gelirsen
geç değil
ibibikler uyanmadan
tan ağarmadan
seherden evvel
bir kuş gibi yorgun
gün gelip
yıldız dengi çözüldüğünde
kütüğümde tozlanır adım
yaklaşıyor vakit yaklaşıyor an
yaklaşan adım adım
yaz günü yağmur yağıyor inceden
di'li geçmiş zamanların şarkısını söylüyor
gözlerinde tanımadığım ifadeler
bir yalnızlık çöküyor etrafa
akşamın gölgeye benzeyen karanlığıyla beraber
bir bahar sabahı sisli Marmara
benziyoruz seninle firâri martılara
vardık Yenikapı'ya yüzümüz mahmur
yanaştı iskeleye bir beyaz vapur
gözlerin esrarlı elinde valiz
aylardan Kasımdı sonuydu güzün
seninle yolum kesiştiği gün
saçların tütündü bir güldü yüzün
ruhuma damladı bu yaban hüzün
mevsimler yıllar geçti aradan
benim aynalarıma
kaştan gözden öte bir şeyler yansır
dinmiş bir yankı örneğin
dudaklarının kıvrımlarına gizlediğin ıstırap çiçeği
Işığın
Hatalarımdan hiç ders çıkarmadım
Vazgeçmedim günahlarımdan
Şimdi bir sıradağ taşıyorum omuzlarımda
Kalbime civa gibi ağır bir şeyler çöküyor
Bulutlar gibi dağılıyor düşüncelerim
Uzak diyarların birinde küçük mü küçük şirin mi şirin bir dağ köyünün izbe odalarının birinde, henüz idare lambasının bile olmadığı eski bir zamanda derin mi derin bir sessizlik hüküm sürerken dört mum cılız cılız ışık saçıyormuş etrafa...
____Birinci mum; "ben Barışım" ancak kimse benim sürekli yanık kalıp etrafa ışık saçabilmeme yardımcı olmuyor sönmek üzereyim dedikten sonra sessizce karanlığa gömülüvermiş...
____İkinci mum,"ben İnancım" lakin gerekli olduğuma inanmıyorum yanık kalmamında bir kıymeti kalmadı dedikten sonra dağ evinin kırık dökük penceresinden giren ve duvarlarını yalayıp geçen hafif bir dağ esintisiyle oda sönüvermiş...
Yürekte ılgıt ılgıt bir hasret
O gurbet elde kal ilel-ebet
Yazgının hükmüne temyiz yazılmaz
Kavilden cayanlar Cânan olamaz
Sıdkilen sarıldım ben o kavlime
baharlar yaşadım
leylim leylim
Fırat akardı bir yanda
Ay'ın içinde yüzdüğü garip zamanda
etrafta börtü böcek kelebek
uyanırdı tabiat




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!