Onu hep aynı otobüs durağında bekliyordum…
Bazen sabahın gri sessizliğinde,
bazen gece yarısının titreşen sokak lambaları altında.
Her seferinde
“belki bu kez gelir”
diye içimde ince bir umut kırıntısı taşıyordum;
Geceler ağırdır…
Söyle gönül: Hangi karanlığın altında eziliyorsun sen?
Hangi suskunluk, göğsünde kör bir taş gibi
hiçbir sabaha çözülmeden duruyor hâlâ?
Kaç kez kendi gözyaşında arındın da
I
Yâ İlâhî feyz-i aşkın kalbe bir dermân imiş,
Zemzeme sükût içinde gizli bir fermân imiş.
Mülk-ü dünyâ bir hayâl, her zerresi hicrân imiş,
Vahdete ermek rûhun en kutlu bir seyrân imiş.
II
Rüzgârın dizinde sustu sabah,
Bir ses düştü ardımdan — yorgun, mahzun.
Döndüm; gözlerinde bir hastalığın hüznü vardı,
Sanki dua eder gibi bakıyordun,
Benim hâlimi değil, kalbimi yokladın.
Seni sevmek; Anadolu’nun sabır nakışlı kilimlerinde
En temiz Türkçeyle bir dua okumak gibi .
Gözlerin; Aksaray’ın ayazında içilen bir bardak demli çay,
Gülüşün; bozkırın ortasında ansızın açan o mağrur çiçek.
Yavuz Bülent’in diliyle diyorum sana;
Öyle duru, öyle ak, öyle bizden...
Ben, bu loş odanın duvarında ağlayan zaman,
Ben, sükûtun cıvaya hapsolmuş yorgun yüzüyüm.
Hangi suret düşse camıma, bir yanılsama, bir yalan;
Asırlardır beyhude bir bekleyişin, buz tutmuş gözüyüm.
Nice yüzler eskittim bu varaklı çerçevenin içinde,
Nice vedalar gördüm, nice sahte tebessümler.
Unutmak mı? Asla, Leylâ…
Adın, kalbimin susmayan çığlığına kazındı.
Ayrılık dediğin yolları ayırır belki,
Ama ben seni ömrümün kanayan yarasında saklıyorum.
Ben seni gelip geçici bir heves için değil,
Artık sözlü müzik dinleyemiyorum.
Kemanın ince sesi, onun nefesine karışıyor;
piyanonun tuşlarında yankılanıyor adı,
her notada bir hatıra, her susta bir kalp çarpışı.
Şarkıcıya gerek yok artık,
Sokaklar taş, yürekler taş,
Bir çocuğun bakışı delik deşik.
Gözyaşıyla yıkanıyor Mescid-i Aksa,
Ve biz hâlâ susmakla meşgulüz…
Her harabe bir dua tutar içinde,
Ben seni unutmaya değil,
Sende eksilmeye çalışıyorum.
Her gece, isminden bir harfi Daha az anarak uyuyorum.
Ama harflerin kendisi hâlâ sen.
Ben seni, Bir hücrenin içine mühürlenmiş ışık gibi sevdim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!