Vur gönlünün kapısına sürgüyü,
Can dediğin cana batan dikendir…
Sevmek için almak gerek görgüyü,
Yar gönlüme her gün yara ekendir…
Hangi okul vermiş buna dersini?
Sevdam sensin özlemim sen,
Kâhta’m benim, Kâhta’m benim…
Hasretimi ah! Bir bilsen,
Kâhta’m benim, Kâhta’m benim…
Paris ne ki Kâhta’m varken,
Övdüğüm doğduğum şirin Kâhta’dır,
Kalbi mermer zalim bilmez sevdayı…
Son veda teneşir denen tahtadır,
Mal çökmüş gözüne görmez vedayı…
Mevsimlik işçiler insanım benim,
Kanatlandı yine bu yürek,
Süzülür gider Kâhta’ya doğru…
Bana yine havlu gerek,
Süzülür yaşlar Kâhta’ya doğru…
Girdim zaman tüneline,
Al gönlümü koy masana çerez yap,
Çilem sana keyif veren rakıdır…
Sal sevgiyi her deveden garez kap,
Elem cana senden gelen yakıdır…
Zehrini kus her aldığım nefese,
Selam verdim borçlu çıktım.
Asalaklar sizden bıktım.
Geldi artık boğazıma,
Köprüleri kökten yıktım…
Zorba sanma boyun eğer bu yürek,
Bu coğrafya zalimlere yâr olmaz…
Nice arsız boşa çekti hep kürek,
Haram lokma işkembene kâr olmaz…
Boyun batsın boş meydanda horozsun,
Gece gündüz beraberdik her yerde,
Kenan geldi Evren size dar oldu…
Can ciğerdik birdik gamda kederde,
Nice dostluk güneş vuran kar oldu…
Zulüm ezdi beden döndü hoşafa,
Yediğin sofraya sapladın bıçak,
Kuduz olan böyle yapardı ancak,
Sen arsız utanmaz alçaksın alçak,
Seni bağışlatmaz ölümün bile…
Bizi değiştirdin bir uyuz ite,
Hele bakın arsız dosta,
Fıldır fıldır yılan gözü…
Yele yakın narsız posta,
Odur bıldır çalan közü…
Yağdanlığın boldur yağı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!