Kâmuran Esen Şiirleri - Şair Kâmuran Esen

Kâmuran Esen

Bugün tv’de bir assolist’le(!) yapılan röportajı izledim. Bu assolistin sahnede çekilmiş görüntülerini de. Aslında manken bu kızımız.

Boy-pos yerinde.
Magazin programlarında izliyor onu Türkiye sürekli.
Aşkları ile de gündemde.
Güzellik dersen var.

Devamını Oku
Kâmuran Esen

Türkiye'min güzel çocukları!
Bilmem hangi analar doğurdu sizi.
Kim salladı,
Karanlık, soğuk gecelerde beşiğinizi?

Türkiye'min güzel çocukları!

Devamını Oku
Kâmuran Esen

- Zııııııır! (Yine kapı zili.)
- Hoş geldiniz. Buyrun.
(Salona geçilir, karşılıklı oturulur.)
- Nasılsın Nevin?
- Hiç sormayın.
- Hayırdır? (Kızın kolu sarılıdır.) Aaaaaaaa! N’oldu koluna?

Devamını Oku
Kâmuran Esen

Bilir misiniz,
İğne atsanız yere düşmeyecek
Bir kalabalıkta yalnızlığı?
Hiç yaşadınız mı,
Başkalarının yanındayken
Anlatılmaz, anlaşılmaz yalnızlığı?

Devamını Oku
Kâmuran Esen

Bir akşam misafirimiz var. Yemeğimizi yedik, kahvelerimizi içtik, sohbet ediyoruz. İşte herkes birşeyler anlatıyor. Kimi, başından geçen ilginç bir olayı anlatıyor; kimi fıkra anlatıyor, kimi taklit yapıyor falan.

Derken bir arkadaşımız çok komik bir fıkra anlattı. Bir kahkaha koptu ki odada, sormayın gitsin. Millet çatlayacak gülmekten. Bir baktım kayınvalidem bayılacak neredeyse, o kadar gülüyor.Gülmekten akan gözyaşlarını başındaki yemenisi ile siliyor. Yani anlatılan fıkra, en çok onun hoşuna gitmiş.

Gülmesi geçtikten sonra bana eğilip, fıkra anlatan arkadaşımızı göstererek sordu:
- “ Kemraan! Neye güldünüz o gadar? Ne anlattı bu? ”.

Devamını Oku
Kâmuran Esen

Kayınvalidem bir gün, Ankara’daki oğluna telefon etmiş. Ama ulaşamamış bir türlü.Dedi ki bana:

- “Kemraan! Abenin cebini areyon, bulameyon. Abin çemek(çenesi düşük) bir sekreter a(l) mış menemme(galiba) . Ne vakıt arasam, “Aradığınız numara yanış, bir ta(bir daha) ara’n(arayın) deyip gapatıyo. Numara doğru de’cen (diyeceğim) emme, dinnemeyo bile(ama) .Gahrolasacık!

Devamını Oku
Kâmuran Esen

Ah çocukluğum, oyuncaklarım, arkadaşlarım! Hepsi aklımda.......Ve annemim kuralları, yasakları........ Yaşam çok güzeldi.....Ah bir de annemim yasakları olmasaydı! ....Eğer bu kurallara uymazsak, annem bizi cezalandırırdı. Oyun süremizi kısıtlardı. Onun sözünü dinlemeliydik. Sonra olan bize olurdu. Arkadaşlarımızın oyunlarına katılamaz, evde kendi başımıza oynamak zorunda kalırdık. Annemin koyduğu kurallara uymak, yasak olanları yapmamak hiç de zor değildi benim için. Bu konuda hiç zorlanmıyordum. Annemin “ yapmayın ” dediğini yapmıyordum, işte o kadar. Yani terbiyeli bir çocuk olmak bu kadar kolaydı. Annem bizim terbiyeli bir çocuk olmamız için böyle davranıyordu. Hiç bizim kötülüğümüzü ister miydi! Hem de annemizin sözünü dinlemez, ona karşı gelirsek, öbür dünyada cayır cayır yakarlardı bizi. Hatta annemizi üzdük diye, taş bile olabilirmişiz.Bazı büyüklerimiz böyle söylüyorlardı.

Annem bize sık sık, ” Bana lâf getirmeyin. Arkadaşlarınızla iyi geçinin. Büyüklere karşılık vermeyin,” diyordu. Biz de annemin sözü tutuyorduk. Büyüklerin, hele hele annelerin sözü tutulurdu. Öğretmenimiz de böyle diyordu. Zaten, 3. Sınıf Türkçe kitabımızda bir okuma parçası vardı. O parçada, “Annelerinize öf bile demeyiniz,” diye yazıyordu. Okuduğum veya dinlediğim masallarda, anne sözü dinlemeyen çocukların başına hep kötü şeyler geliyordu. O halde annemin sözünü dinlemeliydik. Oynamamıza ne kadar izin verirse o kadar oynamalıydık. Annem bizim hangi saatte evde olmamızı istediyse, o saatte mutlaka evde olmalıydık. Kolumuzda saat olmadığı için vakti bilemez, oyun saatimiz doldu diye eve koşardık. Eğer saatimiz henüz dolmadıysa, hemen evden fırlar, oyun yerimize sevinçle geri dönerdik. Bu konuda çok dikkatliydik.

Diğer çocukların ne yaptığı bizi ilgilendirmezdi. Daha doğrusu ilgilendirmemeliymiş. Bizim eve döndüğümüz saatte, diğer çocukların hâla oyuna devam ettiklerini söylediğimizde annem; ” Her koyun kendi bacağından asılır,” diyordu, bu ne demekse. Onlar oyunlarına devam etseler bile, annemin istediği saatte evde olmalıydık. Aksi takdirde bizim yüzümüzden koyunları bacaklarından asarlardı (!) . Oyundan eve geç dönersek, annem bir daha bizi oynamaya göndermezdi...

Devamını Oku
Kâmuran Esen

Ne zaman seni düşünsem / ne zaman,
Ne zaman sen gelsen aklıma,
İçimden havalanıyor kanadı kırık bir martı,
Gelip konuyor uzaklarıma.
Soluyor yaprakları saksıdaki çiçeğin.
Ve ardından

Devamını Oku
Kâmuran Esen

Biliyor musunuz, fırınlanmış sütlâcı çok güzel yaparım. İnanmazsanız gelin size de yapayım, test edin.Yapmayan namert olsun. Her yiyen çok beğenir. Tabi beğenirler; çünkü sütlâcı yapmam en az birbuçuk saatimi alır. O kadar emek verilir de sütlâç güzel olmaz mı! Sütlâcımı her yiyen mutlaka tarifini ister. İstanbul’da sütlâcı meşhur bir tatlıcı varmış. Kardeşimin eşi; “ Abla! O meşhur tatlıcının sütlâcı bile seninkinin yanında muhallebi gibi kalır şerefsizim! ” diyor.. Aşağıdaki tarifi deneyin, eminim memnun kalacaksınız.

Not: Parantez içindeki bölümler tarifle ilgili değil. Sütlâcın yalnızca tarifini almak isteyenler, parantez içindeki bölümleri okumasınlar. Benim amacım hem sütlâcın tarifini yapmak hem sohbet etmek.tv'deki yemek tarifiyle ilgili abuk subuk programlar gibi.

Malzemeler şöyle:

Devamını Oku
Kâmuran Esen

Hoyrat ellere düşmüş
Menekşedir Fadik Kız.
Yakınınızda uzak,
Kalabalığınızda yalnız.
İncitilmiş,
Hırpalanmış yüreği,

Devamını Oku