Seni hangi nedenle sevdim, bilmiyorum;
belki de neden dediğim şey,
henüz anlayamadığım bir hakikatti.
Evren, kendi yasaları içinde ilerliyordu;
deniz kıyısına vuruyor,
zaman kendini saniyelere bölüyor,
insan kendi varlığını anlamlandırmaya çalışıyordu.
Sonra sen geldin.
Hiçbir gezegen yörüngesinden çıkmadı,
hiçbir fizik yasası değişmedi;
ama ben, seninle karşılaştıktan sonra
aynı dünyanın içinde
başka türlü var olmayı öğrendim.
Aşk
Sen benim mülküm değilsin.
Ben de senin tamamlanmamış parçan değilim.
Biz, kendi varlığımızı taşıyan
iki ayrı dünyayız.
Ve eğer aşkımız gerçek bir derinliğe ulaşacaksa,
bu iki dünyanın birbirini yutmasından değil,
birbirini tanıyarak genişlemesinden doğacak.
Seni sevmek, kendimi sende kaybetmek değil;
seni tanıdıkça hem seni hem kendimi
daha derinden anlayabilmektir.
Aşk
Evrenin İçinde Bir Karşılaşma
Seni tanımadan önce de dünya vardı; deniz, kendi sonsuz deviniminde, yağmur, toprağın susuzluğunda, zaman, hiçbirimize ayrıcalık tanımadan akıyordu.
Ben de vardım, kendi varlığımı sürdürmeye çalışan sonlu bir düşünce olarak.
Sonra seninle karşılaştım.
Evrenin düzeni değişmedi; ama o düzenin içindeki yerimi anlamlandırma biçimim değişti.
İşte o gün anladım: Bir insanın gelişi, dünyaya yeni bir yasa koymaz; bazen insanın dünyayı kavrayışına yeni bir derinlik kazandırır.
Sen benim için yaratılmış değildin. Ben de senin varlığının amacı değildim.
Biz, birbirinden bağımsız iki gerçeklikken aynı hakikatin içinde karşılaşmıştık.
Ve aşk, bu karşılaşmanın ötesinde, birbirimizin varoluşunu tanımaya gönüllü olmaktı.
Aşk
Arzunun İçindeki Yanılgı
Seni istedim; çünkü insan, arzuladığı şeyi bazen mutluluğunun tek nedeni sanır.
Varlığını kendi geleceğime yerleştirdim, sesini yarınlarımın değişmezliği yaptım. Sanki sen olmazsan benim varlığım da eksik kalacaktı.
Sonra kendi içime döndüm.
Beni sana yönelten şeyin ne kadarı sevgi, ne kadarı kaybetme korkusuydu?
Ne kadarı seni tanımak, ne kadarı belirsizliğe hükmetmek arzusu?
Bu soruların karşısında aşkım küçülmedi; aksine, kendisini tanımaya başladı.
Çünkü insan, duygularının nedenlerini anlamaya başladığında onların karşısında bütünüyle çaresiz kalmaz.
Ben de seni kendi korkularımı susturmak için değil, senin hakikatine yaklaşmak için sevmeyi öğrendim.
Arzu beni sana yöneltti; akıl, sana nasıl yaklaşmam gerektiğini öğretti.
Aşk
İki Özgürlüğün Ahlakı
Sana sahip olmayı değil, seninle bir hayat kurmayı istiyorum.
Aramızdaki fark, bir kelimenin inceliğinden daha büyük.
Sahip olmak, ötekinin varlığını kendi iradene bağlamaktır; birlikte olmak ise iki iradenin ortak bir anlam yaratabilmesidir.
Seni değiştirmeden anlayabilir miyim? Kendi doğrularımı sana dayatmadan senin doğrularını düşünebilir miyim?
Her anlaşmazlığı bir yenilgi, her mesafeyi bir tehdit saymadan sana yakın kalabilir miyim?
Aşkın ahlakı, yalnızca güzel sözlerin içinde değil, bu sorulara verdiğimiz cevaplarda yaşar.
Sana özgürlük bırakmak, seni daha az sevmek değildir.
Aksine, sana duyduğum sevgiyi korkunun ve iktidar arzusunun hükmünden kurtarmaktır.
Çünkü bir kalbin özgürlüğünü yok ederek onun sevgisini kazanamazsın; yalnızca özgürce sevebilme imkânını ortadan kaldırırsın.
Aşk
Varlığın Kudreti
Seninle karşılaştığımdan beri mutluluğu yalnızca huzurda aramıyorum.
Bazen bir düşüncenin beni sarsmasında, bazen yanıldığımı kabul etmemde, bazen de seni anlamak için kendi düşüncelerimi yeniden kurmamda buluyorum.
