Öldürme sanatıyla övünen millet
‘En büyük asker bizim asker’
Ne hallere düşürüyor cehalet
Yine; Osmanlı ile övünürler,
Devşirmeler ve paralı asker.
Hizmete göre kan gurubu da
Havanın ısınma zamanı,
Toprağa düşen bütün tohumların,
Çatlayıp fışkırma zamanı,
İlk günleri
Hastaya can veren baharın…
Sayın devlet yöneticilerimiz,
Türbanın, hayatımızın her alanında, çağdaş kıyafet olarak kabul edilip yasallaşmasına ve en kısa zamanda kayıtsız şartsız uygulamaya konulmasına, gönülden destek veriyoruz.
İnanıyoruz ki, (inanmamak en büyük gafletimiz olur..) Türbana verilen özgürlük, malın bir yongası olan canlarımıza verilen özgürlük olacaktır.
böylece, özgür bir nesne olan türbanın özgürlüğüne gıpta eden kadınlarımız, onun çatısı altına sığınacaktır. Her sığınmacıya bizim gönlümüzün kapıları açıktır. Kadınlarımıza açılan bu geniş kapı sizleri kaostan kurtaracaktır.
Tanrı çamurumuzu yoğurunca
Sıkıp mıncıklamış bizi
İnsana benzetmiş sonunda
Kızıp fırlatmış dünyaya…
Eli çamur olunca.
uydum telefonla yapılan tarife
yürü dedi arkadaşım
altı yoldan sağa dön ve ileriye...
ulaşırsın kuşdiline...
ben de inanmaya başladım kadere
Öğrenmenin yaşı yokmuş. Son günlerde de çok şey öğrendim. Hem de hiç aklıma gelmeyecek kadar çok. Devletin, egemen güçlerin baskı aracı, Yasaların bu baskı aracının
vermek zorunda kaldığı hakların son sınır noktası olduğunu, bu hakların da tarihte gördüğümüz gibi ezilenlerin zoru ile elde edildiğini bilmeyen de yoktur sanıyordum…
Son haftaların tartışmalarından dolayı acı duymaya başladım. Uzanıp saatlerce uzun uzun düşündüm ‘’Ne oluyor böyle! ’’ diye… Mücadele birikimlerinin sonucu olarak diyelim, ya da
1980 darbesi ile dayatılan faşist anayasada geriye doğru kaymadan sonra, küçük de olsa ileri bir adım olarak fazla önemsemediğim bu Anayasa değişikliğinin ve referandum yarışının bu boyutlarda bir siyasi kavgaya neden olacağını düşünemiyordum.
Ama, 80 öncesi siyasi ve ekonomik mücadelelerden sonra, siyasi alandaki pasifizmin de nedenlerini bir türlü çözemiyordum… 80 öncesi, sosyal demokrat, sosyalist, komünist gibi
terimler kullanılırken, 80 sonrasının yuvarlak sol kavramı egemen olmuştu… Bunun içine
ne boş zamanların oyuncağı
Ne de düzenin nalbantı…
Bütün tortuları ayaklandıran
Arıtma tesisinin çarkı.
Beynin farklı bölgelerini
Hayat o kadar karmaşık bir şey ki insan içinde boğulup gidiyor. Hani derler ya ‘’Balığın deryadan haberi yok! ’’ diye… Biz de bu karmaşık hayatın zorlukları karşısında, insanın romatizma ağrılarına alışması gibi çoğu şeye alışmış durumdayız. Doğal olmayan bir çok
şeyi doğalmış gibi karşılamayı öğreniriz. Alışkanlıklar, kaprisler, önyargılar, hastalıklar.
İnsan nasıl bir akıntıya karşı yüzemez ise, bu alışkanlıklara ve hastalıklara karşı durmanın
da kolay olmadığını biliyoruz. Peki bunu değiştirecek olan kim? İşte bunu değiştirmenin
ve insana mutluluk verecek daha iyi bir hayatın kazanılması da biz insanların elindedir.
Hayat bu karmaşık hale kendiliğinden gelmez. Bu karmaşadan çıkar elde eden bazı güçler vardır. Onlar da hayatın bu şekilde akıp gitmesine hatta kendilerine daha fazla menfaat sağlamak için yeni arayışlar içine girdiklerine de şahit oluyoruz. Tarih örnekleriyle doludur.
Hoş geldiniz postmodern silahlar pazarına
Hoş geldiniz insanlık ve erdem mezarına
Şimdi en etkili silahlarımız en ön sırada,
TC – bayrak – Din – Dil – Milliyetçilik
En etkili bunlar saldırı ve savunmada
Sanki büyük çocukların oynadığı evcilik…
Dünya İmparatorluğu kuruluyorsa
Ne işimiz var hudut boylarında?
Çıraklık döneminde yüz şehit
Kalfalık döneminde sekiz kattır
Ustalık döneminde artıyor kat kat




-
Hasan Ateş
Tüm YorumlarSevdiğimiz bir abimiz kendisi. Bir grupta yayınladığı şiiriyle tanıdım kendisini. Mizahı kullanır şiirlerinde, bununla birlikte duygusal şiirleri de yok değildir. Popüler şiirleri de var, güzel tabi. Ayriyeten grup da kurdu sağolsun, ne de olsa mizah seviyoruz.