Geçiyorken aşkı uğruna aşık, canından feda
Kıyıya vurmuş balık misali çırpınıyor su da
Bu ne dehşetli ölüm, ne hikmetli bir veda
Bir ayrılığı fısıldıyor, tınısıyla aksiseda
Ne imdada zaman var, ne yapılacak dua
Ali İbrahim buyurdu; arzu kerimi haslet
Arayışa filiz sürdü; zat-ı sıfatıyla İsmet
Hayreylesin deryada; küllüsü birer Nimet
Belki vardır; yaradandan yana akti Hikmet
Baba İbrahim zerre oldu, toprağın bağrında
Üç kardeştiler Nevin, Harun ve Hasan
İyi geçinmelerine rağmen, kavga ederlerdi; bazen
Elim bir kazada kaybettiler; anne ve babalarını
Yardım edecek bulamadılar; dost ile akrabalarını
Sabahın ilk saatleri
Tatlı bir meltem havasında park
Hoş bir serinlik
Rüzgârın itmesiyle dönen bir çark
Kendi halinde sallanan salıncaklar
Şehir ışıldıyordu, gecenin karanlığında
Hayallerimiz vardı ya, bize benziyordu tıpkı
İçimiz kararsa da kendi boşluğumuzda
Yıldızlar boynumuza dolanmış birer atkı
Dönüyordu başımız bir pervane
Bırak beni tren
Bu istasyonda ineyim
Ne istasyonlar geçtim seninle
Tıpkı, aşklarımdan geçtiğim gibi
Kırmadım kalbini
Ben minicik bir tohum
Nasırlı bir elle bırakıldım; torağa
Küçük cüsseme inat, büyük rüyalarım vardı
Nasıl olur bilemem, karar verdim; ağaç olmaya
Toprak karanlık
Toprak
O zaten mayamız
Ses çıkarmaz
Üzerinde gezindiğimize
Ne de olsa
Toprak anamız
Hayat, bir rüzgara benzer
Bazen zayıf, bazen güçlü eser
Uçurtma gibidir aşk
İpini makas keser
Uçurtmanın gövdesi üç çıtadan
Bir şehir barındırıyorum, yüreğimde
Tropik ormanlarıma yağar durur, musonlar
Meteorolojiden bağımsız
Fırtına öncesi sessizlik, ıslık çalar
Rehavete kapılır, nehirler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!