hani an olur gitmek için yanar tutuşur aklınız
bir parçanız vardır geri çeker sizi
bütün aklınız ve bedeniniz gitmek isterken
sizi geri çeken o küçücük şey
gitmenizi engeller ve kalırsınız
bütün o bedeni aklı ve herşeyi
Düşlerime çarpan göktaşı sonrası
kapanan gözlerimi
açmak zamanın geldi
dediğinde hayat
en çok
kirpiklerine kara diken yerine sevinç gözyaşları eklemek isterim
seni bu kente vermektense
bu kentin sokaklarını ve gecekondularını
senden alırım
sarmalamasınlar, ürkütmesinler seni diye
bakışlarım gözlerinde hasat mevsimini yaşadı
Gölgesiz bir şehir gibiydin, ürkek ve yalnız. Yüksek binalarında ruhunu yitirmiş insanlar barındırıyordun. Tüm sesler sessizliğinde yitip giderken, alabildiğine ben diyordun seni görmeyen bu şehrin ortasında. Her adımın senden alıp götürsede seni, inadına varım diyordun. Varlığını bilmen yetiyordu, varlığını göremeyen milyonlar arasından. Buydu zaten seni sen yapan. Kimin ne gördüğü değildi, senin ne hissettiğin ve duyumsadığındı kendin için önemli olan. Bu yüzden duyma bu şehri, görme sokaklarını, varsın gölgesiz olsun düşlerin. Hatırla, evren sen varsın diye evren oluyor. Sen varsan hayat var. Sen varsAN, gölgen var... UyAN ve izle bilmek zorunda olmadan izle. Gör, katılmak zorunda kalmadan bakmayı öğren. Hatırla, senden kimliğini alan bu kalabalıklardı. Onlara, BENi öğretme zamANın geldi, BİZ olmayı algılayabilmeleri için. uyANdır... ve SUS... ve İZLE... ve KATIL... Sonra arkana bakmadan çık git. Sadece GİT...
seni baharmışsın gibi özlüyorsa
bu kentin çocukları,
gözleri yorgun düşüyorsa
ufuktaki çizgiye bakmaktan,
hasretine yenik düşmüşse
rüzgarla gelen bulutlar,
Güzel bir çocuk değildim, güzel bir insan olmayı seçtim. Şimdi; çiçek açıyor yüreğimde, sözlerimde bahar kokusu var, gözlerimde kocaman GÜLÜMSEME
Mutluluk da ağır geldi, mutsuzluk da yordu…
Ben, ikisinin arasındaki o isimsiz durakta, "hal'sizlik"te konakladım.
Ne kahkaha attım doya doya, ne ağlayabildim içimi söke söke.
Sanki duygular ellerini eteğini çekti benden.
Durağan bir rüzgâr oldum; esmeden, savurmadan, varlığımı bile hissettirmeden.
Bir adımız vardır elbet
hayatın karanlığına ışık tutan.
Her ne kadar
hanesiz mekanlardan gelmiş olsa da
düşlerimiz.
İsimsiz kahramanların avuçlarından
Hangi DÜŞ, içinde sevgiyi eksik bırakır ki?
Hangi ölüm gidene aşkı, kalana hasreti ekmez ki?
Ruhunun düşlerini görmeyi unuttukça insan, zihninin karanlığında kendisini kaybetmekten alıkoyamaz.
İşte bu sebepten dolayı, ruhuna düş kurmayı öğretmelisin, mutluluk dediğin, ruhun söylediği şarkıların yansımadır gözlerimize...
Hangi düşe imza atsam
orada
kaybedilmiş bir çocuk görüyor
gözlerim.
Tüm çocuklar mıydı kaybolan
yoksa




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!