Sen beni her zaman mutlu eden bir cevap değilsin.
Bazen en zor sorumsun.
Ama seninle kurduğum ilişki, beni daha dikkatli düşünmeye, daha adil davranmaya, kendi içimdeki çelişkileri daha dürüst görmeye çağırıyorsa orada sevgiden daha fazlası vardır.
Orada, varlığımın kudreti artmaktadır.
Seni sevmekle kendimi unutmak değil, kendimi daha doğru tanımak istiyorum.
Senin de benim yanımda kendi düşüncelerini büyütebildiğin, kendi yolunu seçebildiğin, kendi varoluşunu genişletebildiğin bir birliktelik…
Belki mutluluğun en akılcı biçimi budur: Birbirinin hayatına hükmetmeden birbirinin yaşama gücünü çoğaltmak.
Aşk
Sonsuzluğun İçindeki Sonlu Aşk
Biz sonluyuz, sevgilim.
Bunu bilmek, seni daha az sevmeme neden olmuyor; aksine, birlikte geçirebileceğimiz zamanın değerini daha iyi anlamamı sağlıyor.
Sonsuzluğu sana vaat edemem. Geleceğin bütün değişkenlerini bugünden hesaplayamam.
Ama bugün, seni bir varsayıma değil, gerçek bir insana duyduğum sevgiyle seçebilirim.
Yarın seni yeniden tanıyabilir, kendimi yeniden sorgulayabilir, birlikte kurduğumuz anlamı yeniden derinleştirebilirim.
Çünkü aşk, bir kez verilmiş ve sonsuza dek mühürlenmiş bir karar olmak zorunda değildir.
Bazen en büyük bağlılık, birbirini tanımaya devam etme iradesidir.
Ve ben seni, zamanın bizi hiç değiştirmeyeceğine inanarak değil, değişimin içinde bile birbirimizi anlamaya değer bulduğumuz için sevmek istiyorum.
Aşk
Son önerme
Seni sevmek, evrenin benim için bir anlamı olduğunu kanıtlamıyor.
Fakat evrenin içinde, kendi varlığını sürdüren iki insanın birbirine yönelerek yeni bir anlam yaratabileceğini gösteriyor.
Sen benim mülküm değilsin. Ben de senin tamamlanmamış parçan değilim.
Biz, kendi varlığımızı taşıyan iki ayrı dünyayız.
Ve eğer aşkımız gerçek bir derinliğe ulaşacaksa, bu iki dünyanın birbirini yutmasından değil, birbirini tanıyarak genişlemesinden doğacak.
Seni sevmek, kendimi sende kaybetmek değil; seni tanıdıkça hem seni hem kendimi daha derinden anlayabilmektir.
Çünkü aşkın en yüksek biçimi, bir insanı kendi mutluluğunun nedeni ilan etmek değil, onun varlığını özgürce tanımak ve birlikte daha anlamlı bir hayat kurabilmektir.
Ve belki bütün bir etik, iki insanın birbirine şu sözü verebilmesinde saklıdır:
“Seni kendime ait kılmak için değil, birlikteyken ikimizin de daha özgür, daha bilinçli ve daha güçlü yaşayabileceği bir dünya kurmak için seviyorum.”
Aşk
Belki de sana yıllarca
yanlış yerde aradığını söylediler aşkı;
fazla hissettiğin için yoruldun,
çok düşündüğün için kendinden kuşkulandın,
birinin sessizliğinde
kendi değerini sorgulamayı öğrendin.
Oysa sevgilim,
bir kalbin derinliği kusur değildir;
herkesin yüzeyde yürüdüğü bir dünyada
derine inebilmek de bir cesarettir.
Aşk
Sen bazen çok şey istedin hayattan:
Biraz anlayış,
biraz sadakat,
söylediklerinle hissettiklerin arasında
uçurum bırakmayan bir insan…
Ve belki de en çok,
sevilmek için kendini değiştirmek
zorunda kalmadığın bir yer.
Ben sana o yeri vaat ederken
seni kusursuz ilan etmiyorum.
Sen de yanılabilirsin,
ben de yanlış anlayabilirim;
bazen ikimiz de
kendi korkularımızı gerçek sanabiliriz.
Ama aşk dediğin,
birbirinin hatalarını silmek değil,
hataları bir insanın bütün kimliğine
dönüştürmemeyi öğrenmektir.
Aşk
Ben seni geçmişinle yargılamayacağım,
çünkü yaşadıkların seni etkilemiş olsa da
seni bütünüyle tanımlamak zorunda değil.
Dün verdiğin kararlar,
bugün başka türlü düşünmene engel değil;
bir zamanlar sustuğun yerde
yarın kendi sesini bulabilirsin.
