Bahar;
İsmin kadar nurlusun...
Ben, ikinci baharımı
Senle yaşamak istiyorum...
Senin gözlerinde değil...
Ruhunda kaybolmak istiyorum..
Ver elini...
Mavi güvercinime...
Akar akardık...
İstanbul gecelerine..
Acardık oturaklarımızı...
Gözlerimizde kaybolurken;
Günahlar peşinde koşarken;
Doğruları konuşmak...
Biraz ayıp olmuyor mu?
İnsanlar, inançlar, milletler...
Kavimler, alabildiğince...
Adalet önce insanın kendi ile hesaplaşmasından geçer...
Doğru veya yanlışı ayıramıyorsa,
Dostunu düşmanını göremiyorsa,
Helal ve haramı birbirine karıştırıyorsa,
Suçlu ve suçsuzu bilmiyorsa,
Aşk ve sevgi...
Güneş ve ay olabildiler mi?
Tüühh...
Bizde en zor yerden sordum...
Ah önce insan olalım...
İnsan olmak gerek...
Döner dururum bilmez idim...
Düştüm kalktım görmez idim...
Bir dem tutturdum görmez idim...
Rahman her şendedir...
Bilen biz değil, sendeymiş...
Şah damarımdan bile yakınmış...
İnsan yanlışlarından doğar...
Nedense mükemmelliğe oynar,
Yalnızlığını ise hiç belli etmez...
Kendisi olmak varken;
Başkasını oynayarak ölümünü yaşar...
Hiç doğmamışcasına;
Biz mi hata yaptık?
Yoksa onlar mı?
Nerde ufuklar, görüşler, hedefler...
Hani nerde?
Hepsi toz olmuş.
Kütüphane köşelerinde
İnsanlık; bir varoluş ve öze kavuşma destanıydı.
Kün toprak oldu, Hz. Adem ruha can oldu…
Kün su oldu, Hz. Nuh ile yeniden varoluş imtihanı…
Kün ateş oldu, Hz. İbrahim ile altın adalet imtihanı…
Kün sabır oldu, Hz. Yakup ile selamete…
Kün devlet oldu, Hz. Yusuf ile kemale erdi…
Dağlar hep duman derler...
Hiç çıkıp bakmazlar...
Sevgili yardan haber bekler...
Haber vermezler...
Hep insanlıktan söz ederler...
İnsan değiller...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!