Öyle acayip bir dönemden geçiyoruz.
Hayatımızın en kebap dönemini geçirdiğimiz,
Kişiyle iletişime geçiyorum.
Her zamanki gibi gülüyorum.
Ama bu sefere toplumsal bir alanda gülüyorum.
Sağdan, soldan soruyorlar:
Koşuyoruz.
Ama önümüze bakmıyoruz.
Koşarken,
Kilometreler geçerken,
İnsanlarla iletişim kurarken,
Günü kurtarmaya odaklıyız.
Kaç şiirde,
Kaç şairce,
Söylendi “ güzel günler “.
O güzel günler o kadar uzak değil.
Bir avuç dünyanın bir kara parçası değil.
Hele üç beş kuruş hiç değil.
Gönül isterdi bu dizelerde güzellemeler yapmayı,
Yaşamın hangi alanında konu kaldı?
Uyuduk.
Uyutulduk.
Hala uyanmadık.
Çok oldu çalar saat çalalı.
İnsanlar birlik olup birşeyler yaparlardı.
Dünyada böyle.
Ya da böyleydi.
Bizdeyse yapılanı yıkmaya,
Eleştirmeye,
Çekiştirmeye başlarız.
Selamlar sana,
Unutma!
Hep tuhaf gelir sana.
Baksana şu ortama.
Sen değişik.
Ortam değişik.
Literatürde havuç ödüllendirmeymiş.
Sopa cezalandırmaymış.
Yönetme iddiası olanlar her yerde bunu güdermiş.
Bir de havucu unutanlar varmış.
Sopa gösterir dururlarmış.
Bunu güç zannederlermiş.
Hayaller kuruyorum.
Topluma dair,
Olması gerekene dair,
Neden hayaller kuruyorum?
Çünkü dinledim.
Çünkü okudum.
Şöyle bir bakınca bu topluma,
Sürüp giden hayatta,
Çoğu kişi koşar,
Bu yolda,
EEAÇ'li hayat uğruna.
Açıklık getirelim EEAÇ'li hayata.
Dünyada bir süre geçirirsin.
Adına hayat denir.
Senden sonrakine bıraktığın mirastır.
Ne bıraktığınla anılacaksın bu dünyada.
Bunu bilerek yaşa.
Bilmiyorsun ya.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!