Zamanın saklı aynasında yüzümü ararken kayboldum,
Gecenin soğuk nefesi penceremin camlarını solduruyor,
Yarım kalmış rüyaların külleri savruluyor ruhumda,
Sessizliğin çığlığı kulakları sağır eden yankı,
Gölgeler dans ediyor yalnızlığımın titrek mumunda,
İçimde büyüyen boşluk koca evreni yutuyor.
Karanlık ormanların derinliğinde kayıp bir nehirim,
Kökleri çürümüş ağaçlar gökyüzüne küskün bakıyor,
Rüzgarın kırbaçladığı dallar kanayan yaralarımı fısıldıyor,
Göğsümde sakladığım fırtınalar denizleri yutmak istiyor,
Ufukta sönen yıldızlar umutlarımın mezar taşları,
Sislerin ardında silinen şehirler gibi suskunum.
Kırık saatlerin yelkovanlarında asılı kaldı masumiyetimiz,
Pas tutmuş kilitlerin ardında çürüyor hatıralar,
Kelimeler boğazımda düğümlenen zehirli sarmaşık,
Toprağın çatlamış dudakları yağmurun merhametini dileniyor,
Gözlerimde eriyen güneş yeni geceyi doğuruyor,
Küllerimden doğmayı bekleyen yorgun bir ankayım.
Aynalara çarpan suretim binlerce acı kırığı,
Siyah karlar yağıyor baharını yitirmiş ruhuma,
Kelimelerin bittiği uçurumun kenarında duruyorum,
Aşağısı sonsuzlukla örülmüş dipsiz mavi kuyu,
Kanatlarım yok ama düşmenin özgürlüğüne aşığım,
Ruhumu saran o zehirli karanlığı soluyorum.
Kapanan kapıların ardında soldu bütün çiçekler,
Zaman avuçlarımdan süzülen ince bir kum,
Gecenin rahminde büyüyen sabahlar çok yabancı,
Sessizlik ağır yükü omuzlarıma bırakan cellat,
Bir nefeslik ömrün kıyısında son şarkımı söylüyorum,
Yıldızların söndüğü o yerde karanlığıma yürüyorum.
Kayıt Tarihi : 16.09.2026 16:13:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!