeyin.