Buğulu gözlerle izliyorum akşamı,
yaptıklarım tazmin etmiyor zararı.
Ömür denen iplikte işliyorum nakşımı,
bekliyorum göklerden gelecek kararı.
Şu an kıyamet kopsa üzülür müyüm, emin değilim.
Bir yandan yapmak istediklerim de var aslında,
bir yandan “yapsam da ne olacak” düşüncesi.
Yalnız ben ölsem üzülürüm ama,
kıskanırım geride kalanları belki;
“Allah’ım onlar da gelsin,
Üst komşu var bizim,
sofra bezini hep bizim balkona doğru silkeler.
Karşı komşu arabasını balkonun önüne park eder hep,
kararır ev o gelince.
Gelmesin isterim hep o yüzden.
Güneş batınca insanın zihni bölünür,
gönül derin bir karamsarlığa gömülür.
Gündüz çiçeklerin açtığı pencereden,
gece yoğun bir kasvet görünür.
Gecenin sessizliği sükûnet verir kimine,
Kuşların ötüşü bile değişmiş,
seni düşünürken fark ettim bunu.
Sen bana kim bilir kaç kuş uçuşu uzaktasın,
ama sabah kalkınca pencerene kulak ver,
ben sana bir kuş ötüşü kadar yakınım.
Mecnun’un aradığı değildi Leyla,
Leyla gibi göründü ona Mevla.
Sen zannediyor musun ki hâla,
Mecnunun maksûdu Leyla idi?
Şiir kokmalı insan, edebiyat kokmalı
Estetikten uzak olan, ondan biraz korkmalı.
Çoğunlukla uysal, bazen ayağa kalkmalı,
Başka türlü düzelmez bu mâkus istikbal...
Balkondaki rengarenk çiçekler gibi gülüşün,
Balkona ait ama yoldakiler de nasipleniyor.
Bakanın içini ferahlatan sanki bir renk cümbüşü,
Derdine deva arayan şu fakir nasipleniyor.
Bir tebessümün dahi yeter mutluluk için
Duvarlar konuşuyor, hâl hatır soruyor,
sessiz bir çığlık var sanki kulaklarımda.
Samimiyetsizlik var biraz dileklerimde,
karyolam samimiyetsizliğimden vuruyor.
Dolabım bıkkın, kitaplığım nâhoş;
Hissetmediğim aşkın acısını çekerim ben,
yaşamadığım fakirliğin isyanını ederim.
Kaybetmediğim bir yakınımın
ölümünü kabullenmeye çalışırım.
Ama yaşadığım acıyı tarif edemem.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!