Göz gezdirdiğiniz fotoğraflar ya da resimler sizlere yeterli oluyor mu ?
Kimileyin bu sorunun yanıtı bende ‘evet’ yönünde oluyor. Tümüyle unutmak istediğim, unuttuklarımı bile iyice unutmaya yöneldiğim zamanlarda resimleri,fotoğrafları karıştırmayı bir çıkar yol sayıyorum.
Bir fotoğrafa odaklandığım an bende kaçınılmaz unutuş sürecinin kapısı aralanır.Bu akşam beni oyalayan bir resimdeyim. Sizlerle paylaşmak istedim.
Mutlu akşamlar diliyorum.
-Görüyor musun,pembe çiçeklerle donanmış şeftali.Demek ki erkenden bastıracak bu yaz.
Hoşuna gittiyse bu giriş,birlikte sürdürelim mi öyküyü?
-
-Niye?
Dünden bu yana
Aynı istasyonlardan
geçip bir tur
daha yapacaktı
akreple yelkovan
derme çatma erinç saatleri sızıyor geceye. hiçbir şey tam olarak tamamlanmış değil. saatlerdir yazmaya çalıştığım öykü içinden çıkılmaz bir hal aldı. onun mutlu olmasını sağlamak için kaç saattir ter döküyorum böyle !
başka bir şeyle uğraşmak için geç kalınmış bir zaman. bir tamamlayamama duygusuyla neyi seçebilir insan?
birileri beni öldürmeye kalkarsa daha çok sözcük aşıracağım sağdan soldan ; onları sıraya dizeceğim. çıkmaz yollara sapmadan anlama yaklaşmaya çalışacağım.
herkese aynı görünmeyen ve sayısız kırılmaları olan bu dünyanın bu gecesinde ; şimdi hangi iki ayrı nokta arasında salınıp duracağım ?
yazmak beni nereye yaklaştırmak istiyor ; ben hangi erekten ıraklaşmayı kafaya koyuyorum?
‘’ne yazacağını bilebilseydi insan, hiçbir şey yazmazdı. o zahmete değebilecek bir şey olmazdı bu. yazmak , insan yazsaydı ne yazardı, bunu öğrenme uğraşıdır . ancak yazdıktan sonra öğrenebiliriz bunu.’’ diyor Marqueritte Duras.
BİR ŞAİR : Leyla KARATAŞ
BİR YAPIT : GECENİN İZİ
Arka kapağındaki tanıtım yazısında ‘’ bir solukta okuyabileceğiniz oldukça başka bir dünyada varoluşun ayak izlerini bulacağınız tam hayatın ortasında toplumcu gerçekçi bir çizgi taşıyor’’ biçiminde sıralanıyor GECENİN İZİ’ne değgin tümceler.
Şöyle sürüyor tanıtım :
‘’Leyla KARATAŞ öyle ustalıkla seçiyor ki dizelerini :
‘’Salyangoz izini yıkayan su gibi
Bu gece için , genellikle yinelediğim ‘iyi geceler’ dileyişini değiştirdim. Neden böyle yaptım bilmiyorum. Daha doğrusu bir sürü karalamadan sonra baktım şiir çıkmıyor ortaya, sildim attım sözcükleri.
Yazmak ereğiyle oturduğum masadan böyle kalkmalar her kezinde yaralıyor beni.
Yarın belki bir başka konuda zorlarım kendimi.
The Poet’s Notebook’un bir yerinde ( Şairin Defteri) Charles Simic‘in şöyle dediğini notlarımı karıştırırken gördüm :
‘’Eğer Derrida haklıysa,şairler karanlıkta ıslık çalmaktan başka bir şey yapmamışlardır.’’
Yıldızsız, koyu bir gökyüzü altında şehir. Birkaç hafta öncesine değin mis gibi kokusunu salardı nergisler bu saatlerde. Savruldular ...Dilimde ıslık falan da yok…
dağılan akşam biz öylece duruyoruz
en derinlerine doğru damla damla bir kazı
kesiştiği yerden uçarı kirpiklere
biliyoruz
bu zamansız iççekişlerin sırf şiir için olmadığını
Söylesen yutkunmadan birden
O akşamdan kalma gibi
Deli dolu
Sahilin boşalmasına tanık o odada
Kabına sığmazken içindeki o tutku o arzu
Alaz alaz
BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN DOSTLARIM
Bayram ne de olsa,varıp ellerinden öpeyim büyüklerimin,demiş olmalı ki erkenden geldi Bebek.
Yol yordam biliyor demek ki... :)
Duru'un kız kardeşi ; yani dördüncü torun iki gün önce bizlere katıldı.
Dünyayı isteyerek ; dünyayı izleyerek gelmedik hiç birimiz.
Milyarlarca yıldan beridir süregelen bu mucizeyi, insanlığın yollardaki serüveninin bir yerine tutunmak mucizesini gücümüz yettiğince sürdürmek zorundayız.
Yaşamak !
En başat hakkımız ve sorumluluğumuzdur yaşamak.




-
Serap Saylam Şen
-
Fahri Çinçik
-
Xalide Efendiyeva
Tüm YorumlarMuhteşem şiirin usta kalemini yürekten kutluyorum saygılarımla
Dayanılmazlıkların yüklerini taşır..bir tebessüm karşılığına..
imgeler kondurur içinden
kayıtlara geçmemiş şiirlerin..o aranan. arzulanan tebessüm
dev dalgaların arasında gün ışığı...yaladıkca sevdalı yürek atışını..başlar yaşamsal adımların en soylusu..
değerli dostum sayın ...
Kül oldu zaman
Kül oldu deniz.
Çözemedim beyaza iz bırakan dolambaçların zincirlerini
Hayatın labirenti