Hangi yürek örs üstünde şekilleniyor?
Vicdan denilen nereden nasıl alınıyor?
Ey kalplerde iyiliği yeşertenler,
Bunca kötülüğü kim belletiyor?
Terazinin bir kefesinde katlanmak, diğerinde katletmek
Ne zaman açsam, camları çatlamış penceremi,
Bakmadan görürüm, aramızdaki engelleri,
Yine de korkarım çekmeye, beyaz perdeleri,
Bir ihtimal süzülüverir, güneşin yeşil ışıkları
Penceremin, tamiri imkânsız çatlamış camı önünde,
İhtiyar bir adam yaşar, eski, ahşap konağında,
Mahallenin diline düşmüş, hep fısıltılarda,
Kimseyle konuşmaz, karşılık yok selamlarda,
Çocuklar kapısının önünden geçer hızlı adımlarla
İhtiyar bir adam yaşar, ismini kimsenin bilmediği,
Gecenin yaldızı sönmüş sokak lambalarının aydınlığında,
Üzerindeki tek bir adıma razı değil yorgun argın kaldırımlar.
Ağaçların dallarında bir gözü açık uykuda tüm kuşlar,
Saat gecenin bilmem kaçı, bir bir canlanır hatıralar.
Bir gün, bir gün demiştim… Çok uzaklarda olacağım.
Sevda sokağında oturduğun; kocaman bir yalan
Sağanak yağmurların bir damlası geçmez tavanından,
Açılınca bir kanadı, yalan rüzgârları doluşur pencerenden
Sokağa inen basamakların hiçbirinde, eser yok izinden
Kapının ardında kalması gerekenler, kalmıyor
Uzun uzun sohbetler kaldı eskide,
Konuşmaların sınırlı sadece birkaç kelimeyle.
Sanki soru sormak yasaklanmış diline,
Arada bir görülen yorgunluk çökmüş gözlerine.
Attığın her adım aralıyor etrafındakilerle mesafeni,
Sıradan bir günün, öylesine bir saatinde,
Bir dostla oturmuş, sessizce beklerken öylece,
Uyumuşum... Uyanmışım belki biraz uyku sersemliğiyle.
Yarınlara dair umutların sessiz çığlıkları yankılanıyor,
Geçmişin ağırlığı altında çatır çatır ezilirken.
Gönlüm gezinirken Torosların ayazında, boranında,
Ansızın kayboldum bir muhacir kızının yeşil gözlerinde.
Yelkovan durdu, bulutlar kalakaldı öylece havada,
Bir dilenci edasında el açtım muhacir kızının gönlüne.
İlk gözler konuştu, sonra geldi gönülden sözler,
Kaç kez kontrol ettim oysa;
Gidiş yolu doğru, işlem sırası tam.
Çarpılması gereken yerde çarpmışım kapıları,
Bölmüşüm elimde ne varsa; beşe, ona, yirmiye...
Toplamışım sabırla yarına dair umutları,
Çıkarmışım zamanı gelince o gereksiz detayları.
Koşturdum, birkaç notanın peşinde,
Kayboldum sevdaya dair tüm türkülerde,
Sallandım, bir bağlamanın tellerinde,
Nihayet, durdum saçlarının tellerinde.
Baktım uzun uzun, Mona Lisa’nın gözlerine,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!