Şair iner düşünce kuyusuna, başı ellerinin arasında,
Bir kibrit ile tutuşmuş odunlar gönül ocağında,
Pişmanlık sarmış ince ince, yanar odunlar boşuna
Şair tutsak kalır, kendi yangınının tam ortasında.
Şair arar huzuru bir kâğıdın amber kokusunda,
Elinde kalem yanmaya başlar, konuştuğunda
Bir kez daha kanatır bir yarayı, her satırda
Gül diye uzandığı, dikenleri kalır avucunda.
Başını kaldırıp bakamaz, yanmanın telaşında,
Bir damla su yok, o zifiri karanlık kuyuda,
Benliği sığınmış, nemli birkaç gözyaşına,
Yosun tutmuş taşların faydası yok o kuyuda.
Korkular birikmiş alnındaki çizgilerde,
Yüreği durdu duracak, yangının sebebinde,
Bir fırtına kopar, boğulur sözcükler içinde,
Savrulur durur gül ve diken arasında.
Sonra bir bade düşer susuz kalmış ruhuna,
Ilık bir sarhoşluk gezinir damarlarında,
Bir anlığına diner gibi olur içindeki fırtına,
Yorgunluk ağırlaşır gözlerinde, düşer kuyuya
Yaslanır taş duvara, bakar yukarıdaki aydınlığa,
Gönül ocağındaki ateşi kolonya ferahlığında
Nihayet bir şiir dolmaya başlar kuyuya
Şair bekler öylece, acele etmez kuyudan çıkmaya.
Odunlar uzun uzun yanar gönül ocağında,
Bazen tek bir söz yazılır amber kokulu kâğıda,
Yürekler burkulur tek bir sözün ağırlığında,
Biter şairin çilesi, yangından kalan şiirini yazdığında.
Kayıt Tarihi : 23.10.2026 06:42:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




TÜM YORUMLAR (1)