Seni sevdiğimi herkes biliyor
Yüzüne baksam yüzüm gülüyor
Gözüne baksam gözüm gülüyor
Seni sevdiğimi sen de biliyorsun
Ben de biliyorum,
Yanında olunca senin, yalnızlığım ölüyor.
Kısa tüylü, ağır başlıdır kedim
Adına ben Şerbet Hanım dedim.
Bir tek kelime bilir,derim“gel gel”
Mutlu olur başını okşarsa bir el.
Gel gel deyince hemen gelir Şerbet,
Gözüm gölgesinde
Kulağım ayak sesinde.
Daima kapıya nazırım.
İster ay sonunda,ister ay başında
Ne zaman gelirse gelsin Azrail,
Ben hazırım.
Deli gönlüm benziyor dizginsiz bir ata
Koşuyor,koşuyor aşk peşinde dörtnala
Ne söz dinliyor,ne de bakıyor nasihata
Dilerim sürçmez ayağı, menzile beş kala!
Gemi azıya alan bu deli,bu azgın at,
Bir haksızlık olduğunda
Cezbeye tutulmuş derviş gibi titrerim
Hoşgörüm yoktur asla bunda
Tutamam kendimi,aslan gibi kükrerim
Hak deyince akan sular durur
Hayat,uzunca bir cümle;
Giriş,gelişme,sonuç bölümünden oluşan
Kısacık bir hikâye…
Her hikâyenin bir başkahramanı vardır:
Bazı kahramanlar giriş bölümünde veda eder hikâyeye
Görmeden gökyüzünün yedi rengini.
Sen farklısın
Sen kimseye benzemezsin
Sen çok özelsin
Yüreğim gibi sıcak,
Yaşadığım şehir kadar güzelsin!
Her yağmurdan sonra
Gözlerinin içinde oluşan gökkuşağını,
Her baharda
Gözlerinde biten kır çiçeklerini,
Bulutlar dağılınca
Gözünde parlayan ayı,güneşi,yıldızları,
Evde yalnız kalmak ne güzel!
Seviyorum yalnızlığı.
Kendimle konuşuyorum.
Umurumda değil,
İsteyen velî desin,
İsteyen deli…
Otlar koyun otlakta umursamaz fakat;
Bilmez,otlağın sonunda kesilir,bir kasap vardır.
Eline geçse bir fırsat,önüne gelene atar tokat;
Fakat düşünmez,ötelerde görülür bir hesap vardır.
Dünya denilen bu iki kapılı handa,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!