huysuz akşamları sürgüne gönderdiğim oldu
sınır kapılarının ağzına güller diktim,kurudular
işitilmez oldu tüm ayak sesleri
çaldılar güpegündüz
yeşilin ,kurdun ve börtü böceğin
Bir çığlık şiirin bozkırlarından
Yalazlarından yalancı şafakların
Hiç tükenmeyen rüyasızlıkların
Ufalanışlarından
Gonca gonca salkım saçak sızışlarından
Kopup giden zamanların
Yan yana sarkık noktaların
Rüzgarın geldiği yerden kokusu gitti ötelere
Kıvrımlı nazlı yellerde ferahlarlarken
Bir zenci kadının kollarında uykudaydılar
Acı çeşnilerini ortalığa salmak için uyandılar
Anımsadıklarımızın çoğu eskimiş
bir geçmişten sıyrılmıştır.
Ölen doğa değildir sadece
Bilinmezliğin üzeri o denli kalın örtülmüştü ki
Kestirilemedi akan zamandan salınan korkular
Gece nicedir uykusuzdu ve yummamıştı henüz gözlerini
Nefret legal isyanımı çok görmeyin der gibi homurdanarak
Koyuldu işine
Dağ yeliyidi sesleriniz
Çırılçıplak saydamlığına yarınların
Kısılan gün ışıklarına benzeyerek eridi
Hangi çiçeğe sorulsa
Başıboş ellerim teninde
bir ateş çıplaklığında yakıcı ellerin
bir zakkum gibi inatçı ve yoğun
acemi bir ustanın elinde efeleniyor kalem
yüzünden düşen bin parça kâğıdın
iki renk ringe çıkıyor
derin, arsız ve dalgalı suların orta yerinde
ertelenmişliklerin katlanılmayan
işkencelerinden
son hecenin duyulduğu an'dan ötelerde




-
Serap Saylam Şen
-
Fahri Çinçik
-
Xalide Efendiyeva
Tüm YorumlarMuhteşem şiirin usta kalemini yürekten kutluyorum saygılarımla
Dayanılmazlıkların yüklerini taşır..bir tebessüm karşılığına..
imgeler kondurur içinden
kayıtlara geçmemiş şiirlerin..o aranan. arzulanan tebessüm
dev dalgaların arasında gün ışığı...yaladıkca sevdalı yürek atışını..başlar yaşamsal adımların en soylusu..
değerli dostum sayın ...
Kül oldu zaman
Kül oldu deniz.
Çözemedim beyaza iz bırakan dolambaçların zincirlerini
Hayatın labirenti