Ömrü sürdün hep yokuşa,
Ettin bizi nalân dünya…
Yoldun döndük tüysüz kuşa,
Gitti mal mülk talan dünya…
Ciğer yandı oldu kebap,
Şişede sulu cindi,
Süzülerek bardağa indi,
Geçti boğaz köprüsünden,
Sinirlere bindi,
Sülük gibi emdi efkârı,
Esti rahatlama rüzgârı,
“Sözüm sahtekâr hacılara”
Yaman olur hacıların şeytanı,
Şam işidir belindeki kaytanı,
Gözün görsün evindeki haytanı,
Karıştırma el işini ya hacı…
Ey gönlümün sultanı!
Seher yeli bana,
Alıp getirmişti sevdanı…
Göğsünde gelincik, nergis,
Gözbebeklerinde iki menekşe…
Bahar kokuyordu sabah,
Düşte gördüm gül döşedim döşüne,
Gülüyordun güle döndü gül yüzün…
Ermiştin yâr düşlediğin düşüne,
Tadıyordun saf balını dağ düzün…
Ellerinden aşk akıyordu kanıma,
Mümkün değil unutamam ben seni,
Ellerinin sıcaklığı elimde…
Sevdan sarmış baştanbaşa bedeni,
Kollarının tadı hala belimde…
Gül kokulu umutların demiyim,
Göz görmüyorsa uzağı,
Beyin sezmiyorsa tuzağı,
Yürek kabullenmiyorsa kızağı,
Yolgeçen hanıdır ömrün…
Yazması yok okuma yok,
Halı şefi dokuma yok,
Bay uyanık bulmuş dayı,
Hep bal ister lokuma yok…
Ak yaşım ak iki gözüm durma ak,
Senin kaynak pare pare yürektir…
Yak başım yak benim sözüm sorma yak,
Dertler çakmak çakmağa can gerektir…
Gel efkâr gel kışkırt beni isyana,
Âdemoğlu çamur olmuş,
Ben riyadan kaçar oldum…
Haram maya hamur olmuş,
Ben riyadan kaçar oldum…
Başvurdular her hileye,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!