Kerbelâ Ağıdı
Susuz bir çöl gecesi, yıldızlar kan ağlıyor,
Fırat'ın sularına hasret bir can çağlıyor.
Yetmiş iki yoldaşla, bir imam, bir tek umut,
Kerbelâ'nın kumları şahit oldu, ey sükût!
Hüseyin'im, ey şah-ı şehîdân, ey gül-i bağ-ı Resûl,
Âl-i Abâ'nın nuru, gözlerimizde bir sızı, bir yol.
Kerbübela'da kırıldı İslâm'ın beli, aman,
Zeynep'in feryadıyla sarsıldı arş-ı Rahman.
Bir avuç su için yalvaran çocukların sesi,
Yedi kat gökten duyuldu, dinmedi hiç nefesi.
Ali Ekber'in yüzü, Peygamber'in kokusu,
Kumlara karıştı gitti, hicran oldu bu busu.
Şehitlerin sultanı, başını verdin Hakk'a,
Bu nasıl bir teslimiyet, bu nasıl bir aşk ya?
Boynunda kefen, kılıç, hakikatin sancağı,
Kerbelâ'dır ders veren bize sabrın otağı.
Ey Hüseyin! Seninle dirildi her bir yara,
Matem tutar cihan, döner gözyaşı kara.
Kıyamete dek sürer bu hüznün hikâyesi,
Zulme "hayır!" demenin budur tek sermayesi.
Ya Reb! Bize de nasip et o kutlu duruşu,
Mazlumun yanında olmak, zalime karşı baş kaldırışı.
Kerbelâ bitmedi, her gün yeniden başlar,
Hüseyin'ce yaşamaktır, şehitlerin en baş tacı.
"Küle dönmüş bu yürek, Kerbelâ'dan bir kordur.
Her Aşure'de tazelenen, bitmeyen bir sordur."
Ömer TURAL
Moderatöre Bildir 151.135.138.78 (?)
Kayıt Tarihi : 9.10.2026 21:48:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!