Seversin ya hani şuursuzca, adına aşk derler
Aşk çarpmasına uğrarsın, adamı bir güzel döverler
Patavatsızca haksız yere, işte böyle bazen söverler
Katlanırsın ya hani acılarına, adı aşk bu eziyetin
Üstüne yıkılacak gibi olur ya hani kalın duvarlar
Adı kalmış İslam’ın, ne edep var ne de iman
Herkes mutlu ve mesut, her şey sütliman
Âlimler bozuk saflarda, gâvur gibi yaşanıyor
Namazı bilen yok, sorsan herkes Müslüman
Gözler, hain aşklar görecekse
Dil bilerek, yalan diyecekse
Gönül bir meçhule, gidecekse
Adımızın ne önemi var
Kader doğuştan, yazıldıysa
Dövizi, mazotu bahane edip, zam yaptın kiraya
Şeytana uyup, vicdanını sattın birkaç şişe biraya
Günahların çoğalıp birikti; hepsi girdi sıraya
Sıra gözetmeksizin bir olup, çöktü başına afet
Bak daha yeni atlattın Korona’yı, ders almadın
Hazır bulduk bu dini, yuttuk doğuştan hapını
Kimimiz iyi ölçtü, kimimiz ölçemedi genel çapını
Her şeye rağmen, eksiklerimizle çaldık kapını
Rahmetinle muamele eyle, affet bizi Yarabbi
Bazı hurafeleri din sayıp, yaşıyoruz her adeti
Turuncu kum savanda
Bol rüzgarlı havanda
Kuru tayın, katıksız
Duruyor, küflü sahanda
Bir çadır, savunmasız
Elimize diken batsa
Biraz rengimiz solsa
Ve ateşimiz çıksa
Endişelenirdi öğretmenim
Ne de olsa o da bir baba
Tarih yazsın aşkımızı
Sen bir agora kızı
Ben denizlerin fersahından gelen
Âşık denizci
İşitmişsindir, umarım gelişimi
Beni ilk karşılayan oldu
Ah bu gönül hicrana düştü; yine
Anlatamaz kendini, kendi haline
Ne bir duyanı var, ne bir anlayanı
Dil söyler, göz ağlar, çalar tezene
Ah bu gönül söz dinlemez, ağlayarak
Toprağın neresinde gezdiğini, iyi bileceksin
Çünkü bir gün, o toprağın altına gireceksin
Karanlıkta şaşırıp, "Burası neresi" diyeceksin
Ah demeden önce, bir düşün derim
Doğup, büyüyünce, alınca yaşını




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!