Bir insanın başka bir insana kavuşması
yalnızca iki bedenin yakınlığı değildir;
iki ayrı tarihin, iki ayrı korkunun,
iki ayrı özgürlüğün
aynı geleceği düşleyebilmesidir.
Belki bu yüzden
Dicle'nin hafızasıyla Fırat'ın sabrı,
taş kentlerin sessizliğiyle
denizlerin sonsuzluğu
bana hep seni hatırlatıyor.
Her uygarlık bir gün susabilir,
her saray zamana yenilebilir,
her iktidar kendi gölgesinde kaybolabilir.
Ama bir insan,
başka bir insanı anlamayı seçtiğinde
tarihin ezberini bozabilir.
Aşk
Seni, hiçbir sınırın mülkiyetine giremeyecek
bir insan olarak sevdim.
Aşk
I. — Görünmeyen
Seni sevmek, bir insanın yüzüne bakıp göremediği bütün gerçekleri sevmekti.
Çünkü insan, en çok inandığı yerde yanılır bazen; kalbinin tanıklığını aklının delili sanır.
Ben sana inanırken dünyanın bütün şüphelerini susturmadım, yalnızca her şüphenin karşısına senin gözlerini koydum.
Ve anladım: Aşk, gerçeği araştırmaktan vazgeçmek değil, gerçek bütün çıplaklığıyla ortaya çıktığında sevebilmekten utanmamaktır.
II. — İçimizdeki Tanık
Her insanın içinde kimseye göstermediği bir oda vardır; orada eski kararlar, yarım kalmış itiraflar ve kendinden bile sakladığı hakikatler yaşar.
Ben o odaya seninle girdim.
Ne seni suçlamak için ne de kendimi aklamak…
Yalnızca iki insanın birbirine anlattığı hikâyelerle gerçekte kim oldukları arasındaki o ince mesafeyi anlamak için.
Çünkü aşk, birbirinin masumiyetine inanmak değil, kusurlarını bilerek dürüstlüğü seçebilmektir.
III. — Haliç
Haliç'in suları gibi içimizde de birbirine karışan şeyler var: geçmişin tortusu, bugünün telaşı, yarının henüz verilmemiş sözleri…
Sen geldin; ben geçmişimi temize çekmedim, sen de geleceğime kefil olmadın.
Birbirimize daha zor, ama daha değerli bir şey verdik: özgür irademizle seçilmiş dürüst bir yakınlık.
Artık biliyorum, insanın en derin yalnızlığı sevilmemek değil, sevildiği hâlde kendisi olamamaktır.
IV. — Son Hakikat
Bir gün bütün maskeler düşerse, bütün ezberler bozulursa, hakkımızda bildiğimizi sandığımız her şey yeniden sorgulanırsa…
Elini yine tutmak isterim.
Çünkü benim için aşk, hakikatten kaçmak için sığınılan karanlık bir yer değil; hakikate birlikte bakabilmenin en cesur biçimidir.
Ve sana dair son kararım ne bir başkasının hükmüyle verilecek ne de zamanın şüphesiyle silinecek.
Ben seni, her şeyden habersiz olduğum için değil, her şeyi bilemeyeceğimi anladığım hâlde tanımaya devam etmek istediğim için seviyorum.
Çünkü bazı aşklar bir kalbi kazanır; bazılarıysa insanın gerçeğe bakma cesaretini değiştirir.
Ve ben, sende yalnızca sevdiğim kadını değil, kendime karşı dürüst olmayı da buldum.
Aşk
Sana dair son kararım
ne bir başkasının hükmüyle verilecek
ne de zamanın şüphesiyle silinecek.
Aşk
Haliç'in suları gibi
içimizde de birbirine karışan şeyler var:
geçmişin tortusu,
bugünün telaşı,
yarının henüz verilmemiş sözleri…
Sen geldin;
ben geçmişimi temize çekmedim,
sen de geleceğime kefil olmadın.
Birbirimize daha zor,
ama daha değerli bir şey verdik:
özgür irademizle seçilmiş
dürüst bir yakınlık.
Artık biliyorum,
insanın en derin yalnızlığı
sevilmemek değil,
sevildiği hâlde kendisi olamamaktır.
Aşk
Ben sana inanırken
dünyanın bütün şüphelerini susturmadım,
yalnızca her şüphenin karşısına
senin gözlerini koydum.
Aşk
Aşk, gerçeği araştırmaktan vazgeçmek değil,
gerçek bütün çıplaklığıyla ortaya çıktığında
sevebilmekten utanmamaktır.
Aşk
Her insanın içinde
kimseye göstermediği bir oda vardır;
orada eski kararlar,
yarım kalmış itiraflar
ve kendinden bile sakladığı hakikatler yaşar.
Ben o odaya seninle girdim.
Ne seni suçlamak için
ne de kendimi aklamak…
Aşk
Varlığın Nedeni
Seni sevmem bir rastlantı değildi belki,
evrenin sonsuz nedenleri arasında
iki varlığın birbirini anlamaya yönelmesiydi.
Sen, kendi varlığının içinde bir dünyaydın;
ben, kendi sonsuzluğunu henüz bilmeyen
geçici bir düşünce.
Karşılaştık.
Ve zaman, iki ayrı hayatın arasından geçerken
bize yalnızca bir soru bıraktı:
Bir insan, başka bir insanı sevmekle
kendi varlığını daha fazla gerçekleştirebilir mi?
Ben cevabı sende aradım;
sonra anladım,
sen cevap değildin.
Sen, içimdeki soruyu
daha derin bir hakikate dönüştüren
eşsiz bir nedendin.
