Şiir yazmayı kendim için yapan aşk melankoli ve ayrılık için kendini tüketen sırf şiir yazabilmek için bile ayrılığı göze alan bir divane.
Bazen bir derviş misâli dağlara, taşlara vurasım geliyor.
Şiir ile dertleşip, şair ile sükût olasım geliyor.
Kalemimin, kelâmımı geride bıraktığını söyleyesim geliyor.
Aşk ile aşksızlık arasında bir arabulucu misâli sitem salmak geliyor içimden.
Ben bu aşk ile iflah olmam, dedi.
İki satır ile seni kendime anlatamam.
Ey Kader
Ey kader diye boyun eğdim, dünya gam yükü.
İki nefes sonunda güldürecek misin, bilinmez.
Ey âşıkları kül eden sevda, aşk yükü.
Hasret çeken Aşk-ı Sadık'ların hâlini görecek misin?
Feryâdı figan gönlüm,
Aşkından düçareyim.
Gözlerin aklımdan çıkmaz,
O gönlün bende mi?
Satır satır yazdım cihana,
Gökçedir
Gökçedir gözlerinin rengine kandım.
Aşkın ateş oldu, yaktı; cehennem sandım.
Sarı saçlarına kaderimi sardım.
Aşkının sadığıyım, kimse bilmiyor.
Orman gülleri, ilkbaharın en güzel demi.
Gözden akan yaş değil, inci tanesi.
Aşk... O mel'un, nefreti bile getiren aşk.
Yaz ve yürek yarasından sızan ince kan.
Kaç kırık kalem, kaç solmuş mektup kâğıdı...
Yandı gönlüm pare pare Hüseyin'ime.
Hak için kılıç kuşanmış o yiğidime.
Resûlullah'ın cennet kokulu reyhanına.
Nasıl kıydınız zalimler, bu vahşet neden?
Kimse Bilmiyor
Kimse bilmiyor, geceler duvar gibi geliyor üstüme.
Bilmiyorlar içimde taşıdığım binlerce yarayı ve seni.
Soruyorum kendime, neden bu kadar büyük sevgim?
Bilmiyorum; belki de hiç öğrenemeyeceğiz bu bilmeceyi.
Kırık bir kalemle başladı her şey.
Dökülen her kâtre gözyaşıyla yıllandı.
Adım adım uzaklaştı, önce; son nefeste yakınlaştı.
Ölümün sâdece başlangıç olduğunu anlattı.
Ve sen geldin aklıma.
Akasya çiçeklerinin kokusu altında.
Şiirlerin satır aralarında.
Anne ceylanın hüzünlü bakışında.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!