gidince buralardan
uzaklaşınca
unuturum diyordum
yine her gün en yakınımdasın
ne beynimden
ne rüyamdan
hastalığın ateşi
hayatın ağır yükü yakar insanı
acı
keder
ve kayıplar gibi
hatalar
iki gözüm
anlaşıldı
bozuşacağız sizinle
siz zaten bozuldunuz
eskisi gibi değilsiniz
illa iki camla çerçeve istersiniz
tamtamla başladı
ve ateşin dumanında
yazıda
uçsuz bucaksız ummanda
güvercinin postasında
dağda
güle oynaya çalışır
hayatımı kazanır
büyük adam olurum
ya da okurum diye
ver elini İstanbul diyerek geldiğin
taşı toprağı altın şehirde
dünyanın en ağır yükünden
daha ağırdır gönül yükü
hani
insan kaldırdığı ağırlığa bakıp
nasıl kaldırdığına hayret eder ya
ağır sevdalar da öyle
otuz kırk yıl önce
çay içtiğimiz barakamız vardı
Haydarpaşa’da
denizin hemen kenarında
gardan bir koşu uzaklıkta
ta Kadıköy’den yürüyerek gelirdik
göz altına alınan
bedenin değil de
gülümseyişindi sanki
suçlu olan da
yüzündeki ifade
ve insani duruşun




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!