Can Kâhtalım Aslan Mıçı, Mustafa,
Efkârdayım asıl kurban gazele…
Gurbet zordur hasret gelmez insafa,
Hazandayım ömrüm döndü gazele…
Nemrut’tan es, Cendere’den in düze,
Yağmur almış göçebenin çadırı,
Yorgan kilim serilmişler güneşe…
Çocukların parlar esmer baldırı,
Üçtaş ocak şişler konmuş ateşe…
Neşe geldi bomboş duran arsaya,
Sabah sabah Kâhta’m düştü usuma,
Damladı gözyaşım ayran tasıma,
Selam olsun eşe dosta hısıma,
Canım Kâhta’m gönlüm sana sevdalı…
Kâhtalıyım Kâhtalı,
Sevdam sensin özlemim sen,
Kâhta’m benim, Kâhta’m benim…
Hasretimi ah! Bir bilsen,
Kâhta’m benim, Kâhta’m benim…
Paris ne ki Kâhta’m varken,
Övdüğüm doğduğum şirin Kâhta’dır,
Kalbi mermer zalim bilmez sevdayı…
Son veda teneşir denen tahtadır,
Mal çökmüş gözüne görmez vedayı…
Mevsimlik işçiler insanım benim,
Kanatlandı yine bu yürek,
Süzülür gider Kâhta’ya doğru…
Bana yine havlu gerek,
Süzülür yaşlar Kâhta’ya doğru…
Girdim zaman tüneline,
Vur gönlünün kapısına sürgüyü,
Can dediğin cana batan dikendir…
Sevmek için almak gerek görgüyü,
Yar gönlüme her gün yara ekendir…
Hangi okul vermiş buna dersini?
Zorba sanma boyun eğer bu yürek,
Bu coğrafya zalimlere yâr olmaz…
Nice arsız boşa çekti hep kürek,
Haram lokma işkembene kâr olmaz…
Boyun batsın boş meydanda horozsun,
Selam verdim borçlu çıktım.
Asalaklar sizden bıktım.
Geldi artık boğazıma,
Köprüleri kökten yıktım…
Al gönlümü koy masana çerez yap,
Çilem sana keyif veren rakıdır…
Sal sevgiyi her deveden garez kap,
Elem cana senden gelen yakıdır…
Zehrini kus her aldığım nefese,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!