Gönül sırça bir köşk...
Herkes ona sultan olamaz...
Bir yağmur yağar inceden...
Herkes tutturmuş...
Sarhoşluk sarhoşluk...
Bir içkiden mi ...
Bu varlık;
Uğruna can veren
Kendinden de öte;
Biri artarken diğeri azalıyor...
Tuttuğum sen
Yok olan bir ben
Ellerini ver elime...
Gönlümü açtım önüne
Aşta ne gurur kalır ne de onur...
Gözler yalan söylemez...
Aşk zamanı tanımaz...
Gönlünde saklar...
Kapı açık...
Git, git der gibiydi...
Göçmen kuşlar gibi...
İkinci baharına gider gibi...
Tesbih taneleri gibi...
Dağılmışlar,
Günahlar peşinde koşarken;
Doğruları konuşmak...
Biraz ayıp olmuyor mu?
İnsanlar, inançlar, milletler...
Kavimler, alabildiğince...
Adalet önce insanın kendi ile hesaplaşmasından geçer...
Doğru veya yanlışı ayıramıyorsa,
Dostunu düşmanını göremiyorsa,
Helal ve haramı birbirine karıştırıyorsa,
Suçlu ve suçsuzu bilmiyorsa,
Aşk ve sevgi...
Güneş ve ay olabildiler mi?
Tüühh...
Bizde en zor yerden sordum...
Ah önce insan olalım...
İnsan olmak gerek...
Döner dururum bilmez idim...
Düştüm kalktım görmez idim...
Bir dem tutturdum görmez idim...
Rahman her şendedir...
Bilen biz değil, sendeymiş...
Şah damarımdan bile yakınmış...
İnsan yanlışlarından doğar...
Nedense mükemmelliğe oynar,
Yalnızlığını ise hiç belli etmez...
Kendisi olmak varken;
Başkasını oynayarak ölümünü yaşar...
Hiç doğmamışcasına;
Biz mi hata yaptık?
Yoksa onlar mı?
Nerde ufuklar, görüşler, hedefler...
Hani nerde?
Hepsi toz olmuş.
Kütüphane köşelerinde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!