Bu ömrü, bir kapı önü sanmıştım, han gibi açık;
Her giren, bir selamla geldi, sandım ki misafirlik.
Oysa her vedası, ardında bıraktı bir çatlak, bir boşluk,
Ruhum artık, sökülmüş bir kumaş, dikişsiz, yamalı.
İlki geldi, en parlak umudumu aldı, sevda diye,
Gümüş bir tül gibi indi minare
Gönül kapısını açtık bu seher
Dertli gönül buldu derdine çare
Rahmet deryasına daldık bu seher
Gönüller sükûnet bulsun bu ayda
Yorgun bir nefes gibi, çürüyen yaprakta son damla,
Sessiz bir yankıyım, bir kayboluşun girdabında,
Yazmayı bıraktım, kalemi kırdım, mürekkebi kuruttum,
Şiirler eskidi, defterler tozlu, ruhuma ilhamımı uyuttum...
Gözlerimde donuk bir bakış, her satırda bir çığlık,
Seni okyanus gibi içimde taşıyorum,
Hasretin kıyılarında geziniyorum.
Ufukta bir gemi belirse,
Sen geliyorsun sanıyorum.
Oysa sadece bir martının çığlığı yankılanıyor gökyüzünde,
Ve delice bir fırtına kopuyor içimde.
Bir ömür verdim ben, bir ömür verdim
Eteklerinde saklı hayallerim vardı benim
Gözyaşlarımı biriktirmiştim o ıssız limanlara
Umutlarımı terk ettim, en derin sulara
Herkesi kendim bildim, herkesi kendim
Bütün sesler, gürültüler bir anda sustu,
Çünkü beklenen melodi, sen konuşunca başlar.
O ses ki, en derin yaramı usulca örter.
Karanlık ruhuma doğan titrek bir ilkbahar...
Ne bir su sesi kadar yalın, ne de telaşlı rüzgâr kadar,
Bu yolculukta herkesin gözü tek bir ufukta,
Doğuşun ilk nefesi, bir elin avucunda.
Ne kalabalık teselli, ne omuzda bir yük;
Gölgen bile peşinden koşar, her an tek durukta.
O başlangıç bir, o bitiş bir; sen onlarla yüzleş,
Çünkü hayatın özü, aynadaki o sessiz surette.
Seni büyütüp o hale getirene hor bakma,
Büyükler el öpmez, eli öpülür.'
Yaşlılığını yorgunluğunu başına kakma,
Büyükler el öpmez, ama eli öpülür.
Nur ile yüzü ışıl ışıl parlarsa,
Sanki bedel ödemeyi onurunu satmak bellemis birileri
Ve bir kula kulluk etme dönemi başlamış. Allah'tan korkma kuldan utanma kalkmiş.
İmanı paralı pullu mevkililerin inancında,
Tek amacı eteğinden yapışarak yüksege taşınmak
Ve tek derdi emeği olmadan kazanmak.
Çıkarı olanı düşünmez kendi safında görür.
Bilmiyorum ben ne ara böyle yaşlandın
Niye bedenimi zor taşıyor , falakayı tınmayan ayaklarım
Ne zaman kar düşmüş, bem beyaz olmuş saçlarım
Buz kesince bedenim anladım, boşa yanıp tutustuğumu...
Halbuki ben hiç üşümezdim, ayaz ilişmezdi tenime




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!