Ve ne olur sevgilim,
birinin seni seçmemesini
seçilmeye değer olmadığının kanıtı sanma.
Her ayrılık bir insanın eksikliğini,
her reddediliş bir kalbin değersizliğini göstermez.
Aşk
Sen benim için
gerçekleşmesini istediğim bir hayal değil,
gerçekliğin içinde kaybetmekten korktuğum
en güzel anlam oldun.
Aşk
Seni Kendinden Şüphe Ettirmeyen Aşk
Belki de sana yıllarca yanlış yerde aradığını söylediler aşkı; fazla hissettiğin için yoruldun, çok düşündüğün için kendinden kuşkulandın, birinin sessizliğinde kendi değerini sorgulamayı öğrendin.
Oysa sevgilim, bir kalbin derinliği kusur değildir; herkesin yüzeyde yürüdüğü bir dünyada derine inebilmek de bir cesarettir.
Sen bazen çok şey istedin hayattan: Biraz anlayış, biraz sadakat, söylediklerinle hissettiklerin arasında uçurum bırakmayan bir insan…
Ve belki de en çok, sevilmek için kendini değiştirmek zorunda kalmadığın bir yer.
Ben sana o yeri vaat ederken seni kusursuz ilan etmiyorum. Sen de yanılabilirsin, ben de yanlış anlayabilirim; bazen ikimiz de kendi korkularımızı gerçek sanabiliriz.
Ama aşk dediğin, birbirinin hatalarını silmek değil, hataları bir insanın bütün kimliğine dönüştürmemeyi öğrenmektir.
Ben seni geçmişinle yargılamayacağım, çünkü yaşadıkların seni etkilemiş olsa da seni bütünüyle tanımlamak zorunda değil. Dün verdiğin kararlar, bugün başka türlü düşünmene engel değil; bir zamanlar sustuğun yerde yarın kendi sesini bulabilirsin.
Ve ne olur sevgilim, birinin seni seçmemesini seçilmeye değer olmadığının kanıtı sanma. Her ayrılık bir insanın eksikliğini, her reddediliş bir kalbin değersizliğini göstermez.
Bazen iki insanın yolları uyuşmaz; bazen sevgi vardır ama uyum yoktur. Bazen gitmek gerekir, bazen kalmayı öğrenmek… Olgunluk, bütün hikâyelerin sonunu kendine karşı verilmiş bir hüküm saymamaktır.
Ben senin hayatında kendini kanıtlamak zorunda kaldığın bir başka insan olmayacağım. Yanımda düşüncelerini savunabil, hayır diyebil, kendi yolunu seçebil istiyorum.
Çünkü seni sevmek, seni kendime benzetmek değil; farklılığının karşısında kendi sevgimi sınayabilmektir.
Bir gün aynaya baktığında yalnızca yaralarını görürsen, sana kusursuz olduğunu söylemeyeceğim. Sana, yaralarından ibaret olmadığını, yanlışlarından daha büyük bir ihtimal taşıdığını, yeniden başlayabilmenin insana ait en değerli haklardan biri olduğunu hatırlatacağım.
Ve sen de bana aynısını yap: Beni putlaştırma, kusurlarımı sevginin arkasına saklama. Birbirimizi yüceltelim ama birbirimize gerçeği söylemekten korkmayalım.
Çünkü gerçek aşk, insana hiç yanılmadığını söylemez; yanıldığında da değerini kaybetmediğini hissettirir.
Sevgilim, sen yanlış değilsin diye her kararın doğru olmak zorunda değil. Ben de seni seviyorum diye her konuda haklı olamam.
Biz yalnızca iki insanız; öğrenen, değişen, bazen düşen, bazen birbirinin elini yanlışlıkla inciten…
Mesele hiç hata yapmamak değil, hata yaptığımızda birbirimizin insanlığını unutmamak.
Ve eğer bir gün bana “Beni bütün kusurlarımla sevebilir misin?” diye sorarsan, sana daha derin bir cevap vereceğim:
Seni kusurlarına mahkûm etmeden, değişimini senden talep etmeden, ama gelişimine de sırt çevirmeden sevebilirim.
Çünkü benim gözümde aşk, bir insanı kendine yeterince iyi olduğuna inandırmak değil; onun kendi değerini, benim sevgime bağımlı olmadan da görebileceği bir ilişki kurabilmektir.
Aşk
İçimdeki Kışa Sen Geldin
İnsan bazen üzülmez sevgilim, yalnızca içindeki dünyanın ışıklarını birer birer kapatır. Penceresi açık kalır hayata, ama hiçbir manzara kalbine kadar ulaşamaz.
