Gönlüm benim zor içinde,
Taşa çaldım taş içinde,
Yangınlarım kor içinde,
Açtım baktım, yar içinde...
Zahir! Gönle yalan dolar,
An olur ki; bir garip duyguya varıyorum
Sorsam: gölge dünyada, bilmem ki ne arıyorum.
Ben bir garip insanım; ne tahtım var, ne de tacım
Tut elimden Allah’ım, Aşkı saran! Muhtacım.
Mekanın zamanından düşen kuru bir yaprak
Damladan ibaret Irmak
Kavşağını dönerken
An' da gizli kalır katresi.
Geçmiş zaman içinden
Tevazu elbisesi
Benini yok edersin,
Erişirsin toprağına.
Hırs elbisesi
Yol aldırır
Uğultuyla gelen uyku
Neler anlatacak bize?
Bak, göründü işte düş:
Düşebildiğin kadar düş.
Çığlıksız düşerken düşlerin anlatıyor
Değirmen taşında buğday misali
Ezilir, ezilir, una dönersin
Gönülde beslenen sevda misali
Yıldırım yersinde muma dönersin.
Aşıklar çilekeş, dalında meyve
Sen Cihan aşkısın, ben deli mecnun
Aşıktan öteye olmadı kurun
Gönlümde eğrice yakmadım odun
Yaşarken sırrına gidenler! Soyun.
Akıl; iflas, matdır, derinsiz boyun
Aşka sarılan güle sermayeden renk kaldı
Taşlayanın elinden güle artık taç kaldı
Aşığın postundadır pusula kime kaldı
Çöllerinde susuzluk sofrasında düş kaldı.
Aşkın gamlı yolunda yolcuya hicran kaldı
Gözlerinin hapsindeyim
Gecelerimi aydınlatan
Güneş olsan gözüme
Ilgıt ılgıt esen
Seherdeki yeller gibi
Serinletsen bedenimi.
İnançlarım, fikrimden
Kaç aydınlık var heybemde?
Karanlıklar dünyasında
Gece, gündüz, sıralanır ardınca
Geçmiş zamandan kalan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!