Nasıl düştün aklıma, bilemezsin…
Sensizlik krizim tuttu gene, neredesin?
Saçlarımı yoluyorum, kafamı duvarlara vuruyorum…
Seni nasıl arıyorum, bilemezsin…
Seni nasıl özledim, bilemezsin…
"Sevda’yım" sevmeyi bilene!
"Söz’üm" konuşmayı bilene!
"Deniz’im" yüzmeyi bilene!
"Dünya’yım" yaşamayı bilene!
"Gülüş’üm" gülmeyi bilene!
Varsın ömrüm yolunda tükensin,
Sen yeryüzündeki kanatsız meleksin.
Yolum sensin, solum sensin,
Ben ömrümü sana adadım, bilesin.
Varsın eller Mecnun desin,
Bir gülüşüne bin ömür feda...
En güzel varlığımsın bu dünyada...
Sen dur, dünya dönsün etrafında...
Gülümseyen resmin hep başucumda!...
Seni anlatmak yıllarımı alır,
Güzelliğin anlatılmaz, yaşanır.
Bırak doyasıya seyredeyim!..
Gözlerin denizden aşağı mı kalır?
Yüzün güneş mi, yoksa ay mıdır?
Bir damla mutluluk için
Nehir nehir dolaştım…
Bir damla mutluluk için
Ben ne denizler aştım…
Bir damla mutluluk için
Okyanus'a bile ulaştım…
Yolun düşerse değil, yolun düşsün;
Ayda yılda bir olsa da, çık gel gül’üm.
Gündüzleri hayalim, geceleri düşümsün;
Varlığın mutluluk, yokluğun zulüm.
Senden gelen her şeye razıyım;
Bir İstanbul sabahı alır beni benden…
Hayal kurdurur yaşamın her renginden…
Gönül kuş olup uçmak ister kendiliğinden…
Bir sevda kurşunu vurur beni yüreğimden!
Bir İstanbul sabahı uyanıyorum aniden…
Varlığım seni rahatsız ediyorsa,
beni yak; küllerimi rüzgârlara savur.
Eğer ki için hâlâ soğumamışsa,
topla küllerimi, yeniden kavur.
Yokluğum seni mutlu edecekse,
Gözleri İstanbul kadın..
Bakışın bir mavi yangın..
Şarap mıydı? Dudakların..
Esrik gönlümde yıllandın.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!