Yeter artık bitsin gurbet,
Yürü kardeş haydi yürü…
Annen baban sana hasret,
Yürü kardeş haydi yürü…
Annen çıkmış yolun gözler,
Kolda demir kelepçe,
Yürek yanık Halepçe,
Beden çürür zindanda,
Ayaz yedi bağ bahçe...
Bir terzi Ayhan vardı,
Kâhta’da yaşardı…
Gündüz terzi dükkânında,
İğneyle kuyu kazardı…
Geceleri sinemada,
Ekmek peşinde koşardı…
Bu coğrafyada,
Sokak cadde meydanları,
Tıka basa doldurmuş,
Eğitimsiz görgüsüz edepsiz,
Dizginsiz azgın atlar,
Pamuk ipliğine bağlı,
Savrulmuş Kâhtalım dört bir diyara,
Sebebin gözünü kör eyle Mevla’m!
Tutuşmuş yüreği hasret o yara,
Sebebin gözünü kör eyle Mevla’m!
Düşmüş gurbet elde ekmek peşine,
Gözüm nuru gizler dolu rüya kız,
Al gül almış yanağından alını…
Özüm yürü sevda yolu emek hız,
Al sevgiyle dudağından balını…
Gönül ocak at kendini o hara,
Gel gör beni yufka yürek kor ateş,
İyi niyet cehenneme yol oldu…
Kara kıştır ne bahar var ne güneş,
Erdem iflas insan olmak rol oldu…
Maraz doğdu merhametten dert ağır,
“Pirin Palas’tan Kâhta Halkına”
Penceremden giren ey güzel yıldız,
Gel arkadaşım ol kalmışım yalnız,
Bağdaş kur hücreme ol dost muhafız,
Açalım defteri dertler üstüne…
Çile limanında çıkmıyor takam,
Alnıma yazmışlar derdi cefayı…
Bir araya gelmez hiç iki yakam,
Çok gördüler bahta zevki sefayı…
El sürmem harama söz verdim baba,
Bir tatlı kuştur sevdamız,
Mekânımız masmavi gök çadırı…
Tüm gündüzler arifedir bize,
Bayram sabahıdır geceler…
Kanatlanır sevinç gönüllerde,
Uçar gider süzüle süzüle…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!