dünya
yalanı ağzıyla değil,
kanıyla dolaştırıyor.
ışık bile temkinli,
gerçek köşelere sinmiş,
hem hayal, hem gerçek,
aynı rüya gibi…
uyanırsam dağılacak,
uyursam kanayacak.
zaman bulanık bir cam,
aşk'lar da
keşke ömürlük olsaydı
yarım kalan cümleler gibi
zamana bırakılmasaydı,
bir sonra ya sürülmeseydi.
hep daha uzaklara gideceğiz biz,
hiç ilerlemeden.
gölgemiz uzayacak her adımda
ama yerimiz değişmeyecek.
yol dediğimiz şey
içimde yaşayan ben,
kimsenin uğramadığı bir ülkeydi.
dışarıda dolaşan ben ise
herkesin tanıdığı,
ama kimsenin bilmediği
bir yabancıydım...
yağmur iner sessizce camlara,
bir pazartesi sabahı, yorgun ve ağır.
sokaklar ıslak, düşünceler dalgın,
gönlümde eski bir hüzün, usulca çağır.
bulutlar yüklenmiş anılardan,
yakışmıyor sevdiğin yerden göçmeyi !
seven anlar ,sevmiyen bahane üretir
fazla sürmez aldığın nefes
hüzün eklenir mutluluğuna
hayat adalet savaşına dönüşür
hüner yanında ki sevdiğinin çümbüşü unutma
sözlerin yemine katılarak verildiği
bu günlerde,
yalana bulaşmadan yaşamanın
ne kadar zor olduğudur vesselam.
çünkü hakikat,
ben bu yolu yalnız yürümeye
ezelden alışkınım
ayak izlerim kendime bile yabancı,
omuzlarım rüzgarsızlığa dayanıklı.
Ama rüzgar öyle esti ki bir an,
gönlüm sana düşer yar
gözüm yaşa , özlem ayrılağa
çaresizlik hep beni
beni mi bulur yar ?
aşk kime düşer yar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!