Varoluşsal kaygılar, sardı yine içimi
Hoş bir tebessüm, makbul bir anlam eksik.
Koşuştursam azıcık, sıksam biraz dişimi
Derdimi anlayacak, makul bir adam eksik.
Ekspertize soktum bugün kendimi.
"Kalpte değişen yok" dedi usta,
dışarıdan değişmemiş görünmesine sevindim.
Hâla sana zimmetli kalbim çünkü.
Sigaradan sararmış bıyıklarını burarak,
'ben buradayım" diye topuklarını vurarak;
aradığı adresi eşrafa sorarak
geliyor yol yorgunu garibim Mehmet emmi.
Yüzünden yılların birikmişliği okunuyor,
Geceleri herkes günah işler,
gece görmezden geldiğin komşuyla
sabah hiçbir şey olmamış gibi selamlaşırsın.
O da seni görmezden gelmiştir zaten,
başka bir günah işlerken.
Bir kuyu gibidir gönlüm.
Kâh Yusuf düşer bu kuyuya, kâh en yakını tarafından öldürülen merhum.
Bir kuş gibidir gönlüm.
Kâh uçar dururum gökyüzünde pervâsızca, kâh bir kafese tıkılır ruhum.
Herkes şiir yazabilir, dökebilir içini kağıda.
Kimisi sevincini paylaşır,
kimisi odun taşır gönlündeki ağıda.
Sen sen ol yargılama kimseyi,
bilemezsin kimsenin neler gördüğünü;
Kabullenmiyor beynim, hazmetmiyor yalanı
Düşünmüyor çoğu kez, merak etmiyor nedeni.
Hasret kalıyor insan, bir arayıp soranı
Bekliyor çoğu kez iki hasbihâl edeni.
Gönül gözünden baktığım en nadide parçam,
Sana değecek olan bakışları sinemde yok etsem,
Paylaşmasam seni kendinle dahi,
Sen ile yeksan olup kendimi “hiç” etsem...
Kordondan sallana sallana yürüyorum;
genzimde tuz tadı, tenimde serinlik.
Ayaklarım bir kuleye çıkarıyor beni,
etrafım mahşer, yüzbinler görüyorum.
Çıkıyorum Varyant’ın dönemeçli yolundan,
Kahreden tonda bir mûsiki bu çalan,
Sigara dumanları ise birbirine karışır.
İnsan bu, elbet yalnızlığa da alışır
Bir damla dert olur yüreğimizde kalan.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!