Aşk
Aşkın Geometrisi
Spinoza’nın etik düşüncesinden, özgürlük, zorunluluk, akıl ve insanın var olma kudretinden esinlenen özgün aşk şiiri.
I. — Varlığın Nedeni
Seni sevmem bir rastlantı değildi belki, evrenin sonsuz nedenleri arasında iki varlığın birbirini anlamaya yönelmesiydi.
Sen, kendi varlığının içinde bir dünyaydın; ben, kendi sonsuzluğunu henüz bilmeyen geçici bir düşünce.
Karşılaştık.
Ve zaman, iki ayrı hayatın arasından geçerken bize yalnızca bir soru bıraktı:
Bir insan, başka bir insanı sevmekle kendi varlığını daha fazla gerçekleştirebilir mi?
Ben cevabı sende aradım; sonra anladım, sen cevap değildin.
Sen, içimdeki soruyu daha derin bir hakikate dönüştüren eşsiz bir nedendin.
II. — Arzu ve Özgürlük
Seni istemekle sana sahip olmayı aynı şey sandığım günler oldu.
Oysa arzu, bazen insanın kendi eksikliğini başkasının varlığında tamamlamaya çalışmasıdır.
Sevgi ise başka bir bilgidir: Senin varlığının benim irademe bağımlı olmadığını kabul etmek…
Seni kendime bağlamadan yakın olmak, seni değiştirmeden anlayabilmek, kendi mutluluğumu senin özgürlüğüne karşı bir silaha dönüştürmemek.
Şimdi biliyorum: Bir kalbi yönetmek, onunla aynı hakikati paylaşmaktan daha kolaydır.
Ben kolay olanı istemiyorum.
Ben, senin özgürlüğünün benim sevgimi eksiltmediği, benim varlığımın da senin özgürlüğünü daraltmadığı o yüksek dengeyi istiyorum.
III. — Akıl ve Kalp
Akıl bana nedenleri öğretti, kalbim o nedenlerin içinde seninle karşılaşmayı…
Duygularımın kölesi olduğumda seni kaybetmekten korktum; duygularımı anlamaya başladığımda seni sevmemin anlamını keşfettim.
Çünkü korku, sevginin derinliğini kanıtlamaz; çoğu zaman insanın kendi içindeki çözümlenmemiş bağımlılığı gösterir.
Oysa gerçek sevgi, başkasının varlığıyla büyüyen ama onsuz kaldığında kendi varlığını inkâr etmeyen bir bilinç hâlidir.
Sana ihtiyacım olduğunu söyleyebilirim; ama seni bir ihtiyaçtan ibaret sayamam.
Çünkü sen, benim mutluluğumun aracı değil, kendi başına bir varoluşsun.
Ve seni gerçekten sevmek, bu hakikati her gün yeniden kabul edebilmektir.
IV. — Sonsuzluğa Açılan Kapı
Belki sonsuzluk, zamanın hiç bitmemesi değildir; bir anın içinde kavranan derinliğin sınır tanımamasıdır.
Seninle bir gün konuşurken bütün evreni anlamış olmadım.
Ama evrenin içinde anlamın nasıl doğduğunu gördüm: Bir bilinç başka bir bilince yönelir, iki ayrı hayat birbirini tanır ve varoluş, kendi üzerine düşünmeye başlar.
İşte orada aşk, yalnızca iki insanın duygusu olmaktan çıkar; insanın kendisini, başkasını ve dünyayı anlama kudretine dönüşür.
Ben sana sonsuzluk vaat etmiyorum.
Sana, sonlu olduğumuzu bilerek derinliği seçmeyi vaat ediyorum.
Çünkü zaman bizi sınırlayabilir, koşullar yollarımızı değiştirebilir; fakat anladığımız, özgürleştirdiğimiz ve bilinçle seçtiğimiz sevginin değeri yalnızca süresiyle ölçülemez.
V. — Son Önerme
Seni sevmek, seni hayatımın tek nedeni ilan etmek değil; seninle birlikte yaşamın nedenlerini daha derinden kavramaktır.
Ne sen benim tamamlanmamış yarımsın ne de ben senin eksik parçan.
Biz, kendi varlığımızla bütün, birbirimizle daha zengin olabiliriz.
Ve eğer aşkın bir etiği varsa, onun ilk ilkesi şudur:
Sevgi, bir insanı kendine bağımlı kılma gücü değil; onun var olma kudretini artırma sorumluluğudur.
Çünkü ben seni, bana ait olduğun için değil, kendin olduğun hâlde birlikte olmayı seçebildiğimiz için seviyorum.
Ve belki aşkın en yüksek bilgisi şudur:
İki insan birbirinde kaybolmadan birbirinin varoluşunu çoğaltabiliyorsa, sevgi artık yalnızca hissedilen bir duygu değil, yaşanan bir hakikattir.
Aşk
Arzu Ve Özgürlük
Sevgi ise başka bir bilgidir:
Senin varlığının benim irademe
bağımlı olmadığını kabul etmek…
Seni kendime bağlamadan yakın olmak,
seni değiştirmeden anlayabilmek,
kendi mutluluğumu senin özgürlüğüne
karşı bir silaha dönüştürmemek.
Şimdi biliyorum:
Bir kalbi yönetmek,
onunla aynı hakikati paylaşmaktan
daha kolaydır.
Ben kolay olanı istemiyorum.
Ben, senin özgürlüğünün
benim sevgimi eksiltmediği,
benim varlığımın da
senin özgürlüğünü daraltmadığı
o yüksek dengeyi istiyorum.
Aşk
Kayıt Tarihi : 16.10.2026 07:56:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!