Sonra sen gelirsin… Bir mucize gibi değil, mucizelere inanmayı bırakmış birinin karşısına çıkan sade bir gerçek gibi.
Bana hemen gülümsemeyi öğretmedin; önce neden sustuğumu merak ettin. Acılarımı birer kusur gibi görmedin, geçmişimin hesabını sormadan bugünümde bana yer açtın.
İşte o zaman anladım: Sevgi, karanlığı inkâr etmek değil, karanlıkta kalan birine ışığa dönmesi için zaman tanımaktır.
Ben de seni böyle sevdim; yaralarını kendime bir görev saymadan, korkularını küçümsemeden, her sessizliğini ayrılık sanmadan… Sana bir kurtarıcı gibi değil, yanında kendi hakikatiyle durabilen bir insan olarak yaklaşarak.
Çünkü aşk, iki eksik insanın birbirini tamamlaması değildir; iki insanın, eksik hissettikleri günlerde bile değerlerinden hiçbir şey kaybetmediklerini birbirlerine hatırlatabilmesidir.
Bazen yine yağmur yağacak içimize, bazen geçmiş, hiç beklemediğimiz bir anda kapımızı çalacak. Her gün bahar olmayacak, her gece sabaha kolayca varmayacak.
Ama ben seninle mutluluğun bir zorunluluk olmadığını, insanın üzgünken de sevilebileceğini, susarken de anlaşılabileceğini, iyileşmenin aceleye getirilmeyen bir yolculuk olduğunu öğrendim.
Ve eğer bir gün gözlerindeki ışık biraz azalırsa, sana hemen güneşi anlatmayacağım. Önce yanına oturacağım, belki bir çay koyacağım, belki hiçbir şey söylemeyeceğim.
Çünkü bazen bir kalbin ihtiyacı, hayatın bütün cevapları değil, soru sormadan yanında kalabilen güvenilir bir varlığın sessizliğidir.
Sevgilim, seni yalnızca baharında değil, kışını yaşarken de sevmek istiyorum. Ama bil ki senden kendini unutmanı değil, kendine yeniden kavuşmanı diliyorum.
Çünkü benim aşkım, seni bana muhtaç kılan bir bağ değil; kendi gökyüzüne yeniden inanırken elimi tutmayı özgürce seçebileceğin bir huzur olsun istiyorum.
Ve bir gün yeniden güldüğünde, o gülüşün benim eserim olmayacak; kendi içindeki yaşama arzusunun dünyaya yeniden açılan penceresi olacak.
Ben yalnızca orada bulunacağım, sen hayatı yeniden kucaklarken…
Çünkü gerçek aşk, bir insanı karanlıktan çekip çıkarmakla övünmez; onun kendi ışığını yeniden bulabileceğine inanır.
Aşk
Bazen bir kalbin ihtiyacı,
hayatın bütün cevapları değil,
soru sormadan yanında kalabilen
güvenilir bir varlığın sessizliğidir.
Aşk
Benim gözümde aşk, bir insanı kendine yeterince iyi olduğuna inandırmak değil; onun kendi değerini, benim sevgime bağımlı olmadan da görebileceği bir ilişki kurabilmektir.
Aşk
Gerçek aşk, insana hiç yanılmadığını söylemez; yanıldığında da değerini kaybetmediğini hissettirir.
Sevgilim,
sen yanlış değilsin diye
her kararın doğru olmak zorunda değil.
Ben de seni seviyorum diye
her konuda haklı olamam.
Biz yalnızca iki insanız;
öğrenen, değişen, bazen düşen,
bazen birbirinin elini yanlışlıkla inciten…
Mesele hiç hata yapmamak değil,
hata yaptığımızda
birbirimizin insanlığını unutmamak.
Ve eğer bir gün bana
“Beni bütün kusurlarımla sevebilir misin?” diye sorarsan,
sana daha derin bir cevap vereceğim:
Seni kusurlarına mahkûm etmeden,
değişimini senden talep etmeden,
ama gelişimine de sırt çevirmeden sevebilirim.
Çünkü benim gözümde aşk, bir insanı kendine yeterince iyi olduğuna inandırmak değil; onun kendi değerini, benim sevgime bağımlı olmadan da görebileceği bir ilişki kurabilmektir.
Aşk
İnsanlığın en büyük icadı ne tekerlektir ne de elektrik; iki insanın, birbirini tüketmeden sevebileceği bir dünya kurma fikridir.
Ve ben, sevgilim,
bu fikrin mucidi olamam belki;
ama ömrüm boyunca
seninle birlikte hayata geçirmek isteyen
sadık bir yol arkadaşı olabilirim.
Aşk
Kayıt Tarihi : 17.10.2026 08:16:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!