ayrılışın gönülden değilse eğer
ayakların çakılı kalırsa her adımda
gözlerin hep arkada aklın hep orada
Gördüğün her köşeyi hafızana kayıttla
unuttuğun bir şey olmasın sağda solda
Ve hergün kazma kürek aldırırlar elimize
Her gün hançer iner yüreğimize
Eksik olmaz yüzümüz musalla taşlarından
Ya bir emniyet güçlerimizin geçtiği yere
Ya düğün derneğimizin olduğu yerlerde
Kurulur kalleş pusular haince,sinsice
Bakma şimdi öyle çocuk
Yılbır yılbır sevmelerimize
El üstünde tutmalarımıza
Her fırsatta yanında olmak istediğimize
Gülüşünün bakışının konuşmalarının
Yüreğimizi erittiğine.
BANA BİR ŞEY OLMAZ
Grizu 263
İrfan usta okey taşlarının dağıtm aralığında kimseye bir şey söylemeden masadan kalkıp gitti. Ustalığı maden ocaklarında çalışan işçilerin çalıştığı branşta sınav ile kazanılan bir unvandı. Daha işe gireli 2 yıl olmadan domuzdamı ustası olmuş yanına da amele olarak işe beraber girdikleri Haşim arkadaşını verilince bir takım oluşturmuşlardı. Her kömür üretim kartiyesinin Kırk, Elli hatta daha fazla ekibi vardı. Herkes onu kahvenin hemen bitişiğindeki WC ye gitti zannetti. Çok geçmeden elinde giymiş olduğu mont üzerinde yeni bir deri mont giyinmiş olarak geri geldi. Masanın üzerindeki kendine ait iskambil kağıtlarını alıp dizmeye başladı. Arkadaşları söz birliği etmişcesine monnttan hiç söz etmedi.
Bu sessizlik hem ayakkabı hem arasıra ayakkabıdan başka değişik ürünler okul çantası ve mont v.s satan ayakkabıcı Bayram yanlarına gelip kulağına bir şey söyleyene kadar sürdü. İrfan Usta "ya bana ne senin alacağın vereceğinden" diyerek tatlı sert çıkışarak onu gönderdi. . Bayram gidince ona tıpkı masadan bir şey söylemeden kalktığı gibi dükkanda asılı montlardan bir montu giyip geldim dedi. Ayakkabıcı bayramın yeni getirdiği montlar satılmaya başlamış bir kaç arkadaşının üzerinde görmüş. Arkadaşlarının üzerindeki montlar hoşuna gitmiş olacak tükenmeden bir montta kendime aldım dedi. Bu küçük belde maden işçilerinin yoğun olarak yaşadığı bir yerdi. Maden işçileri Yirmi'ye yakın irili ufaklı günümüz AVM lerin atası sayılan küçük bakkallardan yaptığı her türlü alışveriş, çoğu kez deftere (Kara kaplı defter de denirdi) yazdırılırdı. Lokontalarda yenilen yemek, içilen rakı, bakkaldan kuru kumanya, giyim giysi, marangozdan tel dolap, sofra, masa, sandalye, tekel bayiden sigara bira, paran bittiğinde alışveriş yaptığın dükkandan harçlık için para vs.
Hep ay sonu ödenecek maaşlarda verilmek üzere deftere yazdırılır ay başı maaş alındığında borçların tamamı, paran yetmez ise bir miktarı ödenirdi. Borcunun tamamını ödesen bile bile veresiye defterinde ismin silinmez esnaf borç yekününde küçük bir bakiye bırakırdı. Bir veresiye defterinde 1000 1500 müşteri kayıtı olduğunu söyleyen vardı. Ezelden beri çark böyle dönüyordu. Bir tırnak makası 4 ekmek 2 kg zeytin 2 kg domates 1 AEG buzdolabı Bir TV'nin tutarı, veresiye defterinin bir yaprağına alt alta yazılıp ay sonu yekün tutara toplanıyordu. Kimsenin de borcunu üç taksit beş taksitte ödenecek dendiğide yoktu. İrfan Usta'nın oyunda ki rakiplerinden birisinin çocuğu gelip babasına eve gelmesini söyleyip boş olan sandalyeye oturdu. Oyunun bitmesine az kaldığından oyunu bitene kadar bekledi. Parti İrfan Usta ve arkadaşında kalmıştı.
Barış Manço'ya
On puan, on puan küçük yüreklere kondurulan
Barış elçisi, örf adet emekçisi Manço'dan
Güven aşılanıp herkesin eşit olduğuna inanan
Çocuklar hepimizin geleceğidir biliyordu çoktan..
BAKARKEN AZİZ ŞEHRİNE
Rüştü Onur'un Muzaffer Tayyip'in
Kan kustuğu hastanedeyim
Hangi koğuşun penceresinden
Gözlediler İstanbul gemisini
Bakar uzaklara
Sanırsınki keşfedecek dünyayı yeniden
Öylece kalmış yol ortasında bilgece
Duruşu duruş değil bakışı bakış
Uzak bir yerlerde demirlemiş kendini
Bakıyor bak
Buradayım dercesine
Yitirmeden umutlarını
Son virajdan dönmeseydi gelenler
Sahanda yumurta bir tabak yoğurt
Domates biber salata
ASSAM DALLARINDAN
Assam ağaçlarını güneşe her birini yapraklarından
Yapıştırıp takvim yapraklarını gerisin geriye
Mucize vuku bulup yerleşse herkes yerli yerine
Pay olsa emek, alın teri, ellerde nasır köyümde...
ATEŞE YÜRÜYENLER
Kalır mı birşey geriye
Yokluk yok olunca
Bu ateşe yürüyenlerin türküsü
Sarılmış simsiyah bedenleri




-
Metin Solak
-
Metin Solak
Tüm YorumlarEvet insana keşke seneler önceki durum hiç değişmeseydi olmasaydı şu teknoloji meknoloji dedirtecek dizeler tebrikler efendim
Allah böyle acılar göstermesin birdaha. Dmuyarlı yüreğinize sağlık