benim aynalarıma
kaştan gözden öte bir şeyler yansır
dinmiş bir yankı örneğin
dudaklarının kıvrımlarına gizlediğin ıstırap çiçeği
Işığın
Hatalarımdan hiç ders çıkarmadım
Vazgeçmedim günahlarımdan
Şimdi bir sıradağ taşıyorum omuzlarımda
Kalbime civa gibi ağır bir şeyler çöküyor
Bulutlar gibi dağılıyor düşüncelerim
Uzak diyarların birinde küçük mü küçük şirin mi şirin bir dağ köyünün izbe odalarının birinde, henüz idare lambasının bile olmadığı eski bir zamanda derin mi derin bir sessizlik hüküm sürerken dört mum cılız cılız ışık saçıyormuş etrafa...
____Birinci mum; "ben Barışım" ancak kimse benim sürekli yanık kalıp etrafa ışık saçabilmeme yardımcı olmuyor sönmek üzereyim dedikten sonra sessizce karanlığa gömülüvermiş...
____İkinci mum,"ben İnancım" lakin gerekli olduğuma inanmıyorum yanık kalmamında bir kıymeti kalmadı dedikten sonra dağ evinin kırık dökük penceresinden giren ve duvarlarını yalayıp geçen hafif bir dağ esintisiyle oda sönüvermiş...
zamanı değildi çekip gitmenin
beyaz bir ağıttır mevsim şimdi Alinda
kulaklarımda
eski bir yazdan kalma kelek sesleri
kıl bir çadırdan hatıra
aylardan Kasımdı sonuydu güzün
seninle yolum kesiştiği gün
saçların tütündü bir güldü yüzün
ruhuma damladı bu yaban hüzün
mevsimler yıllar geçti aradan
suya düşen kuru bir yaprak gibiyim bugün
aldığım nefes yetmiyor ciğerlerime
bugün teselli etmiyor içtiğim tütün
bitkinim
polis kapımı çalıp kimlik soruyor
bayram sabahlarına iliştirdiğim gözyaşlarımla
mektuplar yazdım sana
pencerene konan serçeler getirdiler haberin yok
haberin yok sessiz dualar ettim
sevdamızın elinden tutup götüren
rüzgar
tatlı bir ürpertiyle sarıyor akşamları
sahilde
âşıkların veda izleri
Yurdagül Abla'nın boynu bükük
yirmi üç Ağustos
Adana uykuda henüz
etraf neftî ve sessiz
insan silüetleri belli belirsiz
yürüyoruz bilmediğimiz bir sokak
böyle değildi buraları
böyle girift
çeşmeleri vardı bu kasabanın
Taş mektebi
kınalı kumruları
şahnişinli




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!