Format terimi ile 1992’den bilgisayara,
Birkaç sene sonra,
80 megabaytlık hard disk takılınca,
Tanıştım.
Sonra bu bilgisayarda,
Yapılan işlemin insanda,
Zamanında eline albümleri alırdın.
Tanırdın kimini.
Tanımazdın kimini.
Sorardın kimine.
Bir topluluk içinde,
Hangisi sendin?
" Geçmişi bırak. "
Diyorlar.
" Geçmişte ne var? "
Açıklayayım:
Geçmişte insan var.
Şimdi de kıvamı tutmamış insan var.
Senelerce yabancılardan,
Robotları,
Uzaylıları,
Seyrettik.
Bizim öz sinemamızdan,
Dinden, imandan,
Otobüste, metroda,
Oturduysak bir koltuğa,
Sağa sola bakınırdık.
Yer verilmesi gereken biri varsa,
Yer verelim diye.
Bugün yayılıyorsa genç tayfası,
Gençlik anılarıyla,
Gençlik olaylarıyla,
Büyüdük.
O zaman “ Ne diyor bunlar? “ diye,
Anlamaya çalışan bakışlarla onlara baktık.
Şimdi gençlik gitti gidiyor.
Gerçekler çoğu zaman sıkıcıdır.
Bazen gerçekten kaçmak kaçınılmazdır.
Gerçekler seni rahatsız ederken,
Okul sıralarında hayalini kurduğun karakterler,
Güncel deyimle bir tık kadar yakınındadır.
Sonu iyi bitmese de,
Daha önce de anlattım.
Yine anlatıyorum.
Biz üç grubuz.
İmzayı atmayanlar,
İmzayı atanlar,
İmzayı atanlar ve meyve toplayanlar,
Ben ve benim gibiler,
Bir pastanın son dilimi gibi,
Tattık toplumda olması gerekeni.
Şimdi bu tat bu toplumda kayıp tarif belki.
Herkes bambaşka.
Mesela o zaman beyaz,
Selam gözcü,
Birkaç şiir yayınlamıştım.
7/24 bıralardasın ki,
Yarım saat geçmedi.
" Kaldır o şiirleri. "
Diye haber salmışsın.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!