Azot ile hayat bulur, her canlı
Çok fazla tabii kullanım alanlı
Havada dörtte üçle doğanlı
"N" ile gösterilen gazdır, azot
Doğa, toprak ve canlı döngüsü
Yuvamızı sen tesis ettin, yoğurdun
Çocuklarımızı bin güçlükle doğurdun
Kollarını açıp, mutluluğa çağırdın
Sen olmazsan, bir yanım eksik
Zorluklara göğüs gerip, hep aşarsın
Burnu Kaf Dağında olur, bazen insanın
Kaf Dağı dediğin, masallarda bir yerde
Fizan'a uçup, kaybolup yitilir bazen
Fizan dediğin, Libya'da çöl bir yerde
Ruhun hafifliği kaplar ya, her zerreyi
Hafiflik, ölümün ötesinde, bir yerde
Sanatların en güzelidir şiir
Kafiyesi bol, redifi ahenkli
Arasına bir yudum çay sıkıştır
Tadı belli, dizeler renkli
Bir yudum çay, bir mısra şiir
Altay'lardan yükselen dumana, hükmederken yağmur
Step tozlarıyla karıştı; eşkin at nallarına tarihi çamur
Manevi duygularla nakşedildi; gönlümüzdeki hamur
Orta Asya'dan çıkmadan kucaklamıştık; Anadolu'yu biz
Dört deryanın etrafında dönülürken, korkusuzca ve ürksüz
Büyük bir kinle dolmuştu
Hayata karşı
Gururunu astı karşısına
Kum torbası niyetine
Ve onurunu giydi
Eldivenlerine
Temmuz günlerinden biriydi
Srebrenitza’da
Ve tavan yapmıştı sıcak
Yıl 1995
Sırp postalları aşındırırken Bosna’yı
Çığlıklar yükselecekti; semaha
Hep boşunaydı; onu sevdiğim
Onun bundan haberi olmadı
Hep boşunaydı; iç geçirdiğim
O, beni hiç duymadı
Korkardım; etrafında dolanmaktan
Nihavent bir şarkının makamında, silinir kulaklarım
Özlemin ateşiyle, kor misali yanar dudaklarım
Her gece rüyalarımda, sen diye hayalini kucaklarım
İçine sinmiyorsa, bu sevdam, boş yere gelme
Sıladan yağan yağmurlar, hatıran ile eşdeğer
Sert geçerdi kış ayları, sırtımızda yapağı örme kazak
İçimiz titreyerek giderdik, okulumuz olsa da çok uzak
Panzoid çantamızı yapardık, bayırdan kaymak için kızak
Parmak uçları sökük eldivenlerle, böyle büyüdük işte biz
İtler dostumuzdu, iptendi tasması, gezerdik köy kasaba




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!