ilk akşam karanlığının
ilk karartısını ben gördüm
evlere girme saatinde
gündüzden kalma son sesi ben duydum
ilk defa ben değilim ortada kalan
herkes ortada kaldı
Son Dilek
tutup soluksuz bıraktın haksız hazanlarımı
hayallerim kırılırsa aynalara bakma
göremezsin kendi baharını
dalgalar kıyıya vuramaz artık
saplantılı kuşaklar oldum dağıldım yaşamına
sen gidince bedenim koyu gri acı desenli
matbuatımdır adın lugatimde sözlerin
ağlayışım yağmurlu istanbul sabahları
be anam sen romanlardan kısa alıntı evrenimde
bense ilk harfi seni sevmenin sonlanmamış
sokaklarım hâlâ pus halsizi
ışıklardan huylu böcekler de yorgun
minderde uyuya kalan çocuk soğuk
elimi uzatıp bir şey demeye kalksam
kuşkulanır sonrasızlığımdan...
ilkyazdan kalma bir ömür serpintisinde
sokağın bitiş anını gözlemeksin...
bakmayı unuttuğun göğün yüzüydü
boşluğuna oyuncaktan ölümler dizdiğim
doğal abaküsüm gördüğüm...
açık havalı şu mavide bir sıkıntı var
ya beyazı eksik ya rüzgarı yılgın
yoksa unuttun mu unutmayı bile
göz kapaklarımın arasındaki sızıyı...
bana baktığında kendini görüyorsun
Sessizliğe başından beri sevdalı
Ağaçlar koynuna öğlen güneşini alırken
Ayağının altında oynaşan böceklerle arkadaş...
Irmak sesli bir kır müziği sanıyor çocukluğunu
İşlek kent duraklarında üşümeye alışmamış
Ölmeyi hiç düşünmedi
Saçlarından başlıyorum ışığını anımsamaya
Yol yol umut oluyorsun içimdeki adsız öyküye
Eski bir yağmuru birlikte anımsar gibi
Sabah güneşini bekliyorum hevesle
Taşıyorum balkon demirlerinedek
Susarak savıyorum özgünlüğünü
bütün ağırlığıyla biterken gün
pencereler sonuna kadar kapalı
akşam dağ kalıntıları kokuyor
illetli bir ölüm çöküyor sokağa
ıtır kokulu geceliğindeki sadelikten




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.