On yaşında bir çocuk, uyanır henüz gün doğmadan,
Annesi izin vermez çıkmasına, elini yüzünü yıkamadan,
Kapının önünde, ağzına kadar süt dolu, sadece iki bidon,
İlk adımında, kollarında dünden kalma ağrılar gelir peşinden.
On yaşında bir çocuk, on adım atar, durur.
Kayboldu kırmızı, beyaz güller, sustu şairler.
Kayboldu güzellik basitliğin, özensizliğin içinde.
Dolaşır en mahrem duygular herkesin dilinde.
Unutuldu, gönüllerde sükûtun zer olduğu.
Unutuldu asırlar öncesinde yazılan nağmeler.
Yıldızsız gecelerin birinde, ay yüzlü yalnız bir kadın,
Sıcacık ellerinde soğuyan bir fincan kahvenin ardında,
Babasının ellerinden sıkıca tuttuğu bir anı yaşıyor;
Yanaklarında birkaç damla kar, tir tir titriyor.
Oysa ısınmak istemişti gençliğin o ilk yangınında.
Bir dakika sonrasında alacağı nefesin yokken senedi,
Yoksulluğundan dert yananların, çoktur âdeti,
Ne pahasına olursa olsun, mülk olmuş tek hedefi
Kazanırken, sessizce kaybetmek bedeli
Hayallerde Süleyman’ın kayıp hazinesi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!